Erdoğan’ın şeflik rejimi din sosuna bulanmış yalanlarla emekçilerin bilinci bulandırıp, kitle desteğini ayakta tutmak için he türlü kara ajitasyon-propagandayı devreye sokmaktan beisi görmüyor. Ellerinde tutmuş olduğu devasa medya gücüyle, yığınları etkileyip, yöneldirebiliyor.
Kuşku yok ki bunda güçlü bir devrimci muhalefet odağının yaratılmamasının tayin edici rolü söz konusu. Örneğin bir yanda işsizlik rakamlarının 8 milyonu aştığını verilerle ortaya koyan DİSK araştırması orta yerde dururken, patron örgütleri çalıştıracak işçi bulamadıklarını söyleyebiliyor. Kırsal alanda çoban ve benzin istasyonlarında araçlara gaz dolduracak pompacı bulanamıyormuş. :Yani yalanda kimse ölmediğine göre asari ücretten düşük karın topluğuna çalışmaya hazır olan milyonlarca emekçi orta yerde durduğu halde sermayenin sözcüleri “Türkiye’nin düzenli göçe ihtiyacı var. Önümüzdeki dönemde ihtiyaç duyduğumuz nitelikleri iyi tespit ederek, ülkeleri daha bilinçli seçerek, nereden ne kadar göç alacağımıza iyi karar vererek, planlayarak belli oranda düzenli göç yapmak durumundayız.” diyebiliyorlar.Yani sermaye ucuz, sendikasız ve sigortasız çalışacak, köle işçi istiyor. Çünkü sığınmacı genç nüfustan on binlercesi 6 bin TL’ye çalıştırılıyor. Hatırlanacağı üzere bir AKP yetkilisi, “göçmen iş gücü olmasa Antep’te işler durur ” demişti. Böylesi bir durumda “İşçi bulunamıyor” muş ve hangi ülkeden uygun olacağı belirlenerek “düzenli göç ihtiyacı” karşılanacakmış. İlginç ve çelişkili bir durum!Neredeyse her gün birbirinden ilginç, birbirini unutturma işlevi de gören veya o amaçlı kullanılan onlarca-yüzlerce olayın meydana geldiği Türkiye de, dinin toplumsal yaşamı düzenlemek için daha etkin tarzda kullanılması yönündeki ardışık gelişmelerden bir yenisine MEB (Milli Eğitim Bakanlığı) imza attı. Buna göre, Ortaöğretim Genel Müdürlüğünce hazırlanan “adabımuaşeret” dersi tüm ortaöğretim okullarında “seçmeli ders” olarak okutulacak ve öğrencilerin “görgü kuralları ve nezaket”i öğrenmeleri sağlanacak! Üniversitelerin dahi müftü ve imamların yönlendirmesine alınmaya çalışıldığı bir süreçte genç kuşakların, “dininin ve kininin” güdüsüyle esaret zincirlerinin örülmesine sevk edilmesi yönünde yeni bir uygulama.Bir diğer ve yeni olmasa da yeni unsurlarıyla daha etkin bir tehdidi içeren yönetim kararı “Rezerv alan düzenlemesi”dir. Gerekçe, “Doğal afetlere karşı önlem alma”dır. Ancak karar, araziye, binalara, meralara, ormanlık alanlara, kıyılara yönetimce el konmasını, kararına sual olmaz bir yetkilinin imzasını yeterli saymaktadır. Kişilerin “mülkiyet hakkı”, başka kişi veya şirketlerin çıkarı için ihmal ve ihlal edilebilecektir. Uygulamaya ise ‘ne gariptir’ ki Samandağ, Defne gibi ilçelerden başlanmıştır.Ekonomiyi “düzeltme bakanı” Şimşek , “Vergiyi tabana yaymak lazım” diyor. Vergi gelirlerinin yüzde70- ila 85’inin “taban”dan alındığı bilinmesine rağmen, süper zengin tekelci şirketlere servet vergisi konacağına, milyonlarcası açlık sınırı, on milyonlarcası yoksulluk sınırı altındaki “gelir”le yaşam mücadelesi verenlerden daha fazlası alınmak isteniyor. İtiraz etmez, direnmezlerse alınacak da.Elbette bu yönüyle yüzlerce örnek sayılabilir. Metal işçilerinin toplu sözleşmeleri, devletçi-sermayeci sendika ağa ve bürokrasisinin iş birlikçi-teslimiyetçi, ve elbette rant yiyici tutumu, Özak işçilerinin direnişi karşısına sermaye cephesinin tüm güçleriyle dikilmesi ve fakat işçi-emekçi kesiminin henüz direnişin