Anasayfa / Devrimci Teori / Devrimin Örgütlenmesinde Önderlik ve Kadrolar Sorunu…!
1391897368336

Devrimin Örgütlenmesinde Önderlik ve Kadrolar Sorunu…!

 

Giriş:

” Deneyle çekirdekten yetişmiş ve uzun bir çıraklıktan geçmiş, aralarında iyi anlaşan önderler olmaksızın, çağdaş toplumda hiç bir sınıfın mücadeleyi kararlı bir şekilde yürütmesi düşünülemez.” (Lenin)

Evet Lenin yoldaşın bu sözleri, devrim için yola çıkmış ve bu gerçekliğe bütünüyle kilitlenmiş komünist bir örgüt açısından, sınıflar mücadelesine önderlik edecek ve olası gelişmelerde örgütünü yara almadan limana kadar başarıyla taşıyabilecek örgütün sağlamlıkta durması ve iddialı bir çizgide ilerleyebilmesinin ilk ve temel adımı içinde uyumlu ve çekirdekten yetişmiş iyi önderler ve kadroların yaratılması olduğunu yakıcı olarak ortaya koymaktadır. Aksi durumda sınıflar mücadelesini sağlam ve devrimci bir zemin üzerinde yürüyerek, eğilip, bükülmeden başarıya taşımak ve binbir yol ve yöntemle proletarya ve emekçi halk hareketini ezip, dağıtmayı amaçlayan burjuvaziye karşı mücadele devrimin sağa ve sola yalpalanmadan, en az kayıpla zafere taşınması ve buradan yeni devrimlere ve başarılar için mücadele ederek, toplumu komünizme doğru yönlendirmeyi yakalamak olanaksızlaşır.

Gerek dünya devriminin uzak ve yakın geçmişi ve gerekse de Türkiye devrimci ve komünist hareketin son 30 yıllık süreci bu gerçeği su götürmezce açığa sermiştir. Uzun bir çıraklık döneminde geçmiş, aralarında en iyi uyum sağlayan istikrarlı bir önderlik yaratılmadan, proletarya ve emekçilerin devrim ve sosyalizm mücadelesinin geleceğinin garanti altına alınması imkansızdır.

Buradan hareketle 40 yıldır hala çözümlenememiş ve çözümlenmediğinden dolayı da devrimci ve komünist hareketin tasfiyeyle yüz yüze kaldığı, devrimci hareketin tarihinde en geri ve olumsuz koşulları yaşadığı durumda, devrimin önderliğini yapacak olan komünist inşanın önderliğini hazırlama ve nasıl bir önderlik amaçladığımızı ortaya koyarak, buradan geçmişin yanlışlarına uzanıp, yaşadığımız tarihimizden öğrenerek, bu aynı hatalara düşmeden ilerlemek bakımından, önderlik ve kadro politikası üzerinde durarak, tartışmayı derinleştirmeye ve bu alanda örgüt bilincini bileyerek ileri taşımaya çalışacağız.

Komünist Önderlik Nedir?

Devrimci savaşım sürecinde önderlik yönetmeyi, yönlendirmeyi bilmek demektir. Yani bir başka ifadeyle yöneticilik örnek v önder olmaktır. Burada yapılması gereken görevlerin en iyi bir şekilde ve zamanında yerine getirilmesinin yanında, sorumlu olan, komite, birim ve insanları hedefin vurulması için motive edip harekete geçirmek, dahası örgüt merkezi gibi düşünmek ve bunun gereklerini yapmaktadır.

Önderlik kendine güvenli, ilkeli, cesaretli olmak, disiplinli davranmak, çevresine moral aşılamak, kolektivizmi esas almak ve zamana değer vermenin yanısıra dağnık çalışmadan uzak durarak, birincil görevler ile ikincil görevler arasında ilişkileri sağlıklı kurarak arasındaki diyalektik bağ kaçırmadan her zaman birincil görevi önde tutmak ve bütün örgüte kuş bakışı bakarak orkestranın yöneticiliğini yapmak doğrultusunda gelişme göstermekle ifadesini bulur.

