Ders Çalışmada Verimi Artırma Yöntemleri !

Biliyoruz ki ders çalışmak,bir şeyi meydana getirmek için devamlı çaba göstermek demektir.
Bir toplum içinde yaşamak durumunda olan kişilerin gerek kendilerinin gerekse toplumun çıkarları için sürekli çalışmak,üretmek ve yaratmakla yükümlü oldukları unutulmamalıdır.
Çalışmak yaşamın tümünü kapsayan bir süreçtir.Bununla birlikte kişilerin iyi ya da kötü çalışma alışkanlıklarının okul yıllarında kazanıldığı bir gerçektir.İnsan yaşamında şansın ve tesadüflerin çok büyük rol oynadığına inanlar vardır.Bunu ileri sürenler,sözlerine kanıt olarak şans ve rastlantıyla başarıya ulaşmış olanları örnek gösterirler.
Oysa başarıya ulaşmayan ulaşmış insanların “rastlantı” veya “başkasının yardımı” gibi sebeplerle açıklamak son derece yüzeysel ve basit bir yaklaşımdır.
Öğrenmeye karşı istekli ve öğrenme için yeteneklere sahip olma,öğrenmede başarıyı etkileyen en önemli etmenlerdendir.
Ancak,bazı yetenekli öğrencilerin yeterince gayret gösterdikleri halde beklediklerini alamamakta yakındıkları da bilinmektedir.
Bu durum genellikle çalışma yöntemlerini kazanamamış olmaktan ileri gelmektedir.
Öğrenme ve başarıda sorumlu olmaköğrencilerin başarılı olmalarını etkileyen unsurlardan biri,bizzat kendilerinin iyi çalışma tutum ve alışkanlıklarına sahip olmamalarıdır.
Öğrencilerin çalışma alışkanlıkları ve tutumları çok geniş kapsamlıdır.
Söz konusu alışkanlık ve tutumları etkileyen pek çok değişken unsur vardır.
Bunları şöyle toparlamak mümkündür ;
Okul saatlerinde gösterilen tutum ve davranışlar
Çalışma konusunda benimsenen yöntemlerin
Çalışma ortamının özellikleri
Çalışmak için ayırdıkları zaman ve kullanma biçimleri
Okuma becerileri
Çalışma süreleri
Not tutma alışkanlıkları
Tekrar etmek konusundaki alışkanlıklar

Bu sayılanların daha iyi anlaşılabilmesi için,konuların anlaşılır kılınması gerekiyor;
okul saatlerinde gösterilen tutum ve davranışlar öğrencilerin başarılı olmalarında önemli rol oynayan bir unsurdur.Bunlar arasında önemli olanlardan bazıları şunlardır ;
derse hazır gelmek
dersin ana fikrini yakalamak
derslere devamlı ilgi göstermek,
dersleri can kulağı ile aktif dinlemek
öğretmen ve diğer öğrencilerle de iki yönlü iletişime girmek
derse girmenin yanında okul saatlerinin bir kısmını ders çalışarak geçirmek ;

Peki bunları nasıl anlamak ve pratikte uygulamak lazım.
Derse zihinen hazır olmak.Bir ön çalışma olarak dersi dinlemeye zihinen hazırlanan bir öğrenci için öğretmenin anlattıkları anlamsız bir söz yığını olmaktan çıkar.
Anlatılanların nereye doğru gittiğini ve sözlerdeki anlam şekillenmelerini çabucak görebilir.
Çoğu öğrenci,zihin hazırlığı ile derse gelmediği için anlatılanlardan bir yapi bir istikamet görmekten güçlük çeker ve anlamaişini dersten sonraya erteler.
Derste geri kalan sadece moral çöküntüsüdür.Dersten anlaşılmamış ve moral bozmuş olan bir konu dersten sonrada soğuk gelir.
Derse hazırlıklı gelmek,söylenenlerin peşinden koşmak yerine,neler söyleneciğini kestirmeye çalışmakla sonuçlanır.
Hazırlıklı ve aktif bir zihin,anlatılanlardan ana fikirleri daha iyi yakalar.
Dersin ana fikrini yakalama hedeflenmeli.
Öğrenci dersin konusuna sıkıcı bile olsa,ana fikirleri öğretmenin verdiği ip uçlarından keşfetmek için çaba harcamalıdır.
Öğreti niteliği kuvvetli bir ders,bir ana fikir ortaya koyacak başarı,arkasında,örnekler yada başka destekleyici bilgilerle o ana fikir açıklanır.
Bu durum bir anlamda öğrencinin,öğretim işinin başında o derste neler öğreneceğini görebilmesidir.
Bunu yakalayabilen öğrenci,dersin yada ünitenin sonunda kendisini neye göre değerlendireceğinin bilgisine sahip olur.
