Anasayfa / Politika-Haber / Cumartesi Anneleri Anneler Günü’nü kutlamıyor..!
cumartesi-annleri-annler-gunu

Cumartesi Anneleri Anneler Günü’nü kutlamıyor..!

Cumartesi Anneleri, kayıpların bulunması ve adaletin sağlanması için 633. kez Galatasaray Meydanı’nda bir araya geldi. Anneler Günü arefesinde yapılan eylemde, 23 yıl önce kaybedilen Kasım ve Halil Alpsoy’un akıbeti soruldu.

Eylem, açlık grevindeki Nuriye Gülmen ve Semiha Özakça ile Kemal Gün’ün taleplerinin karşılanması talebiyle başladı. Katledilen Avukat Tahir Elçi de anıldı.

İlk olarak söz alan Hayrettin Eren’in kardeşi İkbal Eren, yarın Anneler Günü olduğunu hatırlatarak, “Yarın yönetenler ‘eli öpülesi, ayaklarının altı öpülesi anneler’ diyecekler, ‘cennet annelerin ayaklarının altındadır’ diyecekler. Buradaki anneler ayaklarının altının öpülmesini istemiyor. Buradaki annelerin yaşadığı cehennemi görün. Burada, Galatasaray’da bir cehennem var. Annelerin cehennemini yıllardır görmüyorsunuz. Evlatları için hak ve adalet arıyorlar. Siz annelerin ayaklarının altını öpmeye kalkıyorsunuz, önce onları bi duyun bakalım” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Rezza Zarrab için “babamın oğlu değil ama vatandaş. Devletlerin görevi vatandaşın hukukunu korumaktır” sözlerini hatırlatan Eren, “Hangi vatandaşın hakkını? Hırsız vatandaşın mı, ödemediği elektriğin parasını ödeyen, geçmediği köprünün parasını ödeyen vatandaşın hakkını mı koruyorsunuz? Biz bütün bunları yapıyoruz ama vatandaş olarak kapınıza geldiğimizde bizi vatandaş olarak görmüyor, yok sayıyorsunuz. Hukuk ve adalet sizin için ne?” diye sordu. Eren, Mehmet Ağar’ın yıllar önce söylediği “Bir tuğla çekersek duvar yıkılır” sözlerini de hatırlatarak, “Mehmet Ağar için hangi yasal işlemi yaptınız, kim için hukuk?” diye sordu. Eren, ekledi: “Siz ne yaparsanız yapın biz burada adalet aramaya devam edeceğiz.”

Gözaltında kaybedilen Murat Yıldız’ın annesi Hanife Yıldız, yaşamını yitiren anneleri anarak konuşmasına başladı, tüm acı çeken annelerin acısını paylaştığını dile getirdi. Hem anne, hem evlat acısı yaşadığını söyleyen Hanife Yıldız, “Biz bu acıları yaşarken başkaları acı yaşamasın dedik ama ne yazık ki bize bunu yaşatmaya kararlılar. Kimileri cezaevi önlerine koşuyor kimileri mezarlıklara koşuyor. Anneler bir yerlere koşturuyor ama ben hiçbir yere koşmadım, koşmayacağım. Benim oğlum elimden alındığı gün anneliğim öldürüldü. Ben ölü bir bedenle evlatsız meydanlarda onun hakkını arıyorum” dedi. Yıldız, “Ben de artık Kürtlüğümü açıklıyorum” diyerek, konuşmasını Kürtçe sürdürdü, Murat’a “Oğlum neredesin” diye seslendi.

Yüksekova’da önce sokağa çıkma yasağı, ardından da OHAL nedeniyle uzun zamandır Cumartesi eylemleri yapılamazken, Hakkarili Cumartesi aileleri adına Canan ailesinden Tayyip Canan konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Eğer bir suç işleniyorsa, suçlu cezayı çekemiyorsa o suçlu azar” dediğini hatırlatan Canan, Erdoğan’a “Peki kayıplarımızı alıp sorgulayıp işkence edenler ve kaybedenler suç işlemedi mi? Evet suç işlediler. O zaman devlet arşivlerindeki kayıtları açın ve bunları bir an önce yargılayın” diye seslendi.