Türkiye devrimi, 30 yıllık süreçte iki yenilgi ve üç atılım dönemine tanıklık etti. Bu 30 yıllık sürecin ardından arkamıza dönüp baktığımız da işin neresinde olduğumuz sorusunu kendimize sormadan ve bu soruya yanıt bulmadan sorunu sağlıklı olarak değerlendirmek ve buradan doğrulara yürümek olanaksızdır. Bu kadar zengin deney ve tecrübeye, birikime ve pratiğe sahip olan devrimci hareketin savaşımı sürekli istikrar içine sokamaması ve düşmanın her saldırısının ardından sil baştan yapılması, devrimci ve komünist hareketin geleceğini ve gelişimini olumsuz yönde etkilemiş, olabildiği ölçüde geriye savrulmasını koşullamıştır.

Bütün bunların özenle irdelenmesi gerekli olduğu ortada olan bir olgudur. Bütün bunlar yanıtlanmadan ve hatalar, eksiklikler gerçekçi bir dille ortaya dökülmeden istenen atılımın ve devrimci ve komünist hareketin hareketin, gelişememe krizinden kurtulması, bozulma ve çürümeye devrimci bir cepheden müdahale edilerek ilerlenmesi imkansızdır.

Bilindiği gibi teori, program ve strateji tarafından beslenen ve yönlendirilen günlük siyasal çalışmaları-propaganda-ajitasyon, örgütlenme ve eylem-hem komünist öncü çalışma tarzını ve kadroların ve hem de önderliğini şekillendirdiği açık bir gerçektir. Diğer yandan, komünist öncünün önderliği tüm çalışmalar üzerinde aktif, yönlendirici bir etkide bulunur ve hatta çoğu durumda tayin edici bir rol oynar.

Her ne kadar devrim kitlelerini esiri olacaksa da, bu asıl olarak devrimin örgütlenip, yönlendirilmesinde çarpışan, politik öncü güçlerin arasında geçecektir. Buradan olarak sınıfı sürükleyecek olan, öncü parti olurken, partiyi de sürükleyecek ve lokomotif rolünü oynayacak olan da önderliktir.

Dünya komünist hareketinin uzak ve yakın tarihinde olduğu gibi aynı zamanda öncelimiz olan Hareket yaşantısı ve gelişme sürecinde de bunun bir çok yakın örneğine tank olduk ve gösterebiliriz de. Bundan sonrası açısından da bu alanda gelişmeler, bu gerçeklik zemininde olacağı unutulmadan, yaşanan süreci çeşitli boyutlarıyla irdeleyerek, buradan doğru sonuçlar çıkararak, sağlıksız eğilimlere karşı mücadelede, daha sağlam bir mevzide yürümeyi yakalamak, her türden oportünizme karşı mücadele bilinç açıklığını yakalamak bakımından, geliştirmek gerekiyor.

Devrimi zafere taşımada komünist öncünün önderliği tüm çalışmalar üzerinde pek çok durumda belirleyici olur. Neki komünist örgütün öncülüğünü yerine getirme sürecinde verili koşullarda komünist önderlerinde tayin edici bir rol oynadıkları da ayrı bir gerçekliktir.

Proletaryanın devriminin sağlam emin eller üzerinde yükselmesi, proletaryanın en iyi özelliklerini şahsında toplamış gerçek bir yapı ustası olması gerekir. “Kapitalizmin tabutuna çiviyi vuracak büyük çekiç,” görünümüyle yetkin bir önder, çetrefilli sorunlar içinde komünist hareketi düzlüğe çıkarmada başarılı olabilir.

Kapitalist toplamda komünist önderlerin çok fazla ve kolay yetişmediği ortada duran bir gerçektir. Gerek dünya komünist hareketinin son yılları ve gerekse de Türkiye devrimci ve komünist hareketin gelişme süreci bu gerçeği yakıcı olarak açığa sermiştir.

Başta şunu belirtmeliyiz ki, komünist bir örgütün önderliği, her zaman ateş hattında kurmay olmak zorundadır. Bunun için önderlik en dinamik, en cesur ve en bilinçli ögelerden oluşmalıdır. Uzaktan başarılı bir önderlik yapılamaz, komünist bir hareketin önderliği de, örgüt kitlesiyle birlikte, ama örgüt kitlesinin ön saflarında olmalı ve her koşullarda devrimci görevlerin başında yer almalıdır. ” Kitlelerin atılımı ne kadar büyümüş, hareket ne kadar yaygınlık kazınmışsa, komünist bir önderliğin teorik, siyasal ve örgütsel çalışmasına yüksek bir bilincin gerekliliği de o kadar çok kendisini duyurur.” sözleri de bu gerçeği dillendirmektedir. Komünist hareket ilerleyebilmek bakımından bugün komünist önderliğini yaratması her şeyden önde gelmekte ve durmadan çıkışın anahtarı rolünü oynamaktadır.