Kendisine uygun beklentiler meydana getirir.
Konu dışına çıkmaktan korunmuş olunur.Konu üzerinde odaklanması kolaylaşır.
Öğrenciler dersin ana konusunu görmek için çaba harcamalıdır.
Bu konuda gerektiği zaman öğretmenlerinden yardım istemeleri gerekir.
Böyle yaptıklarında öğrenimlerinin daha kolay gerçekleştiğini göreceklerdir.
Aynı zamanda öğrendikleri konuyu daha kolay hatırlayacaklar ve kazandıklarını alanlarda kullanabileceklerdir.
Derslere sürekli ilgi göstermek öğrencilerin derslere devamının öğrenci başarısındaki yeri ve önemi hemen bütün eğitimcilerin kabul ettiği bir ilkedir.
Türkiye’de yapılan bir araştırmada,öğrencilerinde bu ilkenin farkında olduklarını ortaya koymaktadır.
Ders kitabına güvenerek devamsızlık etmek yanlıştır.
Çünkü ders,öğrencinin başka hiçbir yerde bulamayacağı bir takım bilgileri ve açıklamaları içerir.
Ayrıca öğretmeni dinlemek,onun özellikle önem verdiği noktaların neler olduğunu anlamak için bir fırsattır.
Derse devam etmiş olmak ve derstte olan bitenleri bilmek derse hakim olma duygusunu verir.
Derse yeterince devam etmeyenlerin kafasında her zaman bir belirsizlik vardır.
Bunların yanında öğrenmek,işlediği konunun çeşitli yönlerini,büyük bir serbestlik içinde karşısındakı öğrencilerin seviyesine adapte edebilir.
Öğrencilerin neler bildiğini,neler bilmediğini,ilgi ve anlayış derecelerini dikkatte alarak,bir kitap için imkansız olan bir şekilli konuyu anlaşılabilir hale getirebilir.
Dersi dinlemede duyarlı ve aktıf olmak öğrencilerin derstte hem duyarlı hem aktif dinleyici-katılımcı olmaları öğrenmeyi olumlu yönde etkilediği bilinen bir durumdur.
Yine Türkiye’de yapılan bir araştırmada öğrenci sürecine daha istekli katılmanın büyük pay sahibi oluğu konusunda öğrencilerimizin bilinçli olduğu ortaya çıkmıştır.
Derse katılmak derse devam etmek anlamına gelmez.Bunun daha derin bir anlamı vardır,zira derse fiziki olarak devam eden bir öğrenci,duygu ve düşünceleri irtibariyla sınıftan çok uzaklarda ve farklı ortamlarda bulunabilir.
Bu duruma “gündüz rüyası”da denilmektedir.
Böyle bir durumda dersin anlaşılması ve öğrenilmesi zorlaşır.
Kısaca katılma,öğrencinin kendine sağlanan öğretim durumunun öğeleri ile etkileşimi ve öğrenme çabası içine girmesi demektir.
Başarılı olmak isteyen öğrencilerin bu konuda sorumluluk üstlenmesi gerekir.
Bu amaçla; öğrenmeye katılma öğrencinin öğrenilecek konu ile ilgili daha önce edinmiş olması gerekli bilgi ve becerilere ve sahip olmasına ve onları kullanabilmesine bağlıdır.Bu nedenle öğrencilerin ön hazırlık yaparak gelmeleri ve önceki konuları zaman zaman tekrar ederek pekiştirmeleri gerekir.
Öğrenci,insan beyninin bilgiyi sünger gibi emdiğini bilerek,öğretim durumunda kendisine sağlanan uyarıcıları kullanması,onlarla zihnindekileri birleştirmesi ve yeni anlamlar oluşturması gerekir.
Öğrenen,aynı zamanda keşfedendir.
İster açık yani doğrudan doğruya gözlenebilir,ister örtülü olsun öğrencinin kendisine verilen işaretleri hatırlayarak,kullanmaya,bu ayrımlara uygun davranışlarda bulunmaya ve bunları öğrenilinceye kadar göstermeye çalışması,öğrenme sürecine etkin bir şekilde katılması gerekmektedir.
Öğrencileri,öğrencekleri konularla ihtiyaçları arasından bağ kurabildikleri,kazanacak davranışları ile kendi özel amaçlarının bağdaştırabildikleri,merak duygularını harekete geçirebildikleri,öğrenme konu ve etkinliklerinin seçiminde söz sahibi olmak istedikleri oranda,derse katılmış sayılırlar ve dolayısıyla öğrenmeleri daha etkili,kolay ve kalıcı olur.
