FASİST İKTİDAR ÖÇ ALMAYA, AKIL, BİLİM AYDIN İNSAN YETİŞTİREN TÜM KURUM VE KURULUŞLARI YOK ETMEYE HER YÖNDEN DEVAM EDiYOR…

AKP-MHP Türk İslam Sentezci İktidarın Hedefinde Şimdide Nesin Vakfı Devrimci-demokrat ve ilericiler Olarak Nesin Vakfına sahip Çıkalım…!

AKP-MHP ittifakının üçüncü ittifak gücünün başta Süleymancı Cemaati olmak üzere bir çok irili ufaklı şeriatçı faşist gerici dinci cemaatler olduğunu biliyoruz. Saray faşizmi sürekli olarak dinci cemaatleri koruyup kolladığı gibi devlet olanaklarını bu şeriatçı gerici orta çağcıl cemaatlerin palazlanması için kullandı, kullanıyor. Aziz Nesin tarafından 50 yıl önce kurulan ve yardım severlerin yaptıkları üç beş kuruşluk destekle ayakta kalmaya çalışan Nesin Vakfı, kimsesiz ve yoksul çocuklara eğitim vermektedir. Sürekli olarak devlet ve şeriatçı güçlerce hedef tahtasına oturtulan ve ” dinsiz kuşak yetiştiriliyor” yalanıyla saldırılara uğrayan Nesin vakfı dinci faşist Saray rejimince hayali gerekçeler öne sürülerek maddi olanaklarına el konularak kapatılmak isteniyor. Saray faşizminin kendi dışındaki muhalif ve demokratik kurumları kaparak alanı tümden faşist dincilere açma saldırısına karşı Nesin Vakfı gibi kurumları korumak için maddi desteğimiz esirgemeyelim ve Nesin Vakfının yalnız olmadığını dayanışmamızla gösterelim.

Konuya dair Nesin Vakfının yöneticilerinden Ali Nesinin Açıklamasını yayınlıyoruz.

Ali Nesin’den:

“Sevgili Dostlar,

Valilik banka hesaplarımızı bloke etti. Bu Vakıf’ta maaşlı çalışan var, okuyan, beslenen çocuk var demeden, acımasızca… Bir yere kaçtığımız, kaçacağımız da yok, devlet istediği zaman istediğini alır zaten. Banka hesaplarımızı bloke etmek en hafif deyimle ancak hoyratça bir tavır olabilir.

Konuyu kısaca anlatayım.

2017’de sizlerin de katkısıyla komşu araziyi satın almış, böylece Nesin Vakfı’nı büyütmüştük. Babamın hayaliydi, gerçekleştirdik.

Geçen yıl, İsmailağa cemaatinden olduğu anlaşılan Rabıta Vakfı yeni aldığımız bu arazinin hemen yanına yerleşti. Böylece onlarla komşu olduk. Eksantrik ve hatta sevimli bulduğum bu cemaatin yanı başımıza gelmesinden hiç rahatsız olmadım, hatta aksine, gülümsemeyle karşıladım. Türkiye farklı inançların, farklı görüşlerin, farklı yaşam tarzlarının bir arada barış içinde yaşayacakları bir ülke olmalı çünkü, aksi hâlde hiçbirimize huzur yok. 1995 Temmuzunda ülkeye döndüğümde de bu düşüncedeydim, bugün de bu düşüncedeyim. Siyasi tavırlarımı biliyorsunuz… Ama olaylar hiç de umduğum gibi seyretmedi.

Yanı başımızda kalabalık ve yüksek sesli ayinler düzenlediler. Bakışlarından ve hareketlerinden rahatsız olmamızı istedikleri anlaşılıyordu. Fotoğraflarımızı çekip özel hayatımızı ihlal ettiler. Tehdit ettiler. Çatalca’da aleyhimize dedikodular çıkardılar. Hiç nedensiz düşmanca bir tavır içine girdiler. Kaçak bir cami (ya da mescit) inşaatına başladılar. İçlerinden biri bize fiziken saldırdı. Hiçbir zaman tahriklerine kapılmadık ama gerekeni yaptık; ne yazık ki şikayetlerimizin hepsi resmî mercilerden geri döndü. Arkaları sağlam anlaşılan. Buraya kadar olanlar o kadar önemli değil, biz bu tür mücadelelerle çok haşır neşir olduk, âdeta nasırlaştık. Sonrası daha vahim.

Bir ay önce Valilik, izinsiz bağış kampanyası yaptığımız gerekçesiyle banka hesaplarımızı bloke etti. Şu anda paramıza ulaşamıyoruz. Hem araziyi hem de o süreçte toplanan parayı istiyorlar. Bir ay boyunca sorunu diyalogla, güzellikle, bu ülkeye ve insanlarına inanan uygar insanlar gibi çözmeye çalıştık, ama olmadı.

İzinsiz bağış kampanyası dedikleri de bir Facebook duyurusundan ibaret. Kaldı ki o zamanlar sosyal medya duyurularını kampanyadan sayan bir kanun maddesi de yoktu, üç dört yıl sonra çıktı.

Son bir söz: Nesin ailesi bu ülkenin düşmanı değildir, aksine, Birinci Dünya Savaşı’na, ardından gönüllü olarak Kurtuluş Savaşı’na katılan dedemi de sayarsak, üç kuşaktır karşılıksız bu halka hizmet ediyoruz, izin verirlerse daha da edeceğiz.

Yetti ama!

Ali Nesin”