Devrimci ve Sosyalist Hareket en çok ikircimsizce kendisini davaya adayan profesyonel devrimcilere hava ve su kadar gereksizsiniz var!

Devrimci çalışmayı kendine meslek edinmiş ve tüm zamanını devrimci çalışmaya adamış biri, profesyonel devrimcidir. Ne ki, bu özellikleri sözde değil, gerçekte taşımalıdır. Tüm zamanını devrimci çalışmayla doldurmayan, devrimci çalışmada asgari bir yeterlilik göstermeyen biri profesyonel devrimci olamaz.

Profesyonel devrimci, günlük yaşamını devrimci çalışmayla dolduran, doldurabilecek yeteneklere sahip birisidir. Üretime katılmayan, devrimci çalışmadan başka işi olmayan, ama zamanını devrimci çalışmayla doldurabilme yeteneğine sahip olmayan bir devrimci, belki şu ya da bu devrimci görevde uzman olabilir, ama bir profesyonel devrimci olamaz. Profesyonel bir devrimci birçok özelliği ve erdemi bir arada bulundurur. Bu genel olguyu vurgulamak gerekir. Fakat bütün profesyonel devrimcilerin yetenekleri ve seviyeleri aynı olamaz. Çünkü, kapitalizmin temelini oluşturan işbölümü yasası, bunu imkansız kılmaktadır.

İnsanların yeteneklerinin çok yönlü ve özgür bir gelişmesi ancak komünizmin yüce dünyasında yaşam bulabilir. Bu olguya parmak bastıktan sonra, bir profesyonel devrimcide aranması gereken özelliklere geçebiliriz. a) Profesyonel bir kadro kendi mesleğinde ustalaşmış olmalıdır. Parti kadrolarının bu, özelliği sayesinde partinin örgütsel yapısını koruyabilir, diğer şeylerin yanı sıra bu yolla komünist çalışmanın sürekliliği ve istikrarı sağlanabilir Partide bütün gizli çalışmanın yönetimi ve ipleri profesyonel devrimci grupların elinde yoğunlaşır, yoğunlaşmak zorundadır. Bunun gerçekleşebilmesi için, profesyonel devrimci grupların sayısının sınırlı ve dar tutulması gerekir.

Siyasi polise karşı mücadelede asgari bir deneyime ve mücadele geleneğine sahip olmak için asgari bir örgütsel çalışma içerisinden geçmek gerekmektedir. Böyle bir süreçten geçmeden siyasi polise karşı mücadelede ustalaşmak olanaksızdır. b) Profesyonel devrimci bir kadro asgari teorik-politik bilgi birikimine, ML ‘in üç bileşeni bakımından az-çok sistemli bir bilgiye sahip olmalıdır.

Parti ilkelerinin sürekliliği ve güvencesi, partinin ML yolda sebatla yürümesinin güvencesi bir yerde profesyonel devrimci kadrolar olacağına göre, Marksizm’in üç bileşeni alanında az çok sistemli bir bilgiye sahip olması gereklidir. Ama bu her profesyonel devrimci kadronun teorisyen olduğu, olması gerektiği anlamına gelmez. c) Profesyonel devrimci bir kadro, düşmana karşı yürütülen mücadelede denenmiş ve düşmanla yüz yüze geldiği her alanda komünist bir tutum takınmış ve başarılı bir sınavdan geçmiş olmalıdır.

Partinin gizli çalışmasının yönetimi profesyonel kadroların güvencesi altında bulunduğuna göre, profesyonelleşmiş kadroların düşmana karşı yürütülen savaşta en önde ve kararlıca dövüşerek, partinin güvenliğini sağlama almaları ve partinin onurunu yüksekte tutmaları gerekir. d) Profesyonel devrimci bir kadro; asgari bir örgütsel çalışma deneyim ve tecrübesine sahip olmalıdır. Bu durum ki, örgüt yönetme, örgütler kurma, sınıf mücadelesine müdahale edebilme, yeni örgüt ve mücadele biçimlerinde değişikliklere gitmekte ustalaşan bir duruma gelerek, kendi yaşamını örgüt yaşamıyla özdeşleştirebilsin, örgüt ruhunu güçlü kılarak tek başına kaldığında dahi parti çizgisi doğrultusunda faaliyet yürütebilecek bir düzeye ulaşabilsin. e) Profesyonel devrimci bir kadro; politik çalışma deney ve alışkanlığına sahip olmalıdır.

