Biz işkencede Ölümüne Direnen İbrahim Kaypakkayanın İz Sürücüleriyiz:

Devrim ve Davası İçin Ölümü Hiçe Saymayanlar Halkların önderi olamaz. Unutma 18 Mayıs Devrime ve Halka Bağlılığın Doruğu ve Düşmanla Teke Tek Savaşta Ölümü hiçe Saymanın Adıdır…!Siz ki canınızı verdiniz halkınız içinSiz ki her seyinizi verdiniz bu kavga ugrunaGögsümüzde onurla dalgalananKavganin bayrağına siz ki al rengini verdinizEy, ölümsüz halkimiz için toprağa düşenlerimizEy, yüce oğullari halkımızınGururla ve sabirla dinlenin şimdiKavganızı sürdürüyor yoldaşlarınız….İbrahim Kaypakkaya52. yıl önce, yani 1973 yılının 18 Mayıs’ında bahar yaprak döktü, Mayıs buza tuttu bir komünist yiğidin yüreğinde ve Mayıs, üzerine dökülen kara yazılarla bir kez daha utandı “ kaderci”lerin kara sayfalarından, boynunu büktü dağlar…önderlik sözde değil düşmanla girişilen her cephede boyun eğmeden dik durmak ve ölümü hiçe Sayan bir hatta yürümekti. İbrahim Kaypakkaya Önder olmanın pratik öncüsü olurken PKKnin önderi Abdullah Öcalan ise işkence ve düşman karşısında, fiske yemeden idam edilmeme karşılığında çözülmenin ve hat değiştirmenin olumsuz örneği oldu . Biz işkence çözülen A.Öcalanı değil ser verip sır vermeyen İbrahim Kaypakkayanın izinde yürüyeceğiz.Dağların boynu büküklüğü, “aşkın gözyaşı”nın gözyaşı dökmesi, 24 yaşındaki genç ve yiğit bir komünist önderin zemheri gecelerinde kardelence açıp güneşe gömülmesindendir.Ama Mayıs isyan etmeyi de öğrendi, şaha kalktı, kartal gibi yücelere çıktı, buluştu gökyüzüyle…1 Mayıs, 6 Mayıs,18 Mayıs ve 31 mayıs Mayıs, mücadelelerin ayıdır. Mayıs, ölümüne direnişlerin ayıdır.Mayıs, şehitlerin ayıdır.Yaşam,ölüm ve direniş Mayıs’la iç içe geçmiştir.Teslimiyete karşı direniştir , İhanete karşı ölümü severek direnmektir Mayıstır . Ölüme karşı, ölüme başkaldırıdır, yaşamak adına Mayıs.Dünya ve Türkiye, Kuzey Kürdistan devrim tarihinde onurlu mücadelenin, teslim olmamanın, direncin, zaferin ayı olarak önemi büyüktür Mayıs’ın.Yerküremizde devrim ve sosyalizm kavgasının zafer yürüyüşünde tarihsel önemde günlere sahiptir Mayıs,1 Mayıs,6 Mayıs,18 Mayıs, 31 Mayıs vb. gibi tarihler, birer kilometre taşı,bir dönemecin aydınlık şavkı,zifiri karanlığa karşı yakılan kızıl ateştir. Dünyamızın emek ordusunun sokaklara çıkıp, kapitalizme karşı emeğin bayramını kutladığı aydır Mayıs, idamlı gecelerde, idam gecelerin kavgayı tutuşturduğu aydır Mayıs. Nurhak’larda direnişin türkülerinin söylendiği aydır Mayıs.Ve 18’inde,çeşitli milliyetlerden Türkiye proletaryasının komünist.önderi İ.Kaypakkaya yoldaşın işkencede “Ser Ver, Sır Verme” geleneğini yaratan kızıl direnişin meşalesini yaktığı aydır Mayıs.Ve Mayıs, kendisini, ezenlere ve sömürülenlere karşı yüceltenlerden olan komünist önder İbrahim KAYPAKKAYA ile gururlandı Diyarbakır zindanında !Başı dik Mayıs’ın, şşkencecileri inlerde yenerek parçalamanızda birşey söylemeyeceğim diyerek gururla bakıyor diğer aylara, İbrahim’le doruklaştı ve burjuvazinin korkusunun zirvesi oldu . Dünden bugüne örnek oldu işkencede direnenlere. Önder olmak işkencede ölümü hiçe Sayan bir direniş hattı tutturmaktı. Kaypakkaya işkencede direnmek ölümü hiçe sayarken Abdullah Öcslan düşman önünde diz çökerek diske yemeden yoldaşları ve örgütü hakkında bildiği herşey anlatıyordu . Mayıs…Onun içindir ki, çelik suyunu aldı ve sermayeye düzenini yıkıp, emekçileri özgürlüğe ulaştırmak için Kaypakkaya yoldaş bugünde yol göstermeye devam ediyor…