DEVRİMCİ ÇALIŞMANIN ÖZÜ KOLEKTİF ÇALIŞMADIR..!

Devrimci çalışma kolektif çalışmadır. Devrimci çalışmalarda, kolektif, çalışmaya uyum sağlanmazsa, gelişmemiz yavaş, kof, teorilerimiz tek yanlı isabetsiz olur. Şöyle ki; Bir yerel faaliyet de, o yörenin faaliyetlerinin düzenli yürümesi, sistemli olabilmesi, daha canlı, hızlı olabilmesi için örgütlenmeler oluşturmak zorundayız. Zaten öyle olmasaydı örgütlü faaliyete ihtiyaç olamazdı. Bunlar tarafımızdan bilinen gerçeklerdir. Ama ne yazık ki biz bu bilinen gerçekleri ki en önemlisi de bunu bildiğimiz halde hayata uygulayamadığımız için, çalışmalarımızdaki verimsizlik ve işlerin yığılması az karşılaştığımız sorunlar değildir. Burada kolektif çalışmayı uygulamanın başlı başına önemi vardır. Bu pratik örgütsel faaliyette olduğu gibi, kadrolarımızın teorik, siyasi olarak önemli gelişme göstermeye açıkça görülmektedir. Örneğin; gazete dağıtımı olacak bazı alanlara gidilecek, her bir yoldaş görev alıyor, ama bir daha ki toplantıya kadar bu görevleri iyi bir şekilde yerine getirmediği görülüyor.Nedeni yoldaşların işlerini yarı yaptığı bazılarının yapmadığı için, gazete dağıtımı zayıf oluyor, yada istenilen düzeyde olmuyor. Zaten devrimci pratik çalışmada, örgütsel faaliyetlerden geçtiği gibi, önceden iyi bir şekilde konuşulup, tartışılıp yada toplantı öncesi gündemimizde şu sorunlar var, ne yapmamız gerekiyor, çözümleri ve yeri önerileri ile, kadrolarımız hazırlıklı gelmedikleri için, toplantı esnasında ortak düşüncelerden oluşan öneriler, görevlendirmeler, görev almalar olmuyor. Bu genellikle ya tek yanlı yada isabetsiz iş yapmalar neden oluyor. Çalışmalar hazırlıklı ortak düşüncelerle yapılmadığı koşullarda işler esnasında yürümüyor. Yürümediği gibi önceki eksikleri görme ve gidermede başarılı olunmuyor. Hatta kadrolarımızda genellikle organ çalışmalarında şöyle durumlar vardır.Toplantı zamanın belirlenmesi, toplantı gündeminin belirlenmesi, zamanın kısa bir zaman içinde, hazırlığın olamadığı bir anda belirlenmesi, gündemin ya toplantı esnasında yada birkaç gün önceden belirlenmesi durumları giderek aşılsa da yok denilemez. Böylesi durumda kolektif çalışmanın ne kadar hayata geçirileceğini, yada çalışmalarımızda ne kadar başarılı sonuçlar alınacağını anlatmaya gerek yok.Diğer bir olgu, kadrolarımızın siyasal ve teorik sorunlarda kolektif şekilde hazırlanmakta gösterdikleri tutumlardır. Kadrolarımız tartışacağı sorunları belirler, ama bunu kolektif şekilde hazırlama, kolektif şekilde tartışma durumunda olmazlar. Öncede tartışılacak sorunlara hazırlık yapmak, araştırmak, toplantı öncesi görüşmek ve toplantıda sadece bir kişinin hazırlanarak yada zayıf hazırlıklarla değil de, bir çok yoldaşın ortak hazırlığı sonucu verimli bir tartışma ortamı halen bizde zayıftır. Genellikle toplantılara araştırma yaparak gelme en zayıf yanımızdır. Bugüne kadar bunlar dergi. okumak şeklindeydi. Buda iyi inceleme durumun da olmuyordu. Ya da detgini ’ dışında bir sorun olursa, yoldaşlar gelir birbirinin gözüne bakar zorlana sıkıla usandırıcı bir