Alana gelemeyen ancak mektup gönderen Hasan Ocak’ın annesi Emine Ocak, “Annelerin evlatlarına sevinçle sarılarak kutladığı Anneler Günü öncesinde aranızda değilim, yaralıyım. Bu meydandaki tüm anneler, tüm kadınlar yaralı. Bizim için Anneler Günü acıyla geçiyorsa, her günden daha zor geçiyorsa çocuklarımızın eli bize uzanamıyor diyedir. Sesi kulağımıza ulaşmıyor diyedir. Her şeyden vazgeçip mezarlarına çiçek götüremiyoruz diyedir. İşte bu yüzden özel günler Galatasaray’daki anneler için daha zor, daha dayanılmaz. Anneler Günü’nde çocuklarımızı kaybedenlerin yalanları daha da büyüyor. Biz annelere bu acıları yaşatanlar ceza aldığında, adalet geldiğinde, mezarlarına bir çiçek götürdüğümüzde çocuklarımızın kokusunu duyacağız.” Galatasaray’da birlikte diz çürüttüğü anneleri selamlayan Emine Ocak, son nefesine kadar adalet, barış isteyeceğini dile getirdi.

Halil ve Kasım Alpsoy’un akıbetini 3 kuşaktır soran Alpsoy ailesi adına torunları konuştu.

Helin Alpsoy, “Dedemi kaybedeli 23 sene oldu. Katilleri hala bulunmadı. Dedemi çok özledim. Babaannem, babamı ve amcamları bu meydanda büyüttü. Şimdi sıra bizde. Babam ve amcamlar gibi bu meydanda büyüyeceğiz ve katiller bulunana kadar bu meydanları terk etmeyeceğiz. Dedemin katillerini istiyoruz” dedi.

Mizgin Alpsoy, “Halil dede, seni çok özledim. Yanımızda olsaydın” diye seslendi, kayıpların bulunmasını istedi.

Bahar Alpsoy da “Dedem gibi bir sürü insan kayıp. Onları da arayan aileleri, yakınları var bizim gibi. Burada hepimizin acısı, gözyaşı aynı. Dedemi arıyorum ve yeni kayıplar istemiyorum” dedi.

Konuşmaların ardından Rezzan Karaman haftanın açıklamasını okudu.

“Yarın Anneler Günü vesilesiyle kadın haklarını ayaklar altına alanlar ve annelere bir günlük değer atfedenler ikiyüzlü kutlama mesajları yayınlayacaklar” diyen Karaman, şöyle devam etti: “Devlet gözaltında kaybedilen evlatlarımızın akıbetleriyle ilgili bizi ve toplumu bilgilendirme görevini yerine getirinceye kadar ve evlatlarımız için adalet talebimiz karşılanıncaya kadar bizim kutlanacak günümüz olmayacak.”

“Hakikati bilmek geçmişin ağır suçlarının günümüzde ve gelecekte yeniden yaşanmasını engellemek için bütün toplumu ilgilendiren bir haktır” diyen Karaman, Halil ve Kasım Alpsoy’un kaybedilişine dair şu bilgileri verdi:

37 yaşındaki Halil Alpsoy, 12 Mayıs 1994 gecesi eşi ve 40 günlük bebeğiyle birlikte akraba ziyaretinden dönerken, İstanbul Kanarya’daki evinin önünde bekleyen polisler tarafından gözaltına alındı. Eşine “Merak etme. Karakola kadar götürüyoruz. Yarım saat sonra gelir” diyerek beyaz Toros marka araca bindiren polisler, Halil Alpsoy’u katletti. Alpsoy’un işkenceden tanınmaz hale gelmiş bedeni 18 gün sonra, İstanbul’a 530 km uzaklıktaki Kırıkkale’de ormanlık bir alanda bulundu. Kardeşleri onu elindeki çocukluktan kalma izden teşhis edebildi.

18 Mayıs 1994’de ise Halil Alpsoy’un amcasının oğlu 30 yaşındaki Kasım Alpsoy Adana’daki evinden gözaltına alınarak İstihbarat Dairesi’ne götürdü. Aynı akşam Kasım Alpsoy’u serbest bırakıp kimliğini alıkoyan polisler, “Yarın gel. Kimliğini al” dedi. Gözaltında işkence gören Alpsoy, ertesi gün kimliğini almak için bir akrabasıyla MİT binasına gitti. Akrabası tüm gün kapıda bekledi ancak Kasım Alpsoy o binadan bir daha çıkmadı.

Kasım Alpsoy ve Halil Alpsoy’un gözaltına alındıkları yıllardır inkar ediliyor. Ailelerinin tüm başvuruları karşılıksız bırakıldı.

HALKIN BİRLİĞİ

uyusturucudan-3000-bin-kisijpg

Uyuşturucudan son 10 yılda 2 bin 148 kişi öldü!

Uyuşturucuyla mücadele çalışmalarının toplandığı rapora göre, 2007’den bu yana 2 bin 148 kişi uyuşturucu madde …