Komünist hareketin önderliği öncelikle çok yönlü olmak zorundadır. “Kişinin kendini proleter devrimin ve proletarya partinin önderi olarak kanıtlanması için, teorik güç ile proleter hareketin pratik örgütsel deneyimlerini bireylerinde toplamak zorundadır.” (Stalin)

Çok yönlülük olmadan komünist bir hareketin önündeki gelişmeleri ve dünle bugün ve bugünle gelecek arasındaki iç bağlantıları diyalektik bir bütünlük içinde kurarak sorunlara çözüm bulmak bir noktada imkansızlaşır. Bu nedenle, komünist önderlerden, öncelikle yüksek tipte, teorik enginliğe sahip olmak, hareketi korkusuzca örgütleyip ilerlemek, sorunlara kuş bakışı bakmak, büyük bir dinamizm ve insiyatif gösteren özellik aranmalıdır.

Ancak böyle bir önderlik eliyle kapitalizm koşullarında proletaryayı kurtuluş mücadelesinde saflara sokup, onun kudretli gücünü politik örgütü vasıtasıyla harekete geçirmede yüksek bir bilinç taşımada başarı yakalanabilsin. Teorinin sorunlarına egemenlik, cesur ve korkusuz eleştiricilik, kendi gücüne güven, davaya sonsuz bağlılık, şaşmaz sabır, büyük direngenlik, uzak görüşlülük, örgüt kitlesiyle birlikte hareket etme yeteneği, en zor anda dahi yolunu şaşırmadan, sağa, sola sarsılmadan yürüyebilme başarısı vs. bütün bunlar komünist önderliğin olmazsa olmaz değer unsurlarıdır.

Elbette iyi bir önderlik için yalnız başına teori, yalnız başına inanç, yalnız başına pratisyenlik, yalnız başına profesyonel ustalık yetmez, tüm bunların birleştirilip, aynı potada eritilmesi gerekir. Önderliği diğer kadrolardan farklı ve anlamlı kılan da bu özelliklerdir. Demek ki önderlik, birileri tarafından bahşedilemez, ya da yetkilere dayanılarak verilmez, bizzat zorlu mücadeleler içinde kazanılır. Çünkü, bütün bu özelliklerin komünist önderlerde gelişip, şekillenmesi sınıf mücadelesinin içinde yakalanılacaktır.

Komünist hareket açısından başarılı bir önderlik için teorik, politik ve örgütsel bakımından yalnız örgütü değil aynı zamanda sınıf mücadelesini yönetecek bir etkinliğe ulaşmak için, iyi bir hazırlık ve donanım şarttır. Uyumlu ve istikrarlı bir önderlik için bu gereklidir.

Önderlik derslerine her bakımdan nüfus etmeli ve konulara hakim olmalıdır. Başarılı, yetenekli bir önderlik yalnızca daha çok bilgiye, daha çok etkileme, inandırma ve sürükleme gücüne, örgüt kitlesiyle daha çok diyaloğa, daha çok dinamizm ve inisiyatife, bir önder gibi davranmada daha çok kararlı davranmaya vb. dayanır. Bundan olarak, önderlik yetkilerle verilmez, ancak mücadele içinde, yorulmak bilmez bir çabayla çıraklıktan ustalığa geçilerek kazanılır.

Çünkü önderlik, örgüt ve sınıflar savaşımında her günkü bir iştir. Başarılı bir önderliğin olmazsa olmaz koşulu, önderliğini gerektirdiği yoğunlaştırmayı gösterebilmektedir. Devrim nasıl bir sanatsa, bunu örmek ve çetrefilli durumlardan başarıyla çıkarmak olan önderlikte bir yönetme sanatıdır, hem de oldukça büyük incelikleri olan, taşı taş üzerine ustaca koymayı gerektiren bir sanat. Soruna kuş bakışı bakmayanlar, iyi önderler olamazlar. ‹yi bir önder, her şeyden önce her durumda yolunu bulur, başkalarına yol gösterir. Kuramı, “genellemeye çevirmez, aksine onu toplamsal düzeyin, ekonominin ve politikanın verili zamansal ve mekansal koşullarına uyarlar.”

