Emekçiler, yoldaşlar, devrimciler gerçekten de bir proleter devrimciyi kaybettik. Uzun dönemdir hastalıkla boğuşan, faşist baskının, yoksunluğun ve zulmün at koşturduğu 02-02-1947 yılında Elâzığ’da yaşama merhaba diyen Hasan Kılıçtepe yoldaşı, 21 Şubat 2026 tarihinde ölümsüzler ordusuna kattık. Önce doğan yoldaş ardında Fahri yoldaş ve şimdide Hasan yoldaş. Güle güle devrimci düşlerini her daima yeşil kılan Hasan yoldaş.Hem proleter ve hemde sapına kadar komünistti. Hasan yoldaş. Aynı yaşta değildik ama aynı yolun yolcusuyduk. Daha gençliğinde bölgede TKP-ML Hareketinin çalışmalarından etkilenerek Kaypakkayacı olmuştu. 79. yıllık yaşamında sonuna kadar Kaypakkayacı kaldı ve asla iyi günlerin yada kolay dönemlerin tatlı su devrimcisi değil, zor dönemlerin fedakarlıkta sınır tanımayan, başladığı işi yarım bırakmayan, gençlere bir yerde taş çıkartan çalışkanlığı ve kararlılığıyla daima yoldaşlarına örnek olan bir yoldaş oldu ihtiyarımız. Hasan yoldaş, her şeyden öncesi sorgulayıcıydı, kafasına yatmayan hiç birşeye evet deyip onay veren biatçılardan değildi. O kim olursa olsun, hataları görüp, bilince çıkardığında eleştirmekten asla geri kalmadı. Kısacası her bakımdan iyi bir proleter, iyi bir devrimciydi, iyi bir eş, iyi bir baba ve iyi bir yoldaştı. Hasan yoldaş, yalnızca devrimci mücadelede değil hastalanmış olan ve bakıma muhtaç eşine 30 yıl kol kanat gererek, sahip çıktı ve onun sağlığı için kendisinin sağlığını feda etmekten geri kalmadı.. Hatta bir dönem eşinin sağlığı ve daha rahat bakımı için Türkiye’ye gitmekten geri durmadı. Neki ekonomik zorluklar ve yaşının ilerlemesi nedeniyle yeniden Berlin’e dönmek zorunda kaldı. Berlin’de Alzheimer hastalığı kapıyı çaldı ve hızla yoldaşın beynini kuşattı. 2 yıl önce kendisini ziyarete gittiğimizde, bizi hatırlamada ve tanımada zorluk yaşıyordu. Nitekim hastalık kısa zamanda yoldaşı kuşattı ve 21 Şubatta 2026 günü çok sevdiği önderleri ve yoldaşları İbo’nun, İrfanın, Meralin, Alilerin, Ali Ekberin, Mustafaların, Kemalin, Doğanın, Fahrinin yanına gitti. Hasan yoldaşın yaşamı ve mücadelesi zorluklarla savaşım içinde geçti. Keza, yoksulluk Hasan yoldaşı, 70’lerin başında Almanya’da çalışmaya itti. Ama Hasan yoldaş, daha Elâzığ’da iken devrimci düşüncelerle tanışmış ve bu ilişkilerini Almanya’da Berlin’e taşımıştı. Hem fabrikada işçi olarak çalıştı, hemde işten çıktıktan sonrası yayınları kitlelere ulaştırmada, dernek çalışmalarını geliştirip güçlendirmede, bağış kampanyalarında, gecelerde, yürüyüşlerde en önde saf tutmanın yanında TKP-ML Haraketi’nin ve daha sonrasında Komünist Parti-İnşa Örgütünün (KP-İÖ) ö hata ve zaaflardan kurtulup, hızla sınıf savaşımına müdahale eder bir konuma getirilmesinde canla başla çalışan ve hiçbir fedakarlıktan sakınmayan, esperileriyle yoldaşlarının neşe kaynağı oldu. İlerlemiş yaşına karşın 18 yaşındaki bir gencin cesareti, coşku ve kararlığı içinde olan Hasan yoldaş, nerede olursak olalım ama işçi sınıfının; sınıfsız ve sömürüsüz bir