Cumartesi Anneleri, 833 hafta açıklamasını Mirza Ateş için düzenledi.!

Gözaltında kaybedilenlerin akıbetinin açıklanması ve sorumluların yargılanması talebiyle eylemlerini sürdüren Cumartesi Anneleri, 833 hafta açıklamasını Mirza Ateş için düzenledi.

Tüm toplumu hakikatten ve adaletten uzaklaştırmayı hedefleyen cezasızlık politikalarına itiraz etmenin bir vatandaşlık görevi olduğunun altını çizen kayıp yakınları, 27 yıldır failleri yargılanmayan Mirza Ateş dosyasını kamuoyuyla paylaştı.

RİNDE ATEŞ: 27 YIL OLDU HALA UMUDUMU KESMEDİM

Mirza Ateş’in hayat arkadaşı Rinde Ateş gece yarısı asker ve korucuların evlerini bastığını, baskın sırasında da evlerinin ateşe verildiğini hatırlattı. Mirza Ateş’i en son darp edilerek götürüldüğü o an gördüğünün altını çizen Rinde Ateş, “Ben perişan oldum. İstanbul’a geldim çocuklarımla. Burada kimsemiz yoktur. Çocuklarım büyüdü. Ben hala umutluyum. İnşallah bir haber alırım. 27 sene oldu. Hala umudumu kesmedim. Bir yerden haber alırım; bekliyorum, bekliyorum ama haber yok. Umudumu kesmedim, sonuna kadar mücadele yürüteceğim” dedi.

27 YILDIR FAİLLERİ KORUNUYOR

Covid-19 salgınından kaynaklı online düzenlenen 833. haftanın basın metnini Seza Mis Horuz okudu. Gözaltında kaybetmeler dahil, ağır insan hakları ihlallerinin önlenmesi meselesinin cezasızlıkla mücadele olduğunun altını çizen Horuz, Mirze Ateş’in de dosyasının 27 yıldır sonuçsuz bırakıldığını ve faillerinin cezasızlıkla korunduğunu kaydetti.

‘KAÇ YIL GEÇERSE GEÇSİN VAZGEÇMEYECEĞİZ’

Horuz, “833. haftamızda yargı makamlarını, Mirze Ateş dosyasındaki 27 yıllık cezasızlığı sonlandırmak ve adaleti sağlamak için harekete geçmeye çağırıyoruz. Kaç yıl geçerse geçsin Mirze Ateş ve tüm kayıplarımız için adalet istemekten, devletin hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan, 134 haftadır bize yasaklanan kayıplarımızla buluşma mekânımız Galatasaray’dan vazgeçmeyeceğiz” diye konuştu.

NE OLMUŞTU?

37 yaşındaki 5 çocuk babası Mirze Ateş, Kulp’un Konuklu Köyü’ne bağlı Sadıka Mezrası’nda yaşıyordu. 1994 Martı’nın ortalarında bölgede operasyona çıkan asker ve korucular civar köylere baskın düzenledi ve çok sayıda köylüyü gözaltına aldı.

Bu baskınlardan biri de 18 Mart 1994 tarihinde Ateş Ailesi’nin evine yapıldı. Gece yarısından sonra gerçekleşen baskında evi ateşe verilen Mirze Ateş, asker ve korucular tarafından darp edilerek gözaltına alındı. Elleri kelepçelenen, başına torba geçirilen Mirze Ateş, aynı durumdaki diğer köylülerle birbirlerine halatla bağlandı. Gözaltına alınanlar önce Sivrice Karakoluna oradan Kulp Jandarma Komutanlığına götürüldü. Burada bir süre tutulan köylüler sonra Diyarbakır Jandarma Alay Komutanlığına sevk edildi.

Olaydan bir ay sonra Mirze Ateş’in kardeşi Eşref Ateş de gözaltına alındı. Eşref Ateş, Diyarbakır Jandarma Alay Komutanlığında gözaltında tutulurken kardeşi ile aynı tarihte gözaltına alınan akrabaları Kuddusi Adıgüzel ile karşılaştı ve ondan kardeşi Mirze Ateş’in de aynı yerde olduğunu öğrendi.

Gözaltına alınan köylüler aylarca gözaltında tutuldu ve ağır işkence gördü. DGM’ye çıkartılan bu insanlardan bazıları serbest bırakıldı, bazıları tutuklandı. Gözaltına alındıkları reddedilen Mirze Ateş ve Kuddusi Adıgüzel’den ise bir daha haber alınamadı.

Mirze Ateş’in gözaltına alındığına ve aylarca gözaltında tutulduğuna dair çok sayıda tanık olmasına rağmen ailesinin bütün girişimleri sonuçsuz kaldı. Etkin ve tarafsız bir soruşturma yürütülmesi. Mirze Ateş’in akıbeti karanlıkta bırakıldı. Failleri cezasızlıkla korundu.