Politik çalışma deney ve alışkanlığı edinmemiş bir kadronun, değişik politik koşullarda kendi yönünü tayin edebilmesi ve bağımsızca yolunu bulabilmesi, parti görevlerini enerjik bir çaba içerisinde yerine getirmesi düşünülemez. Bu anlamda, profesyonel devrimci bir kadro politik çalışmalar içinde yer alarak, asgari bir politik çalışma deneyimi ve alışkanlığı kazanmış olur. Profesyonel devrimci kadroların özellikleri bakımından daha başka şeyler söylemek mümkündür.

Ama bu söylediklerimiz profesyonel devrimci bir kadroda bulunması gereken ana özellikleri oluşturmaktadır. Bu özellikleri sıraladıktan sonra, şunu vurgulamalıyız: Her örgütün, içerisinde bulunulan somut koşullardan ve partinin belirlediği görevlerden ayrı ve bağımsız olarak ele alınamaz. Komünist bir örgüt doğuşundan itibaren sürekli bir evrim gösterir.Örneğin, komünist bir örgütün doğuş koşullarındaki örgütsel yapısıyla, parti aşamasındaki örgütsel yapısı aynı olamaz. Bunlar arasında nicel anlamda önemli farklılıklar vardır. Yine legal şartlarda oluşmuş bir örgütle, çok ağır yeraltı koşullarında örgütlenmiş örgütlenmeler arasında önemli farklılıklar vardır.

Bu nedenle, kadrolar faaliyetin niteliğine ve koşullara bağlı olacak şekilde şekillenirler. Kadroların gelişimi, yetkinleşmeleri, oturmuşlukları düz bir çizgi izlemez. Örgütlenmemizin gelişimine bağlı bir gelişme seyri izler. Bu nedenle, kadroları ele alırken, içinde bulunulan koşullardan ve bu koşulların ortaya çıkardığı özelliklerden bağımsız olarak elealamayız. Yine parti örgütlenmesi ve onun bileşeni olan kadroları şekillendiren diğer bir temel olgu ise, partinin önüne koyduğu görevlerin niteliği ve bu görevlerin yerine getiriliş tarzıdır.

Eğer, bir parti önüne militan görevler koymamışsa, o partinin kadrolarının militan özellikler taşıması olanaksızdır. Aynı şekilde, parti önüne koyduğu görevleri gerçekleştirmeye çalışırken, Leninist çalışma tarzını uygulayamıyorsa, kaçınılmaz olarak onun kadroları hatalı çalışma tarzının doğurduğu zaafları, eksiklikleri de üzerinde taşıyacaktır. Toparlamak gerekirse, yerine getirilen görevlerin niteliği, bu görevlerin yerine getiriliş koşulları ve çalışma tarzı hem o örgütlenmenin yapısını şekillendirir, hem de kendine uygun kadrolar yetiştirir. Partinin birinci bölümü ile, ikinci bölümü arasındaki sınırı çizdikten sonra, kadro politikamızın ne olması gerektiği üzerine geçebiliriz.

Herşeyden önce, herhangi bir kadroyu değerlendirirken, onun yürütmüş olduğu çalışmalardan, bu çalışmaların ortaya çıkarmış olduğu somut verilerden hareket edilmeli, değerlendirmeler bu somut olgular üzerine oturtulmalıdır. Kadrolar hakkında, en sağlam ve tam bilgiyi onun yürüttüğü çalışmalar bize verir. Sübjektivizmden arınmak, nesnel ve denetlenebilir verilerden hareket etmek gerekir. Bu da, kadroların çalışmalarında, bu çalışmaların ortaya çıkardığı olumlu ve olumsuz sonuçlarda elde edebiliriz. Elbette, çalışma tarzı ve onun tek tek öğeleri Bolşevik karakterde değilse, kadroların değerlendirilmesinde şu ya da bu yolla hataların işlenmesi kaçınılmazdır.

Örneğin denetim uygun yol ve yöntemle zamanında gerçekleşmemişse, onun çalışmaları hakkında yeterli ve objektif verilere dayalı bilgilere sahip olmayız. Yine eleştiri-özeleştiriyi devrimci tarzda ve gerekli ölçüde uygulamayan bir partide kadroların çeşitli yönlerdeki özelliklerinin anlaşılabilmesi, başarı ve başarısızlıklarının açığa kavuşması ve partinin onun eğitiminde, gelişmesinde sorumluluklarını yerine getirmesi de düşünülemez.

