Ekim Devrimi İşçi ve Emekçi Halklara Umut Olmayı Devam Ediyor..!

Başında Lenin ve Stalin’in bulunduğu Rusya da  SBKP-Bolşevikler önderliğinde ayaklanan işçi ve emekçiler 1917 devrimini zafere taşıdılar. Ekim devriminin dersleriyle donanmak,  yeni ekim devrimlerinin daha sağlam zemin üzerinde örgütlenmesi ve geçmişte yaşanan eksiklik ve yetmezliklerin aşılması bakımından büyük önem taşıyor.

Bilindiği üzere,  1917  Ekim sosyalist Devrimi’nin top sesleri, eski çağın, burjuva demokratik devrimler çağının kapandığını, yeni bir çağın, emperyalizm ve proleter devrimler çağının açıldığını muştuluyordu.  Büyük Sosyalist Ekim Devrimiyle emperyalist kapitalizmin en üst aşaması tekelci kapitalizmin, çürüyen, asalak ve can çekişen kapitalizm olduğu, kapitalizmin emperyalizmden öteye gideceği bir yer olmadığı, kapitalizmin artık tarihsel bir zorunluluk olarak yerini sosyalizme bırakmak zorunda olduğunu, emperyalist kapitalizmin sosyalist devrimin şafağı olduğu  Leninist tezini, bütün berraklığıyla, doğruladı.

Keza Büyük Sosyalist Ekim Devrimiyle bir çelişki daha doğdu ve yerküremizde kapitalist sistem ile sosyalist sistem arasındaki çelişki, sosyalist sistemin doğuşuyla birlikte emperyalizmi zayıflatan, emperyalizmi devrime götüren çelişkiler daha bir şiddetlendi, derinleşti. Sosyalist Sovyetler Birliği’nin varlığı, enternasyonal proletarya ve halklara ilham kaynağı oldu ve dünya proletaryası için devrimin üssü durumuna geldi. Ekim Devrimiyle birlikte, proletaryanın burjuvaziyi, emekçi halkların ve ulusların emperyalizme, sömürgeciliğe ve yeni sömürgeciliğe karşı ulusal ve toplumsal kurtuluş mücadeleleri bir atılım dönemine girdi.

Yine Ekim Devrimiyle birlikte uluslararası komünist hareketin birliğinde bir sıçrama yaşandı. Oportünistlerin ihanetiyle bütünüyle yozlaşan İkinci Enternasyonalin yerine Üçüncü Enternasyonal kuruldu. Üçüncü Enternasyonal Ekim Devriminin etkisiyle hızla gelişti, güçlendi ve dünya politika arenasında büyük ve etkin bir politik güç durumuna yükseldi. Enternasyonal proletaryanın ve, sömürülen ve köleleştirilen milyonlarca emekçinin  kavgasına yol gösterdi. Ekim Devriminin etkisiyle dünyanın dört bir yanında yeni komünist parti ve örgütler doğdu. İhanetçi İkinci Enternasyonal partilerinde hızlı ayrışmalar yaşandı. Dünya çapında Marksizm-Leninizm’in, Sosyalist Sovyetler Birliği ve Üçüncü Enternasyonalin prestiji hızla yükseldi, kıtanın dört bir yanını etkiledi. Böylece burjuvazinin, burjuva ideologlarının, kapitalizmin politik temsilcilerinin ve emperyalizmin hizmetindeki oportünist, revizyonist ve reformist akımların yüreğindeki, beynindeki korku devleşti.

Buna bağlı olarak ezilen ve sömürülenlerin, proleter yığınların bağımsızlığa, demokrasiye, sosyalizme, sömürüsüz, savaşsız bir dünyaya olan tutkusunu daha da güçlendirdi ve her türlü ihanet ve aşağılık saldırılara karşı geleceğe olan umudu taze tutmasını sağladı.

Ekim devriminin kanıtladığı diğer bir gerçekte kapitalizme karşı mücadelede sonuna kadar mücadele eden tek sınıf proletaryadır. Ancak proletarya kendisiyle birlikte, ezilen, sömürülen tüm emekçi sınıfları kurtarma yeteneğindedir. Çünkü proletarya dışındaki tüm sınıflar kapitalizmin tepesinde durmaktadır. Özel mülkiyete sahiptirler. Oysa proletarya, kapitalizmin özgül ürünü ve mezar kazıcısıdır. O, özel mülkiyetle bağlarını koparmış modern bir köledir. Kurtuluşu özel mülkiyetçi üretim ilişkilerini, kapitalist özel mülkiyet dünyasını devrimle tasfiyesinden yanadır. Bundan dolayıdır ki, proletarya, teoride özel mülkiyetin tüm biçimlerine karşıdır, politikada proletarya demokrasisini öngörür. Ekim Devrimi’nin kanıtladığı gibi, çağımızın merkezinde duran çağın yükselen ve geleceği elinde bulunduran sınıfı, kapitalist dünyanın her renkten temsilcisinin horladığı, “ayak takımı” ve “cahil” olarak niteledikleri proletaryadır.