Başarılı bir komünist önderlik karar verirken üzerine sorumluluk alma yeteneğini gerektirir. Sorumluluktan korkan insan, önder olamaz. Önder, odur ki, en ağr sorumluluklar üstlenmekten bir an bile tereddüte düşmemeli, zorluklardan yılmamalı, en zor anda dahi yolunu şaşırmadan dimdik ayakta durabilmeli, her zaman mücadelenin gerektirdiği özveriyi gösterebilmelidir.

“Gerek bir sosyalist lider, yenilgi anında kendisini kaybetmeyen, başarı anında ne yapacağını şaşırmayan, kararların yürütülmesinde sarsılmaz bir sağlamlık gösteren kişidir” (Dimitrov)

Bu bakımdan komünist bir önder yenilgi anında sızlanmaya başlayan ve cesaretini kaybeden, sıradan önderler komünist bir örgütün yolunu şaşırmadan başarıya doğru yürütülmesini sağlaması olanaksızdır. Yine, “Zafer bazı önderlerin başına vurur, onları burnu büyük ve kibirli yapar. Onlar, böylesi durumlarda, zaferi kanıksamaya başlar ve yan gelip yatarlar.” (Stalin)

Ama bu gibi önderlerin, küçük başarılardan başı dönüp, yolunu şaşıran kibirli önderlerin her dönemin mücadelesinin yöneticileri olarak önder olmayı başarmaları olanaksızdır.

Komünist bir önder, gerçek bir enerji küpü olmalıdır. Bitmez tükenmez bir enerji küpüne sahip olmayan hiç bir önderlik hareketin devasa gelişmeleri altından kalkmaz. Siyasal iktidarın fethedilmesi ruhuyla yani, iktidarı alma savaşkanlığyla davranma kararlılığyla dolu olmayan hiç bir önder, yüksek inisiyatif ve dinamizm sağlayamaz. Aynı zamanda iktidarı almaya kilitlenmeyen hiç bir önderlik, kendini yenilemede üstün başarı gösteremez. Enginleri fethetme ruhuna sahip olmayan bir önderlik, iktidarı koparıp almada da istenen başarıyı yakalaması olanaksızlaşır.

Buradan olarak başarılı bir önderlik için, koşulların gerektirdiği dinamizm ve inisiyatif göstermek şarttır. Komünist bir önder teoride değil, yalnızca bir takım kararlarda değil de, hareketin günlük çalışması içerisinde de dinamik ve inisiyatifli davrandığı koşullarda, küçük burjuva miskinliğe ve kararsızlığa karşı uzlaşmazlık zemininde temel başarıya yürüyerek, devrimci görevlerini başarıyla yerine getirebilir.

Siyasal yaşamın merkezi gibi davranma, başarılı bir önderliğin olmazsa olmaz koşuludur. Uzağı görmek, belli anda belli sorunlar üzerinde yoğunlaşmak, örgüt kitlesini zamanında harekete geçirmek, kararların uygulanmaya başlanması ve bu yolda karşılaşılacak zorlukların aşılmasında ön ayak olmak vb. önderliğin gereğidir.

Yine başarılı bir önderlik için hareketin ihtiyaçlarının gerektirdiği cesur ve planlar yapmakta da vazgeçilmezdir. Bu çalışmaların gerektirdiği geniş ve cesur planlar yapmada vazgeçilmezdir. Ama, bu çalışmanın gerektirdiği canlılık ve girişkenlik olmadan da bu da olmaz. Uyuşukluk ve gevşeklik içinde olanlar, var olanlarla yetinenler, iyi önderler olamazlar.

Teorik donanımını, görevler hakkında bilgilerini, kişiliklerindeki devrimci gücü ve görevlerini uygulama ustalığıyla birleştirmeyenler gerçek anlamda birer önder gibi davranmazlar. Mücadelenin en çeşitli ve değişken koşullarına uyma yeteneği göstermeyenler, örnek tipler değildirler.