Çalışma tarzını tüm öğeleri sarmaş dolaş sıkı bir ilişki içerisindedirler. Her biri diğerini etkiler ve etkilenir. O halde, doğru çalışma tarzı bir bütünlük halinde yerleştirebilir ve yerleştirilmelidir.Parti herhangi bir kadrosuna ancak taşıyabileceği ve üstesinden gelebileceği görev ve sorumlulukları vermelidir.

Herhangi birine taşıyamayacağı sorumlulukların verilmesi, onun bu sorumlulukların altında ezilmesine olumsuz yönde etkilenmesine ve farklı yönde hatalara ve zaaflara düşmesine yol açar. Bu durum, kimi zaman sekterizme, bürokratizme, hatalarında tutuculuğa götürürken, kimi zaman da uzlaşıcılığa, kuyrukçuluğa, cereyanlardan ve kişilerden etkilenmeye götürür. Ama, kimi zaman da, sağlam komünist bir özellik kazanamamış yoldaşları ezdiği için onları geriletip, partiden ve mücadeleden kopmasına yol açar.

Onun için “hücrelerde ve komitelerde görev, üyeler arasında her birinin yeteneklerine göre dağıtılmalıdır”. Partide, bir kez işbölümü yapılıp kadrolar belli örgütlere atandıktan sonra, kadroların gelişmesini dikkatle takip etmek, belli aralıklarla (her rapor döneminde) değerlendirmeye tabi tutmak gereklidir.

Ancak, bu yolla partideki yükselmeler zamanında ve doğru olarak yapılabilir. Dimitrov yoldaşın dediği gibi, ”yükselme gelişigüzel bir olay değil, partinin düzgün işleyen fonksiyonu olmalıdır.” Yükselmede işçilerin parti içindeki çalışmaları ve kitleler üzerindeki etkileri, temel olarak parti üyelerinin özelliklerinin iyi bilinmesi ve gelişmelerinin düzenli takip edilmesi sayesinde, yükseltilecek yoldaşlar zamanında yükseltilmeleri gerektiği gibi, çalışmalara ayak uyduramayan, gerileyen, yığınlar nezdinde örgütün prestijini düşüren ya da yozlaşan öğelerde açığa çıkarılabilir ve partinin komünist niteliği sürekli olarak korunup geliştirilebilinir.

Örgütün komünist niteliğinin sürekli olarak geliştirilebilmesi bazı şeylerin yanı sıra, kadroların komünist niteliklerinin, özelliklerinin gelişmesine de bağlıdır. Bu bakımdan kadroların eğitimi başlı başına bir önem taşır. Partinin bu alanda açık ve net eğitim, yetiştirme, olgunlaştırma politikası olmalıdır. Doğru bir eğitim politikası olmadan yeni kadrolar kazanmak, geliştirmek, yetiştirmek örgüte sürekli taze kan almak olanaksızdır. Devrimci eğitimin salt teorik bir çalışma olarak ele alınması doğru değildir. Gerçek devrimci eğitim, görevlerin yerine getiriliş süreci içinde yerine getirilecektir. Ancak bu kör pratik çalışma olarak anlaşılmamalıdır. Aksine, devrimci teorinin ışığında yürütülen bir pratik çalışmanın eğitimde en iyi okul olduğunu söylüyoruz. Diğer yandan parti kadrolarını, parti politikasının oluşturulmasına doğrudan katmak gerekiyor .

Bu yolla hem parti siyaseti, partinin iradesi tarafından belirlenmiş, hem parti kadrolarının partiye karşı sorumluluk bilinci gelişmiş, hem de partiyle uyumlu hareket edebilmelerine olanak sağlayıp devrimci eğitimlerini de gerçekletirmiş olurlar.Yine sağlam kadroların yetiştirilmesi, kadroların sürekli olarak devrimcileşmesi, partinin kadrolarına ana şefkatiyle yaklaşması ve bunların ihtiyaçlarına yanıt verip, sorunlarını çözme tutumu içinde olup, her yönüyle kadrolarına kol kanat germesinden geçiyor. Kadrolarına bir ana şefkatiyle bakmayan, olumlu- olumsuz gelişmelerinde onlara yardımcı olmayan bir örgüt, Leninist kadro politikasından sapmış demektir.