insanlık dünyası davası için örgütlenip kavgaya katılmamız gerekir diyen enternasyonalist bir devrimciydi. O yaşamını işçi sınıfı ve emekçilerin kurtuluş davasına adamış, son nefesine kadar yürüyeceği yolu seçmiş bir proleter devrimciydi. Hasan yoldaş kavgaya yalnızca kendisini katıp, ailesini ve çevresini devrimci mücadelede uzak tutan yarım devrimcilerden değildi. O bütün ailesini ve çocuklarını devrimci kavgaya katmaya çalıştı, dernek çalışmalarında, yürüyüş, miting ve gecelerde her daima ailesiyle birlikte katıldı, bu bakımından birçok devrimciye örnek oldu.TKP-ML Hareketi ve KP-İÖ’nün bir sıra neferi olarak büyük küçük görev ayrımı yapmadan mücadelenin gereklerine göre hareket etmekten ve çevresini bu doğrultuda seferber etmekten asla geri durmadı.Hasan yoldaş yılların deneyim ve tecrübesinde dolayı insanları tanımada iyi bir gözlemciydi. Birlikte çalıştığı kişilere dair değerlendirmeleri ve tespitleri daima yerinde ve doğru çıktı. Devrimci yaşamı boyunca hem Hareket saflarında ve hem de diğer devrimci örgütlerin saflarında yaşanan olumsuzluklarda derin rahatsızlık duydu ve bu olumsuzluklara karşı tepkisini dillendirmekten geri kalmadı. Tüm yaşanan olumsuzluklara teslim olmadan, devrimci ilkelere sarılarak mücadele yürüttü ve kolay yoldan olumsuzlukların altında ezilerek birçok kişi gibi köşesine çekilip, kariyerist ve devrimci kişilikleri zayıf, iktidar hırsı içinde olanlara alanı terk etmedi. Hareket saflarında ortaya çıkan ,76 -78 ve 84 hiziplerinde hep yeni ve gelişmenin yanında yer aldı. Kişilere gözü kapalı güven ilişkilerinden çok ilkelere bağlı ve programın gereklerine uygun davrandı. Dahası örgüt saflarında açığa çıkan ve ilkesel zemin üzerinde yükselmeyen hiziplere karşı devrimci geri durmadı 1995 yılında MLKP-K’ ile yollar ayrılmak zorunda kaldığında Kaypakkaya ve hareketin değerleri ve ilkelerine yozlaştırmaya karşı bayrak açan KP-İÖ’nün safında yer almaktan tereddüt duymadı. MLKP önderliğinin karşı-devrime hizmet eden sistemli saldırılarına karşı kararlı duruş içinde olan Hasan yoldaş, mücadeleye zarar veren bu şiddet sarmalına boyun eğmeyen yoldaşlar arasında yer aldı ve bu konuda sonuna kadro eğilip bükülmeden mücadele yürüttü. Anlı şanlı keskin birlikçiler en çok KP-İÖ saldırırlarken süreç içinde bir birlerine düşerek G.Altınoğlu’ndan Zekiye, Ali dayıdan , Azad Şiwana, R.Y.Güneş’ten Sakallıya-Çavuşa kısacası birlik delegelerin büyük çoğunluğu Kemal Yazar yoldaşın katledilmesi ve 70’e yakın silahlı, çivili sopalı, demir çubuklu saldırı ve karşı devrime hizmet eden eylemlerin suç ortağı olan onlarca kadro, MLKP’yi terk ederek mücadeleden toz oldular. Yaşam, Hasan yoldaşın ayrılık sürecinde “göreceksiniz yoldaşlar çizgileri yanlış olduğu için bunların bir çoğu mücadeleyi bırakıp kaçacaktır” ön görüsünü doğruladı. Arada geçen 50 yıldan sonra bugün Hasan yoldaş gibi bir yoldaşla aynı saflarda bu kadar uzun süre mücadele etmiş olmanın onurunu ve gururunu taşıdığımız için mutluyuz.ALÇAK GÖNÜLLÜLÜK VE