Öğretmen ve diğer öğrencilerle iki yönlü iletişime girmek,öğrenmek karşılıklı etkileşimin rolü oldukça büyük bir öğrenim ortamında iletişim ne kadar zengin ve çok yönlü ise,öğrenmeler de o oranda etkili gerçekleşir.Buradan olarak öğrencileri’öğretmenlerini dinlemelerinin yanında,onladan aldıkları mesajları cevaplandırmaları gerekir.Bu zaten soru sorma şeklinde olabileceğigibi”,anladım”manasınada baş sallama veya anlayamadım anlamında bir jest yada mimik yoluyla gerçekleşebilir.
Öğrencilerin,işlenen konuya ilşkin bilgi ve düşüncelerini ifade edebildikleri oranda etkili öğrenirler.İŞTE BU NEDENLE ÇEKİNGENLİK YADA GÜLÜNÇ OLMA,BİLGİÇLİK TASLAMAKLA SUÇLAMA GİBİ SEBEBLERLE,ALDIĞI BİLGİLERİ KENDİ GÖRÜŞLERİNİ SÖYLEYEREK ZENGİNLEŞTİRMEYEN ÖĞRENCİNİN ÖĞRENMESİ ZEDELENİR.
Ders sırasında öğretmen ile kurulacak iki yönlü iletişim yanında,öğrencilerin bir birleriyle kuracakları iletişiminde öğrenme açısından değeri büyüktür.Bir konuya konuya ilişkin bilgi,görüş ve düşüncelerini ifade eden bir öğrenci,sözlerini”bu konuda arkadaşlarının düşüncelerinide merek ediyorum”şeklinde bitirmelidir.Böylece diğer arkadaşlarınıda konuşmaya devet etmiş ve özendirmiş olacaktır.Böyle bir atmosferde öğrenilen konuta ilişkin değişik yönlerin,boyutların,örnekleri ortaya çıkması sağlanacaktır.Bununda sınıfta öğrenmeyi sağlayıcı büyük faydaları vardır.
Dersleri düzenli girmenin yanında,okul saatlerinde bir kısmını des çalışarak geçirmektir.Öğrencilerin ders saatleri dışında okulda ders çalışmalarını zorunlu kılan pek çok neden bulunmaktadır.Örneğin,annelerin gittikçe artan sayıda çakışma yaşamına katılması,çoçukların mesai saatlerinde evde kendilerine yardımcı olacak kimseyi bulamamalarına nedeno lmaktadır
Öğrencilerin okulda ders çalışma alışkanlaığını kazanması,dersi günü gününe öğrenme olanağıda vermektedir.Okulda öğrencinin bulabileceği pek çok materyalin aileler tarafında öğrenciye sağlanmaması bir başka çnemli sebebtir.
Çalışma konusunda benimsenen yöntem Arştırma verilerine dayanarak öğrencilerin çalışmaya karşı yaklaşımlarını iki grupta toplamak mümkündür.’1-Derin yaklaşım’2- yüzeysel yaklaşım –Derin yaklaşımla öğrenci,fikirleri ezberlemeye önem vermekte ,teksüze bir öğrenme temposu izlemektedir.Bu yaklaşımda öğrencilerin amacı,”geçiştirme”dir.
Çlışma konusunda yaklaşımları bir başka açıdanda ele almak gerekir. Bu noktada karar verilmesi gereken husus”bie konuyau parçalarına ayırarakmı yoksa bütün olanaklamı öğrenmek daha yararlıdır?.noktasında toplanmaktadır.
Bu konuda,her durum ve öğrenme konusu için geçerli bir cevap yoktur.Bu konuda çeşitli yaklaşımşımlar var.İşte anlaşılması için kısa bir özet yapmakta yarar var.
Okuma söz konusu olduğunda,”bütün-parça-bütün” metodu uygulanmalıdır.Önce konu baştan sona kadar bir kere okunmalı,böylece konu hakkında genel görüş dahibi olduktan sonra zor bölümler üzerinde ayrı ayrı durulmalıdır.Becerilen ,bilgisayar ,el yazısı ve benzeri,söze konuşmaya dayalı olmayan şeylerin öğrenilmesi ile anlamsız heceler gibi tekerlemelerin öğrenilmesinde parça-parça öğrenme yönteminin en verimli olduğu görülmüştür.
Dahası bütünü parçalara ayırmanın kolay,öğrenilecek malzemenin aşırı derecede uzun olduğu durumlarda,öğrenci güdülenmeside yardım etmesi ve bir parçayı iyi öğrendiğinde kendisini başarılı hissetmesine imkan sağlanması açısından konutu parçalara bölerek çalışmanın üstünlüğü..Öğrenilecek konuda mantıklı bir bütünlük ,yada süreklilik ile işe başlamak’B)sonra özel çaba gerektiren bölümler üzerinde durmak’b)tekrar bütün halinde çalışma yöntemine dönmek daha faydalı kabul edilmektedir.Çalışma ortamının özellikleri.