şekilde, araştırmaya dayanan bir tartışma değil, genel olarak birilerinin dediğine katılma şeklinde olur yada eleştiri temelinde konuşmalarını sürdürür yada genel bilgilerini aktarır, tartışma biter. Böyle olduğu için kadrolarımız, teorik sorunları tartışmaya ilgileri zayıflar, yada teorik sorunlar ilgisini çekmez kadrolar için sıkıcı bir durum haline gelir, böyle olunca da sürekli kendini yenileme, geliştirme ilerleme durumu da suya düşer. Bunun esas kendi kişilerin sorumsuzlukları değil, bunun esas nedeni kadrolarımızın ideolojik zayıflıklarında aranmalıdır.Kolektif çalışmanın neden hayata geçmediğini açmakta yarar var. Kadrolarımız dağıtım, kitle faaliyetleri, örgütün önündeki sorunlara ortak hazırlanma, teorik sorunlara ortak hazırlanmada zayıflık gösterilmesinin, görevlere canla başla isteyerek ve gereği gibi sarılmamalarından gelmektedir. Buda tam ideolojik zayıflıkta ifadesini bulmaktadır.Kadrolarımız görev alırlar. Çok şükür görev verildiğinde almam, bu benim boyumu aşar, yada bana az gelir itirazları hemen hemen yok denilecek kadar azdır. Yoldaşlar bu göreve hazır değillerse, yapma niyetleri yoksa, görevlerine karşı ilgisiz olduğu için kolektif çalışmayı hayata başarılı bir şekilde uygulayamazlar. Demek ki paylaşılan görevlerin yerine gelmesi için her bir yoldaş üzerine düşen görevle yetinmemeli, tam tersine aldığı görevler kendisine az ise daha çok görevler almalı, yada daha çok görevler yapmaya kendine hazırlamalıdır. Ancak böyle yaklaşılırsa kolektif çalışmayı başarılı bir şekilde uygulama sağlanır. Eğer birilerinde çalışma sevki yoksa kolektif çalışma hayat geçirilemez. Görülen şu ki bizde çalışma sevki zayıftır.Sonuç olarak kolektif çalışma, yani görevleri, işleri ortak bir şekilde omuzlama ileriye götürme işi bizde başarılı bir tarzda uygulanmamaktadır. Nedeni her yoldaş payına düşeni her yoldaşın yapması gerekeni yapmamasıdır. Yeterli sorumluluk bilinci ve fedakarlık ruhuyla hareket etmemektir. Bunun aşılması için başta yönetici örgüt ve yoldaşlar görevine hazırlanmak kaydı ile her bir yoldaş aldığı göreve devrimci, komünist bir sorumlulukla eğilmelidir. Bunun için;1. Gündem önceden belirlenmeli.2. Zaman önceden belirlenmeli.3. Her bir yoldaş gündeme hazırlanmalı.4. Konular isabetli tespit edilmeli.5. Bir çalışma planı oluşturulmalı.6. Görev dağılımı isabetli olmalı.7. Toplantı aralarında, organ üyeleri görüş alış veriş içerisine girmeli ve karşılıklı denetimi sağlamalı.8. Kolektif faaliyete uyum sağlamayan yoldaşlar tespit edilmeli, eğitilmesi için gereken ilgi gösterilmeli, buna rağmen uyum sağlamıyorsa yapabileceği işlere ve örgütlenmeler içerisine alınmalıdır.Biz başarılı bir çalışma istiyorsak kolektif çalışmalıyız. Kolektif çalışmayı hayata geçirmeyi istiyorsak, onun gereklerini yaşama geçirmeliyiz. Bunda ısrarlı olmalı ve sonuç alıcı çalışmalara girmeliyiz. Her gelinen noktadan geçen sürece eleştirici bir gözle bakmalıyız. Her gelinen noktadan hatalarımızın nedenlerini ve aşılmasının yolunu tartışmalı ve bulmalıyız. Yine bunu kolektif bir çalışmayla yapmalıyız.