PROLETARYANIN UYANIKLIĞINA YAKIŞANDIBilindiği üzere gidenlerin arkasından geride kalanların iyi şeyler söylemesi devrimci bir gelenektir. Bu aynı zamanda iyide bir gelenektir. Ama Hasan yoldaşın, arkasından sadece iyi şeyler söylemeyi değil ama “Ne söylense az söylendi” denmeyi hak eden bir proleter devrimci yoldaş var.Bu yüzden de biz burada öne çıkan, her devrimci ve komünist, kişi için onun mirası olarak sarılmamız gereken birkaç özeliğine değinmek yerinde olacaktır.O her şeyden önce, içimizde alçak gönüllülüğün timsali diyebileceğimiz yoldaşımızdan biriydi. O, “Alçak gönüllü olayım bu siyaset için, benim çıkarlarım için iyi olur” diyenler hesapçı kitapçı kişilerden asala değildi. Aslında alçak gönüllülük, mütevazilik onun proleter kişiliğinin bir parçasıydı. Yani alçak gönüllülük ona yakışıyordu. Yaptıklarıyla övünen birisi değildi. Çünkü devrimci mücadele gösteriş için değil sömürü ve zulüm düzeninin sona ermesi, tüm acıların bitmesi için yapılan sınıf savaşımıydı. İnsanlarla konuşurken onlarla arasına yaş, görüş, milliyet, hemşehrilik, inanç… ayırımları asla koymazdı. Birleştirici yönlerini öne çıkaran, söylemesi gerekenleri eksiksiz söylerken bunu karşısındakini rencide etmeden yapabilen, ilişkilerini “espri ile süslemeyi başaran bir kişiydi.Onunla görüş ayrılıklarını tartışan bir kişi bile, ayrılırken geldiğinden daha rahatlamış, muhasebesini daha akılcı yapan bir kişi olma duygusuyla ayrılırdı demek, her halde bir abartı olmazdı.Onun bu özelliği politik gelenek bakımından Hasan yoldaşa yakın olmayan çevrelerde bile saygınlığını artırmış; söylediklerine değer verilmesini sağlamıştır. Bu onu, Berlin’deki devrimci- ilerici demokrat çevre alanındaki çok değişik çevrelerin “Hasan Abi”si ihtiyarı yapmıştı.İNSANLIĞI KURTULUŞA GÖTÜREN KOMĞNİZM MARATONUN YORULMAYAN SAVAŞÇISIOnun alçak gönüllülüğünün, her çevreyle ve kişiyle böyle rahat ilişki kurmasının, yoldaşlarına kol kanat geren anaç rolü arkasında elbette ki, “öz güvenli” bir kişi olması vardı.Bu “öz güven” bireyci, kendisini herkesin üstünde gördüğü için sağa sola caka satan bir öz güven değildi. Tersine onun samimi, içten, açık kişiliğinin parçası olmuş öz güveni, sosyalizm, dahası sınıfsız ve sömürüsüz bir dünya mücadelesi davasının yenilmezliğine olan sağlam güveninden beslenen bir öz güvendir.Bu Onda, her şart altında mücadele etmenin mümkün olduğu bilinciyle birleşmiş, yarım yüzyıllık mücadelesi içinde hiçbir dönemde karamsarlığa düşmeden, mücadelenin her biçimi içinde yer alarak yürümesinin başlıca dayanağı olmuştur.Hasan yoldaşımızın “alçak gönüllülüğü” ve “öz güvenli” kişiliğinin tamamlayıcısı ise onu “Yorulmaz bir devrimci” olmasıyla anlamlanmıştır.