Halk İçi Çelişkilerin Çözümünde Şiddete Hayır : PKK’liler İngiltere’de Abdullah Öcalan’ı Eleştirdiği Gerekçesiyle Bir Devrimciye Döverek Yaraladılar..!

Yaklaşık bir yıldır Erdoğan-Bahçeli, Öcalan’ı da yanlarına alarak birlikte” terörsüz Türkiye” yaratma adı altında Kürt direnişinin tasfiye edilerek sisteme yamanması ve bölgede T.C. devletinin güçlendirilmesi ve Erdoğan’ın yeniden Cumhurbaşkanı seçilmesi için bir plan işliyor.

 Nitekim ortada fol yok yumurta yokken, Bahçelinin çağrısıyla Öcalan PKK’yi lağvedip silahlı direnişe son vermişti.  Aynı zamanda Öcalan’ın PKK’yi lağvedip silahlı mücadeleyi rafa kaldırması karşılığı Kürt ulusunun ulusal ve demokratik haklarından en basiti hasta tutsakların tahliyesi bile gerçekleşmedi. Öcalan Kürtler hiçbir talepte bulunmuyorlar diyerek, herşeyi faşist dinci Kürt ve demokrasi düşmanı Saray rejiminin şevkatine bırakmıştır. Öcalan’ın yeni manifestosunda, devrimci ve demokrasi adına ne varsa yok edilmiş ve reformist bir çizgide konaklayarak, PKK’nin bağımsız birleşik demokratik Kürdistan talebinin hayal olduğunu ilan etmiştir.

Ha keza T.C. devletinin, yüzyıllardan bu yana Kürt ulusuna reva gördüğü inkar ve imha politikasının ortadan kaldırılması ve kendi kaderini kendi eline alması için 1984 Ağustos’unda PKK önderliğinde yakılan isyan ateşi gelişip büyüyerek egemen sınıfları köşe sıkıştırmış ve sıkıca uygulamaya çalışılan faşist inkar ve imha politikası birçok bakımdan işlemez hale getirilmişti.

 Neki hem uluslararası alandaki gelişmeler hem bölgesel gelişmeler ve hem de iç politikada yaşanan gelişmeler PKK’nin manevra yapma olanaklarını oldukça sınırlamıştı. Kendi değerlendirmelerine göre “PKK artık kendisini tekrarlar hale gelmiş” ti. Buradan çıkmanın iki yolu vardı, ya bölgede esasta kendi gücüne, bölge halkalarının ve devrimcilerin gücüne dayanarak, silahlı direnişi Kürdistan’ın dört parçasına yayacak, batı da devrimci hareket ile işin gereklerine göre ittifak yaparak direnişi büyütecek yada emperyalizmin kanatları altına girerek T.C devletiyle kırıntılar karşılığında yaşamına legal alanda devam edecekti.

Nitekim köşeye sıkışmışlık ve kuşatılmışlık zaten 1999 yılında T.C. devletine teslim edildikten sonrası yani İmralı’da tamamıyla değiştirilen ve reformist bir hatta oturan Öcalan çizgisi PKK’ye egemen olmuş ve devrimden vazgeçilerek, devletin üniter yapısına dokunmadan yerelde belediyeler merkezli yada  güler yüzlü kapitalizmin egemen olduğu komünler ile, “demokratik sosyalizmin” kurulup yaşatılması yeni paradigma olarak öne sürülmüştür.

Elbette Öcalan’ın İmralı’da başlayan ve gittikçe derinleşerek süren, sıklıkla değişime uğrayan düzen içi reformist çözüm perspektifi devrimci ve sosyalistler tarafından eleştirildi ve Öcalan’ın yeni çizgisinin Kürt direnişini tasfiye etme amacını güttüğünü belirleyerek eleştirdiler.

 Elbette bu PKK ve Kürt direnişini tasfiye etme çizgisinin baş sorumlusu Öcalan’dı ve haliyle eleştirilerin odağında Öcalan durmaktaydı. Hakaret, küfür ve yalan-yanlış eleştiriler olmadığı sürece, herkes eleştirebilir. Buradan olarak, Öcalan eleştirilemez değildir. Bir Kürt politikacı ve PKK’nin önderi olması nedeniyle, ideolojik-politik tutumları ve yanlış değerlendirmelerinden dolayı Öcalan elbette eleştirilecektir. Haliyle, eleştiri ve özeleştiri silahı kullanılmadan, hata ve eksikliklerden arınmak ve doğruların ışığında hedefe doğru yürümek mümkün olamaz.

Aynı zamanda eleştiri-özeleştiri, demokrat olmanın zorunlu bir gereğidir de. Son dönemde Öcalan’ın  her bakımdan tasfiyeciliği ifade eden yeni çizgisinin, devrimci ve sosyalistler tarafından eleştirilmesi, PKK kadrolarında önemli rahatsızlık yaratmakta ve “ Öcalan’ı  eleştirmek kırmızı çizgimiz diyerek,” sürece dair yapılan eleştirilerin önü alınmaya çalışılmaktadır. Öcalan ve PKK yöneticileri nasıl ki Marks’ı, Engels’i, Lenin’i, Stalin’i acımasızca hemde doğru bir temelde olmadığı şekilde eleştiriyorsa, aynı şekilde devrimci ve sosyalistlerde Öcalan’ın ideolojik-politik çizgisini eleştirme hakkına sahiptirler.