Çlışmada verim olmak için ortamında uygun olması gerekiyor. Çalışmak için oturan insanın dikkatini dağıtan faktörler ya çevreden gelir veya kişinin kendi zihninden kaynaklanır.Bu nedenle çalışma ortamının belirli özelliklere sahip olması öğrenmeyi kolaylaştırır ve çalışmak için ayrılan zamanda en üst düzeyde yarar sağlamasına olanak sağlar.Zihin etkeni söz konusu olduğunda öğrenmeden en iyi sonuç kişinin her türlü yorgunluktan uzak,bedence genel olarak elverişli,rahat olduğu ve dikkati dağıtacak yersiz etkenlerin etkisinin bulunmadığı zaman alınır.uygun bir çalışma ortamının asgari nitelikleri doğru olarak açıklanmalıdır.
Çlışma yerinin herhangi bir yer olmayıp belli bir yer olması verimli çalışma için gerekli şartlardan biridir.Çalışma yeri sade döşenmiş,iyi ısıtılmış,sessiz bir yer alması gerekir.Evde öğrenci için ayrı bir oda ayrılmıyorsa,oturma odasının belli bir köşesi çalışmak için tahsis edilmelidir..Yine çalışmak için seçilen sandalye veya koltuğun çok trahat olmaması gerekir.Örneğin çok rahat bir koltuk,gevşemeye yol açtığı için öğrenmeyi olumsuz etkileyebilir.Öğrenciye ait oda,onun rahatça kullanacağı biçimde olmalıdır.
Oraya mümkün olduğunca kimsenin karışmaması veya gencin bu odada bağınsızlığının,rahatça yaşaması lazım.Bunun içinde genç yada gençler odalarını istediği gibi düzenler,duvara istediği resim,Afiş ve güzel sözler aşabilirler.Ancak bu durumun doğurduğu en önemli sakınca aynı odada ders çalışırken,ortaya çıkmaktadır.Çünkü özellikle duvara asılı olan resim,afiş vb,gencin zevkini,özlemlerini,iç dünyasını ve öğrenci kafasını kaldırdığı anda onu hayal dünyasına götürür.Dersten kopmasına sebeb olur.Bunun özellikle yoğun çalışma dönemlerinden bu malzemelerin ortadan kaldırılması gerekir..Çalışma odasında veya köşesinde ders kitapları,sözlük,atlas,ansiklopedi gibi yardımcı kaynaklar,cetvel,gönye vb.gibi ders araçları,hazır bulunmalıdır.Bu vb .araçların öğrencinin elinin altında bulunmaması çalışmayı böler kısırlaştırır..
Yatakta,divanda uzanarak çalışmaya yeltenmek çok kere zaman ve enerji kaybına yol açar.
Bu gibi yerler,ciddi bir zihinsel çalışmanın yürütüleceği yerler değildir.Ancak roman yada
Gazete okumak,şiir yada yabancı dilde sözcük listesi belirlemek gibi etkinlikler bu tür konumlarda çalışılabilir.Zamanı iyi kulllanma ve çalışma biçmine dikkat etmek…!
Başarılı olmak için çalışmak değil,etkili yani planlı çalışmak gereklidir.
Planlı ve etkili çalışmak ise zamanı,belirlenmiş amaçlar ve tespit edilmiş öncelikler doğrultusunda programlı olarak kullanılmaktadır.
Gayretin ve zamanın en ekonomik biçimde kullanılmasının ön şartı çalışma saatlerinin bir programa bağlanmasıdır.Bir öğrenci okulda geçen saatlerinin dışında kalan zamanı çalışma,eğlence ve dinlenme zamanı olarak bölmeli veher biri için günün belli saatlerini ayırmalıdır.Çalışma,eğlence ve dinlenme zamanlarını düzenli bir programa bağlamayan bir öğrenci,zamanının çoğunu arkadaşları ile ile gezip tozarak,surada burada oyalanarak geçirmeye meyledebilir.
Onun içindirki düzenli bir çalışma programı yapmak ve buna belli bir disiplin içinde titizlikle uygulamak başlangıçta kişiye zor gelebilir.
Ancak böyle bir uygulamanın devamı,belli saatlerde,belli işlerin yapılması alışkanlığının kazanılmasını sağlar.Çalışma zamanının günün belli saatlerinden olması,kişiyi çalışmak için oturmaya sevk eder.Örneğin,hergün saat 15-18-oo arasını çalışmaya ayırmış ve bunu bir süre düzenli bir biçimde uygulamış olan bir kimsede,artık saat 15,oo-ile ders çalışma eylemi arasında
Bir çağrışım bağı kurulmuş olacaktır ve her gün her saat 15.oo ona çalışma saatini hatırlatacaktır.Hatta bu alışkanlık dahada yerleşirse kişi saat 18,oo olunca ders çalışmak için bir iç gerilim duyacak.bunu yapmazsa rahatsız olabilecektir.