Oysa, başarılı bir önderliğin, koşullar ne olursa olsun her durumda, olaylara ve gelişmelere olabildiğinde, “enerji, türdeş ve akılcı biçimde cevap” vermesi gerekir. Dinamizm ve inisiyatifin, derin bilgiyle, geniş açılımlarla tamamlanması şarttır.

Yine iyi bir önerlik, sürekli ileriye bakan kişi demektir. Sürekli ileriye bakmak, aynı zamanda kendini, var olanı aşma yeteneğini gerektirir. Böyle olduğu içindir ki, önderlik bir aşama sorunudur. Komünist bir önder, yönünü sürekli olarak tarihsel harekete göre ileriye, gelişen ve yeniye göre tayin etmelidir.

Ülke devriminin teorik, stratejik ve temel taktiklerini çizmede, revizyonizme ve oportünizme karşı mücadelede, tarihsel paralellik içinde dogmatik ya da inkarcı bir mevzide değil, kendisini çevreleyen nesnel ve öznel ilişkilerin materyalist analizine dayandırmalıdır. Attığ her adımı, duruma göre denetleme de, duruma uygun araçlar saptamada ve yaratıcı davranmada diyalektik metoda bağlı kalmak ve buna uygun hareket etmek büyük önem taşır. Komünist bir önder, tutuculuk doktirinercilikten uzak durduğu gibi, eylemi ve yaşam biçimiyle de, uyuşukluk, dar kalıplardan uzak durmak ve entelektüel gevezelerle arasına kalın çizgi çekmek bakımından da ilkeli davranmalıdır.

Bir önderin alçak gönüllülüğü ve hataları karşısındaki tutum, gerçek anlamda onun çapını gösterdiği gibi, sorunları aşma alanındaki durumu hakkında da bilgi verir. Komünist önder yoldaşlarına ve çevresine karşı daima öğretici ve örnek olmalı, kibirliliğe ve hotzotçuluğa meydan vermemelidir. Gördüğü hataları hiç zaman geçirmeden eleştirdiği gibi, bunu yaparken eğitici ve öğretici, kazanıcı olmayı başarmakla yükümlü olduğunu unutmamalıdır.

Tembellik, rahatına düşkünlük, konforizme karşı her alanda mücadele yürüterek, bütün zamanını komünist davanın emrine sunmak, büyük iş, küçük iş demeden her göreve koşmak, hiç olayın üstünkörü geçiştirilmesine olanak tanımamak ve olayları ince ayrıntılarına kadar derinliğine inerek açıklığa kavuşturmak, komünist bir önderin davayla bütünleştiğini ve bütün zamanlarını komünizm savaşımının zafere taşınmasına adadığnı gösterir. Komünist bir önder, sınıflar mücadelesinde hem kendisi ve hem de yoldaşlarının hata ve eksikliklerine karşı mücadeleyi aralıksız sürdürmeli ve iki yol arasındaki savaşımda kararlı olmalıdır. Militan ruh, mücadelecilik, iddiacılık komünist bir önderin her şeyine, pratiğine yön vermelidir. Böyle bir önder ki, ancak sözleriyle bulduğu duruma korkusuzca saldıran, göğe hucuma kalkan gerçek anlamda komünarların takipçisi olmayı başarabilir.

Sınıf düşmanlarına karşı kavgada olduğu gibi komünist bir önder, Marksizm-Leninizm’den sapmalara karşı mücadele de büyük dava adamı olduğunu göstermelidir. Kendi gücüne ve ilkelerine güven duyan bir önder, akıntıya kürek çekmekten ve yeri geldiğinde davanın çıkarları için tek başına bir örgüt gibi hareket etmekten korkmaz. Marksizmin Leninizm’in canlı ve devrimci ilkelerinin, ölü, boş formül haline getirilmesine karşı çıkarak, ilkeleri uğruna gerektiği durumda tek başına yürümekten ve bütün bağları koparıp atarak, yeniyi kurmaktan asla sakınmaz.

Sınıf mücadelesine aktif olarak katılmak, teoriye tutarlıkla yaklaşmayı sağladığı gibi, aynı zamanda burjuvaziye faşizme ve oportünizme karşı mücadelede de uzlaşmaz bir hatta yürümeyi sağlar, ilkeleri çıkış; noktası yapmaktan sağa, sola yalpalamaz ve pragmatize düşmeden doğru ilkeler uğruna savaşır.