önemini yeterince görüp kendi sorunu olarak sahiplenerek yaygınlaştıracak bir tutuma yönelmemiş olması; bunlar ve daha onlarcası var.Bir de bu türden “içerideki” gelişmeleri gölgeleyip gelişebilir tepkileri önlemenin aracı olarak kullanılan “beka sorunu” var ki, Kürtlerin ulusal hak eşitliği mücadelesine yönelik günlük askeri operasyonlarla taze tutuluyor. Her bir F 16 filosu kaldırıldığında on binlerce dolarlık bomba ve mühimmat harcanıyor. Onları, gazete ve televizyonların “Terörist etkisiz hale getirme” operasyonları tamamlıyor.Bütün bunlar işçi sınıfı ve emekçileri aydınlatmayı ve yalana karşı gerçeği sürekli ve sistemli olarak ortaya koymayı daha bir önemli kılıyor.Bir olayın, gelişmenin, sorunun farklı yönleriyle işlenmesi-takip edilmesi aydınlatılması, günümüz koşullarında hem kolay hem zordur. İletişim teknolojisindeki devasa gelişme ve “sosyal medya” olarak tanımlanıp tarif edilen “araçlar”ın kullanım olanağı, gelişmelere ilişkin duyum ve bilginin hızla yayılmasını kolaylaştırmış; ancak meydana gelen gelişmelerin ve yaşanan olayların olgusal ve hayati önemdeki sorunlarla ilişkisini, içinde bulunulan durum ve anla sınırlı etkiye daraltma tehlikesini de büyütmüştür. Bu durum kapitalist gelişmenin veri ve sonuçlarından biridir. Teknolojiyi en etkin kullanma konumundaki egemen sınıf güçlerinin ellerindeki aygıt, araç ve olanakları seferber ederek gelişmeleri kendi çıkarlarına ‘algılatma’yı, en yalın ve aleni olayları dahi maniple ederek işçi-emekçi halk kitlelerini yanıltmayı, sermaye sistemi ve burjuva devlet iktidarının korunup sürdürülmesi için önemli gereklilik ve koşullardan biri saydığı biliniyor.Bu burjuva hissiyatı, devlet-hükümet yönetimleriyle sermaye partileri ve sömürüden beslenen medya mangalarını, toplumsal yaşamda deprem yaratacak etki gücündeki olayları dahi kimi zaman kazaen yaşanan “münferit bir durum”, şu veya bu “görevlinin ihmali-yanlışı” ya da “kaçınılmaz kader sonucu” gösterip kitleleri suskuya ve tepkisizliğe ikna etmeyi, öncelikli bir sorun ve görev olarak benimsemeye yöneltir. Burjuvanin faşist yada anti-demokratik gerici diktatörlükleri, vahşetin en beklenmez biçimlerine başvurdukları zamanlarda dahi “rıza üretimi”ne, manipülasyona yönelik “yalan kirli propagandasından vazgeçmezler.Haliyle yalana karşı gerçeği savunma, olayların ve gelişmelerin farklı yönleriyle ve fakat bütün unsurları; nedenleri, etkenleri, bağlantıları ve sonuçlarıyla işlenmesi-anlatımı ve sergilenmesi-ya da teşhiri, sömürülen sınıf ve baskı altındaki emekçi kitlelerinin sömürü ve faşist baskı sisteminden kurtuluşu için mücadele edenler için, yukarıdaki nedenlerle çok daha önemli bir işleve sahiptir. Bir tek günde bile onlarca, hatta yüzlerce farklı olayın meydana geldiği ve bunların çoğu kez biri diğerini gölgede bırakacak veya önemini gölgeleyecek şekilde çeşitli iletişim araçları kullanılarak milyonlarca insanın düşünce ve davranışını etkilemek ve yönlendirmek için kullanıldığı bir ülke ve dünyada, devrimci siyasal teşhirin, daha etkin tarzda geliştirilip-yaygınlaştırılması zorunludur. Her bir olay ve gelişmenin farklı yönlerinin çeşitli vesilelerle-ve devrimci tutum ve düşünceyi geliştirip gücendirme hedefiyle- aralarındaki diyalektik bağlantıları da kaçırmadan işlemek, emekçiler yararına düşüncenin yaygınlaşması için eldeki araçları daha etkin tarzda kullanmak her dönemden daha bir gerekli ve şart olarak karşımızda duruyor.
Halkın Birliği Devrimci Halkın Birliği