Ders çalışmak için hergün ayrılması gereken sürenin uzunluğu,her şeyden önce öğrencinin yaşına bağlıdır.Küçük çocuklar dikkatlerini abncak kısa bir süre aynı ortada toplayabildiklerinden,ders çalışma sürelerinin kısa olması zorunludur.
Genel bir ölçü olarak,her öğrencinin baştan sona kadar dikkatli ve etkinliğini koruyarak sürdürebileceği uzunluktaki süre,o öğrenci için en uygun çalışma süresidir.
Sürenin çok uzun olması verimliliğin azalmasına neden olur.
Aralarında uzun dinlenme süreleri bulunan kısa süreli çalışmalar ise.uzun dinlenme sırasında,kazanılmış bir çok bilgi ve becerinin unutulması ve meydana gelen kayıp yüzünden yeniden konuya isınmak zorlaştığından etkili ve verimli bir çalışma yöntemi değildir.
İnsan öğrendiklerini çok hızlı unutue..
Öğrenmenin başında ve sonunda kazanılanların daha çok hatırda kaldığı gözlenmiştir.
Ypılacak çalışmalarda en iyi verimi almak için öğrenme seanslarını 20-40 dakikalık bölümlere ayırmak gerekir.Problem çözerken ise,çözüme ulaşılıncaya kadar ara vermemek lazımdır..20-40 dakikalık bir çalışma dan sonra 10 dakikalık bir tekrar yapmak hayati öneme sahiptir.Her çalışma sırasından sonra verilecek olan dinlenme molasıda 10 dakika süre ile tekrarlamak,sabah kalkınca aynı bilgileri bir kere daha gözden geçirmekibilgiyi pekiştirir.
Günün en zinde ve en uyanık olduğumuz verimli saatleri ders çalışmaya ayırmak için zamanı mümkün olduğu kadar ekonomik kullanmalıyız.
Bunun için benzer işleri birleştirerek yapmayı ve 5-10 dakikalık küçük zaman dilimlerini değerlendirmeyi öğrenmelisiniz..
Okuma becerilerinin düzeyi ve niteliği .
Akademik eğitimde başarı için hızlı okuma becerisinde kazanılması gereklidir.
Okumada biraz saatlere dikkat etmek okunmanın anlaşılmasını kolaylaştırmak bakımından büyük önem taşır-Bunun içindirki,yüksek sesle okumak’Ağız kıpırdatarak okumak’her sözcük üzerinde ayrı,ayrı hatta bazen geri dönerek okumak,tutuk okumak,parçadaki sözcüklerin anlamını bilmeden okumak.
Okuma yönteminde doğru yolu tutmak ve yanlış yöntem izlemek cümlelerin ve haliylede konuların anlaşılmasını zorlaştıracaktır.Hızlı okunan bir materyal bir okuyuştan sonra,yavaş
Okunandan daha fazla anlaşılır.Yavaş ve dikkatli okunan bir materyalin daha iyi anlaşılması ancak okumayı yeni öğrenenler için geçerlidir.Ortalama bir okuyucu dakikada 200-300 kelime okur yavaş okuyan birinin hızı dakikada 100-200 kelimedir.Hızlı okuma ilkeleri ile bir kimse dakikada 600-800 kelime okuyabilir.
Okuma anında gözün hareketleri,okuma hızını tayin eden önemli bir faktördür.
Okuma konusunda yaygın olarak inanılan ancak tümü yanlış olan bazı inanç ve düşüncelerin bilinmesinde yarar olduğu bir olgudur.
Her bir kelime bir kere okunmalıdır’dakikada 500 kelimeden fazla okumak imkansızdır’hızlı okuyan birisi okuduğunu değerlendirmesi,yüksek hız dikkatin dağılmasına neden olur.
Ortalama okuma hızı doğal olduğu için en uygunudur.’iyi anlayabilmek için sesli okumak
Gereksiz sessiz okumak hızlı okumak için yeterlidir.
Okuma hızını artıracak en kolay ve pratik yol,göze bir kalemle yardımcı olmaktır.
Kalemin satır üzerinde hızlı hareket etmesi,gözünde kelimesi izlemesi okuma hızını kısa süre sonra 500-700 kelimeye çıkartabilir.