Bundandır ki Marksist teori odağına proletaryayı koydu. Çağımızda devrimci ve sınıflar mücadelesinin her cephesinde öncülüğü proletaryaya verdi. 1905-1917 Şubat ve 1917 Ekim Sosyalist Devriminin öncüsü, Ekim’de politik iktidarı fetheden sınıf, öncü sınıf dediği sınıftır. Rusya komünistlerinin ve Ekim Sosyalist Devrimi’nin deneyimleri, bugün komünistlere yol göstermeye devam ediyor.

Yaşanan olguların yakıcı olarak kanıtladığı gibi, proletarya, tarihsel eylemini ancak partisi aracılığıyla yerine getirebilir. İlke ve esnekliği birleştiren, Marksist-Leninist teoriye hakim, doğru bir program, strateji ve taktiğe sahip proletaryanın en yetenekli, en kararlı savaşçılarını bağrında toplamış, yığınlarla sımsıkı bağlı olan, onların nabzını elinde tutan çelik disiplinli partisinin öncülüğü olmadan, proletarya devrimde hegemonyasını kuramaz, politik iktidarı fethedemez, nihai amacı olan sınıfsız komünist topluma varamaz. Ancak böyle bir parti, proletaryanın yeni tipteki Bolşevik Partisi, proletaryayı politik savaşımdan ustaca, militanca yönetebilir, zafere giden yolda burjuvazi ve bağlaşıklarının kurdukları tuzakları boşa çıkarabilir ve zaferi güvenceye alabilir.

Eğer başında Lenin’in bulunduğu RSDİP(B) olmasaydı, Ekim fırtınası da yaşanmayacaktı. Proletarya politik iktidarı fethedemeyecekti.

Teori tarafından doğrulanan, Ekim Devriminin yakıcı bir şekilde kanıtladığı bu gerçek bir işçi sınıfının temsilcisi olan komünistlerin önünü de aydınlatıyor. Türkiye proletaryasını parti olarak örgütlemek görevi, kavranacak halka olarak komünistlerin önünde durmaktadır. Ekim Devrim’inden öğrenmek demek, aynı zamanda, bu göreve daha bir sıkıca sarılmak demektir.

Keza Ekim Devrimi, halk ayaklanmasıyla başarıya ulaştı. Bu da yol gösterici başka derslerden biridir. Ekim Devrimi, kaynağını kapitalizmden alan ulusal sorunun kesin ve köklü bir çözüm yolunu da gösterdi. Ekim Devrimi, ulusal sorunu sınıf sorununa bağlı olarak çözdü. Ulusal sorunun proleter devrimin genel sorununun bir parçası olduğunu, ancak proleter devrim tabanına dayalı olarak ele aldığında köklü çözümün gerçekleşebileceğini kanıtladı. Egemen Rus ulusunun diğer uluslar ve ulusal azınlıklar üzerindeki ulusal egemenliğine, ulusal zulmüne ve ayrıcalıklarına son verdi. Ulusların ve dillerin eşitliği ilan edildi. Ezilen ulusların başta ayrı devlet kurma hakkı olmak üzere, tüm ulusal demokratik haklar tanındı ve güvenceye alındı. Ulusal azınlıkların gelişme hakkı yasalarla güvenceye alındı. Böylece Ekim Devrimi, ulusal sorunun burjuva çözümlerinin iflas ettiğini, kapitalizmin ve burjuvazinin bu sorunu çözme yeteneğinde olmadığını da eşsiz bir şekilde kanıtladı.

Aynı zamanda Ekim Devrimi Lenin’in kesintisiz devrim teorisini bütünüyle doğruladı. İşçi kesimi, Troçkistlerin iddia ettikleri gibi, Lenin Ekim Devrimi’yle Troçkistleşmedi. Leninist teoriyi bir tarafa atmadı. Aksine Ekim devriminin görkeminden etkilenerek, o dönem sürekli devrim teorisini bir köşeye atarak Bolşeviklere katılan, ilke ve istikrar yoksunu Troçki’ydi.