Komünist bir önder, demokratik merkeziyetçilikte ilkelere bağlı davranmadan asla geri kalmaz. Örgüt içi mücadelede demokrasi ile merkeziyetçiliğe sıkıca bağlı kaldığı gibi, sosyalist demokrasiyi işletme ve tabanın söz ve karar sahibi olmasına özen gösterir. Tabanla barışık olmayan ve onların istemlerini ve görüşlerini hiçe sayan bir önderlik, komünist sıfatına asla layık olamaz. Kendine güvenen bir önder, inandığı ilkeleri sarsılmadan savunarak buna uygun bir hareket tarzı oluşturduğu gibi. Yani örgüt içinde ortaya çıkan farklılıklara karşı asla komplocu, darbeci ve anti-demokratik tasfiyeci tutumlar içine girmez ve yetkilerini kötüye kullanmaz. Aktif ideolojik mücadele yerine, farklılıkları baskı, zor ve dedikodu vb. yöntemlerle bastırmaya çalışmak, komünist önderin işi olamaz. Bütün bunlar, önderlerin kendi görüşlerine, örgütün görüşlerine, kendi gücü ve örgütün gücüne güven duymadığı ve önderliğini başka yerlere yaslanarak arayıp, ayakta tutmaya çalıştığını gösterir.

İlkelere sıkıca sarılan ve örgüt içi mücadelede sosyalist iç demokrasiyi en özgürce uygulayan bir önderlik, hem merkeziyetçiliği güçlendirecek, kendi etkisini artıracak ve kendine güvenini ortaya koyacak ve hemde kadrolar ve örgüte güvenini ortaya koyacaktır. Aksi halde bugün ülkemizde yaşandığı gibi ucube önderler ortaya çıkar ve zorbalıkla ayakta kalmayı, çürüme ve yozlaşmayı komünist önderlik adına, devrimci ve komünist harekete dayatır. Böyle bir önderlik zihniyetinin tepeden tırnağa küçük burjuvazinin en tortu kesimlerinin anlayışı olduğu görülmeli ve buna karşı her alanda kararlı ve ısrarlı bir savaşım yürütülmelidir.

Söz ile eylem arasındaki uyum, komünist bir önderlik bakımından temel bir ayrım çizgisidir. En zor koşullarda bile ibre şaşmaz pusula olmalıdır. Sözünün eri olması, yani açık sözlü olması bir komünist önderin karekterist özelliklerinden birisidir. Böyle bir tutum, hem örgüt kitlesinde ve hemde dostlar arasında sagınlık yaratır.

Sözü ve eylemi arasındaki uyum, komünist önderin, saygınlığnın sözüne güvenirliğin de bir ölçütüdür. Laf yapıp pratikte buna uygun davranmak, opotünizmin ayırdedici bir özelleğidir. Sosyal pratik söz ile eylem arasındaki uyum olup olmamasının da aynasıdır. Bu bakımdan, bir komünist önder de, sürecin çeşitli yönleri ve aşamalarında ortaya koyduğu tavırların, teorisiyle pratiği arasındaki uyumun bütünlüğü içinde el alınıp değerlendirilmelidir.

Ancak böyle bir yaklaşım, kişiyi tek yanlılıktan kurtarabilir. İyi önder, salt teorisyen değil, aynı zamanda iyi bir örgütçü eylem adamı, dahası iyi bir pratisyendir de. Ancak böyle bir komple önderlik, devrimin zorlu ve zahmetli çetrefilli işlerin üzerinden kalkarak, sağlam bir zeminde ilerlemeyi başarabilir.