Dudakları kıpırdatmadan okumalı da okuma hızını artıracaktır.Ayrıca kelime kelime yerine,kelime gruplarını okumaya alışmakta okuma hızını artırma bakımından büyük öneme sahiptir.Bütün bu beceri ve alışkanlıklar sabırla yürütülecek egzersizlerden sonra
Kazanılabilinenler haliyle bir ders konusunu öğrenme psikolojisi ilkelerine uygun bir şekilde okuyup,hazırlamak isteyen öğrenciler şu konuları dikkate almalıdır’
Kitapta okunacak bölüme ait sayfalar,ara ve alt başlıklar okunarak,şöyle bir kuş bakışı gözden geçirilir-Buna aslında tarama denir.
Ara ve alt başlıkların konuları üzerinde zihnen bazı sorular sorulur’bu başlık altında ne anlatılmaktadır?Bu ne demektir?konunun hangi yönünü kapsamaktadır,vb-gibi sorular oluşturulur.Konunun başına dönülerek ilk ünite okunur.
Bu ilk ünite,ikbaşlın ltndaki böümdür.itni okunması bitince durulup,parça zihnen anlatılır.Önemli kavram,terim ve fikirler zihnen tekrarlanır ve sonra ikinci ünitenin aynı biçimde okunmasına geçilir.Okunacak bütün bölüm bitince kitap kapatılır.Bütün ünitelerin ana fikirleri,temelkavramlar,terimler ve ünitelerin birbirine bağlanışları dikkate alınarak bölüm tekrarlanır.Hazırlanmayan ve gereken bölümler yeniden okunur.
Not tutma alışkanlığı kazanılmalı Derslerde not alma eğitimin temel şartı olan duyarlı ve aktıf katılımı sağlamak bakımından önem taşır.Böylece hem uyanık kalmak ve hemde dikkati öğrenilen konuda yoğunlaştırmak bakımından mümkün olur.Aynı zamanda not alma ve alınan notları yeniden düzenleme,eğilimin en büyük düşmanı olan unutmayı önler.
Doğru ve yerinde kullanıldığında,not tutma başarıyı artıran bir yöntemdir.Bu konuda şunlar önerilmektedir2kitapta her yanı not olarak çıkartmaktan veya öğretmenin her söylediğini not etmekten kaçınmak lazım .Bunun yanında notlar arasında birinci ve ikinci önem derecesine sahip olan bilgileri ayırtmak gerekir.Bunun için bir işaretleme sistemi kullanılabilinir.Örneğin,renkli kalemler ile farklı renklerde çizmek gibi-Öğrencilerin tuttukları notlar arasında tarımlar,benzerlikler ve ayrılıklar,isimler ve renkler olmalıdır.Zayıf öğrenciler öğretmenin ağzında çıkan herşeyi yazmaya çalışırlar.İyi bir not,ders hakkında genel bir fikir verebilen notlar.Gerek okurken ,gerek dersler dinlenirken şeklinde kısa notlar almak daha yararlıdır.Düşünceler,öğrencinin kendi anladığı şekilde not edilmelidir.Not alma sırasında bazı açıklamalar akla gelmişse,onlarda kaydedilmelidir.Okunan veya dinlenen şeyi sadece sözlükler halinde not etmemek gerekir.
Aynı zamanda iyi bir dinleyici olmanın temel kuralı iyi not tutmak,iyi not tutmanın yoluda iyi bir dinleyici olmak el ele gider.
Öğrendiklerimizi tekrar etmek
Öğrencilerin arasına üzerinde yeniden çalışması ve öğrendiklerini gözden geçirmesi unutmayı azaltmaktadır.Öğrenmede tekrar özellikle becerilerin kazanılmasında ve öğrencilerin kalıcılığının sağlanmasında önemli rol oynar.İnsan konuşmayı, bir yabancı dili,melodi çalma ve benzeri becerileri tekrar yapmadan öğrenemez.Buradan olarak,öğrenmede tekrarın yeri önemli ve yararlıdır.Konunun niteliğine ve öğrenen kimselerin yeteneklerinin özelliklerine bağlı olmakla birlikte,sık yapılan tekrarlar,arasıra yapılanlara oranla daha az etkilidir.
Bunun yanında kolay ve yalın konularda sürekli tekrarlamanın daha etkili olduğu kabul edilmelidir.Aralıklı tekrarlama yönetimi genel bir kural gibi görülmelidir.Aralıkların uzunluğu,konunun özelliklerine,bireyin yaşına,zekasına ve o konudaki yaşantılarının niteliğine göre değişmektedir.
Tekrar,öğrenmek gelişmeyi sağladığı sürece yararlıdır.Ne pahasına olursa olsun çocuktan bir konuyu yada beceriyi devamlı olarak tekrar etmesini istemek,çoğu zaman öğrenmeye olumsuz yönde etkileyecektir.