Lenin yoldaş, Rusya devriminin demokratik karakterde olduğunu saptadı. Demokratik devrimle sosyalist devrimin tek bir zincirin iki halkası olduğunu belirtti. Proletaryanın demokratik devrime katılarak hegemonyasını kurması gerektiğini vurguladı. Proletaryanın demokratik görevlerinin, sosyalist görevler ve hedefleri karşısında ikincil derecede önem taşıyan, kalıcı olmayan, geçici görevler olduğunu özellikle açıkladı: Ama sosyalist görevlerin gerçekleşmesi için zorunlu olarak demokratik devrim aşamasından geçilmesi gerektiğini, proletaryanın demokratik devrime dönüştürmek için katıldığını sıkıca vurguladı. Daha demokratik devrimin başında proletaryaya, sosyalist bilinç temelinde, sosyalist bakış açısıyla demokratik görevlerin ele alınması gerektiğini söyledi. Demokratik devrimden sosyalist devrime geçişte aranacak tek kıstas proletaryanın bilinç ve örgütlülük derecesi olduğunu açıkça ortaya koydu.

Revizyonist, reformist, Maoist, Troçkist devrim teorilerinin ortalıkta cirit attığı, Türkiye gerçekliğinden kopuk, sübjektif devrim teorilerinin, Sivil toplumculuğu ve Post-modernsit eğilimlerin görece yaygınlık kazandığı koşullarda, Ekim devrimi’nin deneylerini derinden kavramak, yaymak, Leninizm’in düşmanlığında buluşma söz konusu akımlara karşı yöntemli, etkili darbeler indiren bir ideolojik mücadele geliştirmek ivedi ve güncel bir görevdir. Büyük Ekim Devrimi’nden öğrenmek demek, bu görevi hakkıyla yerine getirmek demektir. Kısacası Ekim Devrimi, Leninist tek ülkede  proleter devrimi kesin bir şekilde doğruladı.

Keza Lenin emperyalizmi tahlil etti. Emperyalizmin tahliline bağlı olarak özetle şu sonuçlara ulaştı; Emperyalizm oluşmasıyla birlikte, dünyanın emperyalist devletlerce paylaşımı tamamlanmıştır. Tek tek ülkelerin ulusal ekonomileri kendilerine yeter ekonomik birimler olmaktan çıkarak, emperyalist dünya ekonomi zincirinin halkaları haline gelmişlerdir. Sosyalist devrimin nesnel koşulları şu veya bu ülke ve ülkelere özgü olmaktan çıkarak, evrensel bir olgu haline gelmiştir. Emperyalist dünya ekonomisi tamamıyla uluslararası proleter devrim için olgunlaşmıştır. Sosyalist devrim, geleceğin bir sorunu olmaktan çıkarak pratik bir sorun haline gelmiştir. Ekonomik ve siyasal gelişimin dengesiz, eşitsiz evrimi, kapitalizmin mutlak yasasıdır. Bu yasa, emperyalizm çağıyla birlikte özellikle şiddetlenmiştir. Bu yasadan dolayıdır ki, uluslararası proleter devrim zamandaş bir devrim olarak gerçekleşmeyecek, devrim emperyalist zincirin en zayıf olduğu halkanın kırılmasıyla zafere erişecektir. Bu zayıf halka, ileri kapitalist ülke ya da ülkeler olabileceği gibi, geri bir ülke ya da bir kaç geri ükede olabilir. Sosyalizm ilkin tek ülkede -ya da bir kaç ülkede- zafer çağının tipik genel bir olgusu zamandaş bir devrim ise istisnadır.

Lenin, bu teorisini 1915 yılında sistemleştirdi. Uluslararası proleter devrim sürecine bu bakış açısı, yeni bir bakış açısıydı. Bu bakış açısı serbest rekabetçi kapitalist devrimde formüle edilen sosyalizm tek bir ülkede zafere erişemeyeceği, ancak uygar gelişmiş kapitalist ülkelerde zamandaş bir devrim olarak zafere ulaşacağı şeklindeki Marksist dünya devrimi anlayışından temelden farklıydı. Emperyalizm olgusuyla birlikte, bu bakış açısı tarihsel olarak eskimişti ve aşılmıştı. Lenin, Marksizm ve diyalektik materyalizme dayanarak bu tezin artık eskimiş olduğunu, yeni tarihsel aşamada geçersiz olduğunu ortaya koydu.