Komünist bir önder her koşulda eğilmez ve bükülmez bir devrimci bir iradeye sahip olmalıdır. Düşman karşısında bükülmez bir irade, önderliğin örgütü şekillendirmesinde tayin edici bir rol oynar, proletarya kahramanlığıyla donanan komünist önder görülmemiş bir proleter cesaret ve devrimci duruşa sahip olmalıdır. Düşmanla tutuştuğu savaşın her cephesinde -işkencede, silahlı çatışmada, zindanda, mahkemede vb.- komünist önder ideolojik, politik olarak olduğu gibi pratik duruşuyla da önder olduğunu ortaya koymalı ve en ön saflarda kavganın zorluğunu göğüslemelidir. Davanın çıkarları söz konusu olduğunda komünist bir önder, yaşamı dahil herşeyini kavgaya sürmekten asla ikircimli davranamaz. Bir önder olarak milyonların temsilcisi olduğunu hiçbir koşulda unutmadan, düşmanla teke tek giriştiği mücadelenin her etabında davanın ve örgütün çıkarlarını merkezde tutar ve bunun gereklerine uygun hareket ederek, ölümü gülerek kucaklamaya hazır bir devrimci iradeyle, yeni direnişler yaratmaya ve geleceğe olumlu değerler bırakmaya özen gösterir.

Komünist bir önder örgütün hazinesi olan kadrolara yaklaşımda bir baba şevkati içinde olmayı başarmalıdır.Şuna ya da buna göre tek yanlı ve ön yargılı davranışlardan uzak, pratik çalışmaların sonuçlarını baz alarak değerlendirme yapıp, kadrolara nadide çiçek gibi yaklaşmalı, onların teorik, politik, örgütsel sorunlarıyla olduğu gibi, kişisel, ailevi vb. sorunlarıyla da ilgilenmeyi başarmalıdır.

Kadrolar arasına bürokratik sınırları çeken ve onların içinde erimeyi başaramayan önderler, gerçek önderler olamazlar. Kadroların göreve getirilmesi yükseltilmesinde olduğu gibi, görevden alınması ve düşürülmesinde de önderler çok özenli ve haksızlığa yol açacak yanlışlıklardan mümkün olduğunda kaçınarak olabildiğince nesnel davranmalıdır.

Duygulara göre hareket eden, bilimsel ölçütler ve ilkelere göre hareket eden önderler gerçekten devrimin önderliğini yakalayabilirler, kadroların güvenini, sevgi ve sempatisini kazanarak daha verimli bir çalışma ortamının sağlanması yakalanabilir. Örgütün temeli ve öznesi olan insan unsuruna değer vermeyen bir önderlik, örgütün gelişip başarıya yükselmesini sağlayamaz.

Yine komünist bir önder, yaşam tarzı ve ahlaki davranışlarıyla da örnek olmalıdır. Geleceğin daha bugünden kurulması olarak ortaya çıkan komünist bir örgütün en ileri ve en bilinçli kadrolarında oluşan önderlerin yaşam tarzları bir proleterin yaşamından farklı olduğu koşullarda, böyle bir önderliğin yozlaşması kaçınılmazdır.

Önder olduğu gerekçesiyle örgütün olanaklarını öncelikle kendi bireysel ihtiyaçlarının giderilmesine ayıran bir önderlik zihniyetinin küçük burjuva bir zihniyet olduğu unutulmalalıdır. Aynı zamanda çalışkanlığ, sevgisi, saygısı, davranışları, giyimi, kuşam ve hatta oturuşu, kalkışı, halka ve yoldaşlarına karşı tutumu, bir önderin yalnızca dış görüngüsü olarak görülemez. Bütün bunlar, özün açık bir biçimde dışa vurumu, yansımasıdır.

Demek ki, özle biçim arasındaki bir uyum olmalıdır. Hem komünistlerin ahlaki bakımdan örnek bir düzen kurmayı amaçladıklarını söyleyecek ve buradan giderek kapitalist dünyanın ahlaksızlığını, sahte aşklarını, biçimselliği öne çıkaran ve kuralsız cinsel yaşamını, çürüme ve yozlaşma olarak mahkum ederek, gerçek anlamda hilesiz ve hurdasız, çıkar üzerinde yükselmeyen gerçek sevgiye dayanan, aldatma ve aldatılmaktan uzak birlikteliklerin ancak komünistlerin kuracağını söyleyeceksin, ondan sonrada kalkıp ne kadar burjuva yoz ve düşkün ilişkiler varsa bunu uygulamaya sokacaksın, yinede örnek komünist önder olacaksın. Böyle bir yaklaşım ve tutumun bir kişinin kendisine, yoldaşlarına ve halka karşı ne kadar samimiyetsiz ve iki yüzlü olduğunu ve önderlikten uzak durduğunu sanırız söylemeye bile gerek yoktur.