Tekrarların daha çok öğrenmanin başlangıcından etkili olduğu iddia edilmektedir.Bunu ileri sürenlerin gerekçeleri şunlardır’Doğru tepkide bulunmaya imkan sağlar,daha sonraki etkileri ve öğrenmeyi pekiştirir’ilginin sürekliliğini sağlar ve öğrenmeyi geliştirir
Kavram öğretilirken,vurgulanan ölliklin kısa süreli bellekten,uzun süreli belleğe geçilmesi için gecikmeksizin tekrar gerekir.Bu nedenle’değişik örneklerin okunması’öğrencinin kendisine örnek buması’öğrencinin kavramıntanımını kendi cümleleri ile tekrar etmesi’kavramı yeni cümleler içinde kullanılması’bir anda bir kaç kavramın birden öğretiminden kaçınılmsı ,Becerilerin kazanılmasında tekrar vazgeçilmez temel bir ilkedir .
Tekrar,hareketinde oğuluğu,keskinliği,inceliği ve hızı artmsı becerinin iyi öğrenilmediğini gösterir.Bu nedenle öğrenmeye ara verilmi yerinde olur.Bcerinin bitliği yada krmşiklığı tekrarrın nekadar sık yapılacağını bildiren önemli bir etmndirİnsnın ürkli ımpiteininniteliği de
Tekrara ara vermeyi gerektirir’tekrar yapılırken önemli olan doğru yapılan hareketlerin yenilenmesidir.Bu nedenle,kişi doğru yapıp yapmdığını görmek,yanlışların düzelilmi bakımından önem taşır.İşi ve knuyu tekrarldıkç öğrenir-Tekrar ve alıştırma,buraydı öğrenilecek konya yakınlık sağlar.Öğrenmenin iyi ve kalıcı olması ancak alıştırma veyaBaşarısız öğrenciler genellikle bedensel arızalar ve sağlık bozuklukları göstermektedirler.Başarılı olmak isteyen öğrenci sağlığına dikkat eder.Bir işte başarısızlığın önemli bir nedeni genellikle heyecan gerginliğidir.Başarıyı arzulayan bir öğrenci heyecan ile ilgili problemlerini,aşırı bir hal olmayacak şekilde düzene koyar veya problemlerini incelerken yardım ister.Başarısızlığın önemli bir nedenide dikkatin sık dağılması ve çalışmaların olmadık zamanda kesilmesidie.Verimini artırmada samimi olan öğrenci dikkatini dağıtıcı,çalışmayı bölücü engellerden uzak kalmaya özen gösterir,Sakin bi çalışma yeridüzenler,dikkat dağıtıcı uyarıcıları ortadan kaldırır.
Halıyle başarılı olmak isteyen çalışma zaman ayırır ve zan ayarlama konusunda duyarlı davranır.Zamanın önemli olduğunu bilerek,planlama yapar.
Hergün aynı dersi aynı saat ve aynı yerde çalışır’çalışmaya oturunca şunla ,bunla oyalanmaz,hemen çalışmaya başlar’çalışmaya başladığı zaman gerekli araç ve gereçler elinin altındadır-Yanında bir not defteri bulundurmayı alışkanlık haline getirmiştir.
Doğru kaynağı,metotlarla okumak başarının ön şartlarındadır.Başarılı öğrenci dudaklarıyla değil,gözleri ve kafasıyla okur.Hece hece, kelime kelimedeğil,cümle cümle okur.okuduğunu
Düşünüp,organize eder.Bir kitap yada makale okumaya başlamadan önce,daima bir tarama yapar.Yazının genel planını ve ana noktalarını bulur.
Başlıklarını soru cümlesi şekline çevirir,cevaplarını arar.Teknik terimlerini atlamaz,anlamları bu tekrar ile mümkün olur.
Tekrar sayısı gittikçe öğrenmede ilerleme görülür.Yalnız tekrarın sıkıcı olmamasına özen gösterilmelidir.
Her hangi bir öğrenme için gerekli tekrar sayısı,bu tekrarların türü,tekrarların süresi, tekrarın arasındaki zaman çok iyi ayarlanmalıdır.
Öğrenmede tekrar kadar,dinlenmeye de yer verilmelidir.
Tekrarlama olmadığında unutmanın da erken olduğu bir gerçektir.
Peki neleri unuturuz; okuduklarımızın 10%unu,duyduklarımızın 20%sini,gördüklerimizin 30%unu hem görüp,hem duyduklarımızın 50%sini,söylediklerimizin 80%ini,davranışlarımızla birlikte söylediklerimizin 90%ını.
O halde okuyup,yazıp,resmini çizip,anlatır,tartışır,sorular sorup yanıtlarını hazırladığımızda unuttuklarımızın daha az olacağını okuldan inek tutmayalım.
Verimli ders çalışmada dikkat edilecek unsurlar biliyoruz ki öğrenme bireysel bir etkinliktir.
Hiç kimse bir başkasının yerine öğrenemez.