Eski bakış açısına sımsıkı sarılan 2. Enternasyonal oportünistleri ve Kausky, emperyalist dünya sisteminde uluslararası proleter nesnel koşulların tümüyle oluştuğunu yadsıdılar. Revizyonistler üretici güçler teorisine ateşlice sarıldılar. Proleter devrim çözümünün pratik olarak gündeme gelmiş bir sorun olduğunu reddettiler. Ultra emperyalizm teorisiyle, Leninist emperyalizm teorisinin karşısına dikildiler, çağımızın emperyalizm ve proleter devrimler çağı olduğunu inkar ettiler. Proleter devrimin uzak bir geleceğin sorunu olduğunu, proletaryaya düşenin burjuvazinin yedeğinde, parlamenter-barışçıl yoldan proleter iktidarı ele geçirmesi gerektiğini iddia ettiler. Rusya’nın geri bir ülke olduğunu, proletaryanın iktidarı fethetmemesi gerektiğini, aksi halde sonucun facia olacağını ileri sürdüler.

Tıpkı 2. Enternasyonal oportünistleri gibi, eski bakış açısına sahip Troçkistler de, farklı biçimlerde sol oportünistlerle bir mevzide Leninizm’e saldırıya geçtiler. Troçkistler, Leninin tek ülkede sosyalizmin zaferi, emperyalist zincirin en zayıf halkadan kırılışı teorisine karşı, zamandaş bir Avrupa devrimi teorisiyle çıktılar. Uluslararası proleter devrim sürecinin, farklı devrim sürecinin, farklı nitelikte devrimlerden oluştuğu olgusunu yadsıdılar. Her ülkenin proletaryasının işe doğrudan proletarya diktatörlüğü şiarı altında, proleter devrimle başlaması gerektiğini ileri sürdüler. Uluslararası proleter devrim sürecinin tektip devrimlerden oluştuğunu iddia ettiler. Rusya’da devrimin ilk adımının sosyalist devrim olduğunu savundular. Daha sonra Şubat Devrimi’nde Troçki ve küçük grubu özeleştiri yaparak Bolşeviklere katıldılar. Neki onlar Rusya’da proletaryanın görkemli zaferinin devam edeceğine inanmadılar. Bir Avrupa devrimi gerçekleşmediği takdirde, Rus proletaryasının iktidarı elde tutamayacağını, proletarya diktatörlüğünün yıkılmasının bir kader olduğunu ateşli olarak savundular.

Kısacası Büyük Ekim Devrimi tek ülkede sosyalizmin zaferi olgusunu pratik olarak kanıtladı. Geri bir ülkede proletaryanın politik iktidarı fethedebileceğini, sosyalizmi inşa edebileceğini gösterdi.

Neki, 1953 yılından Stalin yoldaşın ölümünden  itibaren daha da hızlandırılmış biçimiyle Kruşçevci modern revizyonist ihanetçilerin eliyle Lenin’in, Stalin’in Sosyalist Sovyetler Birliği’nde kapitalizm yeniden diriltildi ve Sovyetler Birliği hızla emperyalist kapitalist bir ülkeye dönüştürüldü. Böylece Sovyetler Birliği’nde sömür, baskı, ayrımcılık, kadın sorunu,ulusal sorun yeniden hortladı. Tekelci devlet kapitalizmin egemenliğine bağlı olarak büyük Rus şovenizmi ve burjuva milliyetçiliği adım adım geliştirilip, saldırgan ve yayılmacı bir çizgiye oturtuldu. Rusya’da yeniden hortlayan kapitalizme baktığımızda Rusya’da aşağıdan yukarıya doğru, fışkıran ve küçük devletçilikler olarak parçalanıp, halkların birbirini boğazlamasına yol açan asıl nedenin kapitalizm olduğu, kapitalizmin ulusal sorunu çözmediği gibi kışkırtıp, derinleştirdiğini göstermektedir. Çağımızda ulusal sorunu gerçek anlamda, tam hak eşitliği temelinde çözen tek sınıf proletarya ve tek sistem sosyalizmdir. Kısacası Ekim Devrimi’nin ulusal soruna ilişkin devrimci çözümlemeleri bugünde bütün berraklığıyla, zenginliğiyle dünya proletaryasına yol göstermeye, onların yüreğinde, beyninde yaşamaya devam ediyor.

Keza zafere taşınmasının 99.yılında Ekim Sosyalist Devrimi, yeni Ekimlere, enternasyonal proletaryaya ilham kaynağı olmaya devam ediyor, devam edecekte. Dünya tarihinde olanca görkemiyle bir çığır açan Ekim Sosyalist Devrimi, her zaman emperyalizm, burjuvazi, müttefikler ve yedeklerindeki ideolojiler ve politik akımlar tarafından, rengarenk motiflerle süslenerek ya da açıktan vahşi bir kin ve düşmanlıklar oportünistçe anılmaya ve hatırlanmaya devam ediyor.