15 Aralık 2025 tarihinde İngiltere’de devrimci bir insan, kendilerine “Apocu gençlik” diyen bir grup  PKK’li tarafından, bir düğünde “gel seninle konuşacağız “diyerek çağrılıp ardından,” Önderlik bizim kırmızı çizgimizdir “ açıklamasının ardında, ” sen nasıl olurda önderlik ile alay edersin” sözleriyle fena halde dövülmüş, kafası yarılmış ve gözü yaralanmıştır.

Uzun dönemden bu yana PKK kendisi içinde ve kendi dışındaki insanlara gerici şiddet uygulamıyordu. Ama son “Terörsüz Türkiye” yaratma sürecinde hem PKK tabanında ve hem de devrimci ve sosyalist harekette Öcalan çizgisine yönelik eleştiriler ve sorgulamanın artması, PKK saflarında emekçilere ve devrimci yönelik yeniden korkutup, sindirme aracı olarak gerici şiddeti devreye sokma hatalı tutumu depreşmiştir.

Biliyoruz ki, devrimci saflarda sorunları çözmenin aracı olarak devreye sokulan gerici şiddet, hiçbir zaman için, devrimci ve Kürt yurtsever hareketine yarar sağlamamıştır. Devrimci ve emekçiler arasındaki sorunların çözümü, eleştiri özeleştiri olmalıdır. Bu devrimci silah kullanılarak, demokrasi bilinci devrimci saflarda geliştirilip, güçlendirilerek, burjuvazin yöntemlerinden uzak durularak sorunların çözümünde devrimcilerin farklı yöntemleri belirgince ortaya konup buna uygun davranılmalıdır.

Kürecik dernek üyesi de olan bir devrimci arkadaşın eğer yanlış yada hatalı bir tutumu söz konusuysa yapılması gereken ilk adım öncelikle yerel dernek yönetimi bünyesinde bir komite oluşturarak, tespit edinilen hatayı düzeltmek ve kişiyi uyarmak için çaba göstermek olmalıydı. Bunların hiç birisi yapılmadan kendilerine “Apocu gençlik” diyen bir grup genç, Kürecik derneği üyesi devrimci bir arkadaşa, “sen nasıl önderliğimize dil uzatırsın, alaya alırsın “ sözleriyle, kişi tehdit edilip ardında öldüresiye dövülmüş ve yerel dernek yönetimi tehdit edilerek, “derneği benzin döker yakarız” tehdidiyle, sürece dair Öcalan’ı eleştirenlerin hedef haline getirilip, susturulmaları hedeflenmiştir.  Üstelik, PKK’lilerin saldırısına uğrayıp yaralanan kişi, her zaman PKK’nin hemen her eylemine katılıp destek olan bir devrimcidir.

Biliyoruz ki, devrimciler açısından şiddet, özünde faşizm ve egemen sınıfların devletine karşı kullanılan bir araçtır. Halk ve devrimciler arasındaki sorunların çözümünde şiddet asla devrede olmaz olamaz. Çünkü halk ile devrimciler arasındaki çelişkiler uzlaşmaz çelişki değildir. Buradan olaraktan halk ve devrimciler arasındaki sorunlar çözüm anahtarı eleştiri-özeleştiridir. 

Bugüne kadar devrimciler ve halk arası sorunların çözümünde burjuvaziden aşırılmış gerici şiddet dahil hatalı yönetmeler uygulamaya sokulması nedeniyle yüzlerce devrimci ve emekçi yaşamını yitirmiştir ve bu yanlış çizgi yüzbinlerin devrimci ve yurtseverin hareketten uzaklaşmasını vesile olmuştur. Devrimci ve Kürt yurtsever hareketi devrim ve sosyalizm savaşımına zarar veren ve emekçiler arasında devrimci ve Kürt yurtsevere hareke yönelik güvensizliği geliştiren, yanlış ve hatalı  çözüm yöntemlerinden uzak durmalı ve devrimci enerjimizi, faşist gerici ve halk düşmanlarının darbelenmesi, emekçi ve devrimcilerin birlikte mücadelesini geliştirmesine hasretmeliyiz.

Tüm devrimci ve emekçileri, devrim ve sosyalizm mücadelesine zarar tutum ve yaklaşımlara uzlaşmadan, banana demeden karşı çıkıp, mahkûm etmeye, ortak düşmanımız Saray faşizmine karşı birleşik mücadeleye omuz vermeye çağırıyoruz.

Devrimciler ve Halk İçi Çelişkilerin Çözümünde Şiddete Hayır…!

Aralık-2025

Halkın Birliği