Cumartesi Anneleri 859. haftasında 12 Eylül’de kaybedilenleri unutmadıklarını söyledi..!

Cumartesi Anneleri, gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin cezalandırılmasını talep etmek amacıyla her hafta gerçekleştirdikleri eylemlerinin 859’uncusunu pandemi nedeniyle yeniden online gerçekleştirdi.

Bu haftaki açıklamada 12 Eylül’de kaybedilenleri unutmadıklarını hatırlattılar.

Açıklamada ilk önce İHD İstanbul Şubesi Gözaltılarda Kayıplara Karşı Komisyon’dan Sebla Arcan söz aldı. Sonrasında 1980 yılında İstanbul Gayrettepe Siyasi Şube’de katledilen Hayrettin Eren’in kardeşi Faruk Eren konuştu. Ardından 1989 yılında Ankara’da gözaltına alınan ve Ankara Emniyeti Siyasi Şube’de katledilen Nurettin Öztürk’ün yeğeni Hülya Öztürk seslendi.

858. hafta basın açıklamasını Nihat Aydoğan’ın kızı Nejbir Aydoğan okudu. Aydoğan, “Kars’ta Cemil Kırbayır ve Mahmut Kaya, Bingöl’de Hüseyin Morsümbül, Ankara’da Nurettin Öztürk, Yalova’da Zeki Altunbaş, İstanbul’da Hayrettin Eren, Nurettin Yedigöl, Süleyman Cihan, Mustafa Hayrullahoğlu ve Maksut Tepeli 12 Eylül işkencehanelerinde kaybedildiler. Süleyman Cihan’ın işkence ile öldürülen bedenine 3 ay sonra Mustafa Hayrullahoğlu’nun işkence ile öldürülen bedenine 5 ay sonra ‘kimliği meçhul kişi’ olarak gömüldükleri kimsesizler mezarlığında ulaşıldı. Diğerlerinin mezarları ise hala gizleniyor. 12 Eylül rejiminde Antep’te Veysel Güney, İzmir’de İlyas Has idam edildi. Onların bedenleri ailelerine teslim edilmedi, mezar yerleri açıklanmadı. İlyas Has’ın mezarına 28 yıl sonra ulaşılabildi. Veysel Güney’in mezarı ise hala gizleniyor” dedi.

Tanıklara, belgelere, Adli Tıp raporlarına, Meclis raporuna rağmen tüm hukuki yolları kullanmasına rağmen 41 yıldır 12 Eylül işkencehanelerinde kaybedilen insanlar için adalet sağlanmadığını kaydeden Aydoğan, şöyle devam etti:

12 Eylül’ün gözaltında kayıpları inkar eden ve kaybedenleri cezasız bırakan zihniyeti bugün de sürüyor.

12 Eylül’ü aşmak ancak bütün bir 12 Eylül anlayışıyla, anayasası, yasaları ve kurumlarıyla yüzleşmek, hesaplaşmakla mümkündür. Türkiye toplumu ne yazık ki 12 Eylül’le hesaplaşmak, gerçeğin açığa çıkarılması ve adaletin sağlanması konusunda talepkar olmadı.

Biz, 12 Eylül sürecinde işlenen insanlığa karşı suçlardan biri olan gözaltında kaybetmeleri yeniden gündeme getirmeye, 12 Eylül zihniyetinin hala yaşatıldığına dikkat çekmeye, 41 yıldır yaşana inkar ve cezasızlık siyasetini teşhir etmeye devam edeceğiz.

Kaç yıl geçerse geçsin 12 Eylül işkencehanelerinde kaybedilenler için, tüm kayıplarımız için adalet istemekten, devletin evrensel hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan, 160 haftadır bize yasaklanan kayıplarımızla buluşma mekânımız Galatasaray’dan vazgeçmeyeceğiz.