Çünkü Hasan Yoldaş; ne pek çok devrimcinin “Yarın devrim olacak”mış gibi ayaklarının yerden kesildiği gençlik günlerinde ne de faşizmin, cuntaların ülkeyi ve toplumu karanlığa sürüklediği, işkencehanelerin, cezaevlerinin devrimcilerin evi yapılmak istendiği. uzun karanlık yıllarda ve nede yurtdışında rezilce uygulamaya sokulan GİP tasfiyecilik sürecinde yılgınlık göstermemiş, her koşulda mücadele ederken enerjisi de hiç tükenmeyen, yorulmayan bir devrimci kişi olarak inatla ve ısrarla yolunda yürümüştür.Burada elbette ki ona yol gösteren işçi sınıfının kurtuluşu davasına yani bilimsel sosyalizme ve Kaypakkaya yoldaşın çizgine olan bağlılığı, bu davanın öyle bir heyecanla ayağa kalkmakla zafere ulaşamayacağı gibi, bir yenilgiyle de yok edilemeyeceğine olan sonsuz güvendir.Tersine Hasan yoldaş; seçtiği devrim ve sosyalizm yolunun, “engelli bir maraton” olduğunu, bu maratonun, insanlığın sınıfsız, sömürüsüz, savaşsız bir dünya amacına varana kadar süreceğini, bunu da her kuşağın bir önceki kuşaktan aldığı bayrağı, sonraki kuşaklara devrederek sürdürdüğünün bilinciyle, yarım yüzyıllık mücadele içinde yorulmadan kendi koşusunu tamamlamayı başarmıştır.Devrim İçin Dövüşenler Asla Unutulmaz Kısacası; yarım yüzyıllık dava adamı, mücadele yoldaşımız Hasan yoldaş için, alçak gönüllü, kendi gücüne güven duyan, başladığı işi sonuna kadar götürmede yorulmaz bir devrimciydi demeyi birlerce kez hak edecek bir proleter devrimci yaşam yaşadığını, güvenle söyleyebiliriz.Acıda olsada artık Hasan yoldaş fiziken aramızda yok. Onu elbette ki yaptıkları ve devrimci mücadeledeki kararlı ve ısrarlı duruşuyla özleyeceğiz. Özellikle onu yakından tanıma fırsatı bulmuş olan yoldaşlar olarak, her zor durumda, onun soruna çözüm bulmadan umudunu kesmeyen, işçi sınıfının öğretisinin her sorunu çözmek için bize yol gösterdiğinin bilincinden kaynaklanan devrimci iyimserliğini özleyecek, “Keşke Hasan yoldaş tok sesiyle yanımızda olsaydı” diyecektir.Ama eğer biz yoldaşları olarak Hasan yoldaşla yürüdüğümüz devrim ve sosyalizm yolunda ısrar edersek, her zaman Hasan yoldaşı yanı başımızda hissetmeye devam edeceğiz.Seni özleyeceğiz kavgamızın ihtiyar delikanlısı devrimimizin hamalı Hasan yoldaş.Şunu bir kez daha yenilemek istiyorsak senin bizlere devrettiğin devrim bayrağını dahada yukarı kaldırmak için mücadele edersek, ancak yarım bıraktıklarını tamamlamayı başarmış ve seni yaşatmış olacağız.Uğurlar olsun sevgili yoldaşım, proletaryanın uyanık savaşçısı; Sen proleter bir devrimci olarak Kaypakkaya yoldaşın açtığı devrim sancağının altında bir ömür boyu mücadele yürüttün, bir devrimcinin adına yakışan bir yaşam yaşadın şimdi sıra bizde Hasan yoldaş!Çalışkan, zorluklar karşısında yılmayan, fedakârlıkta sınır tanımayan devrimci umdu hep diri tutan Hasan yoldaş sende önce giden İbrahim’e, Merale, İrfan’a, Pir Ahmet’e Aliler’e, Mustafalara, Doğan’a, Kemal’e, Ali Ekber’e, Fahriye ve adlarını sayamadığımız tüm yoldaşlara devrimci selamlarımız ulaştır. Biliyoruz ki çekinmeden harcadığın devrimci emeklerin coğrafyamızda komünist hareket olduğu sürece yankılanacak ve yarım bıraktığın devrim ve sosyalizm idealin gerçek olacaktır.Hasan Kılıçtepe Yoldaş Ölümsüzdür…!Devrimciler Ölür Devrim Davası Sürer..!21-Şubat-2026Halkın Birliği
Halkın Birliği Devrimci Halkın Birliği