Bu bakımdan öğrenme konusunda açıklayageldiğimiz konular,özde verimli öğrenme ve çalışma yollarının kazanılmasına,kazandırılmasına yöneliktir.
Verimli öğrenme ve çalışmanın bir kez daha derli toplu özetini yapmada yarar olduğu açıktır.
Verimli öğrenme ve çalışma alışkanlıkları elde edebilmek için bazı kurallara uymak gerekir.
Okulda yüksek notlara sahip öğrencilerin bile bu konuda eksiklikleri olabilmektedir.
Onun içindir ki verimli çalışmada bazı şartlar önem kazanıyorlar.
Bu tür kavramların konunun anlaşılmasında anahtar rol oynadığının farkındadır.
Konuyu bitirince başını kitaptan kaldırır,burada önemli notların neler olduğunu hatırlamaya bunların bildiği şeylerle nasıl bir uzlaşma yaptığını görmeye çalışır.
Bu şekilde bir tekrarın,bir okuma metnini anlamayı garanti ettiğinin bilincindedir.
Başarılı öğrenci hem dersleri dikkatli dinler hem de not tutar.
İyi bir notun,ders hakkında genel bir filir verebilen not olduğuna inanır.
Düşüncelerini kendi anladığı şekilde not eder.
Eğer bazı açıklamalar aklına gelmişse,onları da kaydederek not alır.
Okuduğunu,dinlediğini sadece sözlükler halinde not etmez.
Bunun için kendine has şekil ve şemalar düzenler.
Sözlük,biyografi,ansiklopedi vb.gibi kitaplıktaki yol kısaltıcı araçlardan yararlanmasını bilir.
Bir konu üzerindeki notlarını bir araya koyup saklar.
Arandığı zaman bulunamayan notların,hiç not tutmamakla arasında pek fark olmadığının bilincindedir.
Unutmayı azaltmak isteyen öğrenci;yaptığı işi belli aralıklarla gözden geçirir;tekrar yapmanın önemini kavramıştır,ancak yapılacak tekrarların öğrenmede gelişmeyi sağladığı ölçüde faydalı olacağını bilir;yaptığı tekrarların arasına dinlenme zamanları serpiştirir.
Ara vermeden uzun süre alan tekrarların faydasına inanmaz,tekrarları son güne bırakmaz,zamanında yapar.
Aslında doğru açıdan yaklaşıldığında öğrenmek hiçte zor olmayacaktır.
Yeterki eğitimde ne istediğimizi bilelim ve buna uygun bir hareket tarzı içinde olalım.
Bilgiyi öğrenmenin ve muhafaza etmenin yöntemlerini bulduktan ve yerinde kullandıktan sonrası her hangi bir sorun kalmayacaktır.
Bunlar,benzerlikleri bulmaya çalışmak,farklılıkları bulmaya çalışmak,ilişkileri görmeye çalışmak,tekrar etmek ve bilgiyi kullanmak.
Bu yöntemler özenle kullanma durumunda başarıyı yakalamak hiçte güç olmayacaktır.
Bir kere şunu iyi bilmeliyiz ki her şey bir sebep ve amaç içindir.
Bu şekilde düşünen insanlar,başkalarının başarızızlık ya da şansızlık diye nitelediği bir çok şeyi yaşamlarında fark meydana getirir bir fırsat ya da avantaj haline getirebilirler.
Aslında yolumuz önüne çıkan engelleri kaldırmada çaba göstermenin ne kadar önemli olduğunu unutmayalım.
Emek harcamadan başarı elde edilemez.
Yani hazıra konmacı tutum ve yaklaşımlar oldukça tehlikeli ve insanların gelişimlerinin önünde de engel oluşturur.
Bu konuyu anlaşılır kılan bir çok öykü var ama biz bunlardan birisini buraya alarak yazımızı sonlayalım.
Eski zamanlarda bir kral saraya gelen yol üzerine kocaman bir kuyu koydurmuş kendisi de neler olacak diye pencereye oturup seyretmiş.
Ülkenin en zengin tüccarları,saraya birer birer gelmişler.
Hepsi de kuyunun etrafında dolaşıp saraya girmişler.
Pek çoğu kralı “vergi alıyor ama yolları yapmıyor“ diye eleştirmiş.
Sonunda bir köylü çıkagelmiş-sırtındaki küfeyi yere indirmiş kayayı kenara itmek için başlamış itmeye.
Zorlama sonucu kayayı kenara itmeyi başarmış.
Tam küfeyi sırtına alacakken kayanın eski yerinde bir kese görmüş.
Kese altın doluymuş ve altında notu varmış,bu altınlar kayayı yoldan çeken kişiye ait “işte her şeyde böyledir-çaba ve emek harcamadan hiç bir başarı elde-edilemez”