Komünist bir önder, ahlaki olarak komünist ahlakın ve ilkeli yaşamın en kararlı ve uzlaşmaz savunucusu ve uygulayıcısı olmakla yükümlüdür. Örgütün şekillenmesinde önderlerin tayin edici rollerinin olduğunu dikkate aldığımızda, ahlaksal tutum bakımından ilkelere bağlı hareket etmek ve burjuva yaşam ve ahlak biçiminin komünistlerin üzerindeki etkilerini sürekli olarak mücadeleyle temizlemeye çalışmak, büyük önem taşımaktadır. Her türlü ahlaksal yozluğu yapanların halka ve devrimcilere örnek bir hareket tarzı bırakmaları düşünülemez.

Modernlik adına yozlaşma ve çürümeye komünist bir önder ortak olamaz. Lenin yoldaşında vurgulamış olduğu gibi, ahlaksal olarak kendi iradesine hakim olmayan, olamayan bir kişi, yani uçkuruna sahip olamayan bir kişi, sağlam bir komünist olamaz.

Sultanların Osmanlı imparatorluğunun yıkılmasında, çökmesinde ahlak düşkünlüğü ve debdebeli yaşamlarının nasıl ki önemli etkisi olmuşsa aynı şekilde bir çok ülkenin parti ve örgütlerin yozlaşmasın da ve devrimci özelliklerini kaybetmelerinde de önderlerin ahlak düşkünlüklerinin ve buna göz yummalarının önemli etkisi olmuştur. Buradan olarak komünist bir önder, yaşam biçimiyle olduğu gibi ahlak tutum ve davranışlarıyla da kadrolar ve halka örnek olmalıdır.

Toparlarsak komünist önderlik, teorik bilgi birikimine, politik yetkinliğe, örgütsel deney ve tecrübeye, uzak görüşlülüğe, tek başına yolunu bulma, bağımsız davrana bilme, zorluklar altına kendini sömürme ve görevlerini enerji dolu bir tutkuyla yerine getirme kararlılığına, iktidarı almada savaşkanlık tutkusuyla ileriye atılmaya, halka ve yoldaşlarına sevgi ve saygıyla bakmaya, örgütler kurup, yönetme, fikir oluşturma, görev verme ve denetleme, sonuç almada ısrarlı olma özellikleriyle, düşmana karşı her cephede uzlaşmaz bir kavga yürütmede, ilkelere bağlı kalma ve gelişmelere diyalektik materyalist bir pencereden bakabilme yeteneğini kazanma, yaşamı ve ahlaksal davranışlarıyla kendisini davanın ve örgütün emrine sunmuş kişi yada kişilerin toplamı demektir.

Burada çizdiğimiz komünist önderlik tipolojisi devrim örgütünün sınıflar mücadelesine önderlik edebilecek önderliği ele verir bizleri. Baş görevimizde İnşamıza böyle bir sağlam önderlik yaratmaktır.

Elbette komünist hareketin bu düzeyde yetkin bir komünist önderliği birden yakalaması olanaksızdır. Düşmanın ilk hedefinin yetişmiş komünist önderleri yok etmek olduğunu da dikkate aldığımızda ve kapitalizm koşullarında çok yetenekli önderlerin çok fazla yetişmeyeceğini de kavradığımızda, komünist önderler örgütünü yaratmanın uzun bir süreç alacağ ve bunu taşın taş üzerine konarak yaratılacağı bilinmeli ve buna ulaşmanın zorluğuna bakarak umutsuzluğa izin verilmeden bildiğimiz doğru yoldan yürünmelidir. Devrim yapmak için yola çıktık ve bunu koparıp almak için büyük bir iddia içinde olduğumuza, devrimi zafere taşıyacak olanda bizler olduğumuza göre, bu zorlu görevi yerine getirerek devrimin önderliğini bizler öreceğiz.

 

HALKIN BİRLİĞİ

8-martta-ozgur-kaidn-halkin-birligi

DÜNDEN BUGÜNE 8 MARTIN TARİHÇESİ BİR GÜN DEĞİL HER GÜN 8.MART İÇİN İLERİ..!

Tarih sayfalarına 8.Mart olarak düşen, dünyada işçi ve emekçi kadınların kurtuluşu mücadelesinde tarihi bir gün… …