Babası Solcu Sendikacı Mülteci Ama Kızı Dilan Yeşilgöz Faşist Irkçı ve Mülteci Düşmanı Ne garip Bir Çelişki..!
Hollanda yayın yapan kırmız Haber sitesinde çok sıklıkla karşılaştığımız babası devrimci yada emekten yana olup, çocuğu yada çocukları burjuva kapitalist sistemi kutsayan bir çok olumsuz örneklerle karşılaşıyoruz. Bunlardan biriside Hollandada Kırmızı haber sitesi tarafından haberleştirlen yakın dönemde Hollandada başbaknlık yapmış, faşist ırkçı ve göçmen-mülteci düşmanlığında sınır tanımayan Dilan Yeşilgözdür. Yeşilgöz, bir uçtan diğer uca savrulan dönme halinin hazin hikayesidir.
Kırmızı Haberde olayı şöyle haberleştirmiştir.:
Her zaman düşünmüşümdür… Bir siyasetçi, özellikle de aktif bir görevdeyse, ailesiyle siyaseti ne kadar konuşur acaba? Akşam yemeğinde gündem haberleri açılır mı, yoksa “hadi bırak şu politikayı” deyip konuyu değiştirirler mi?
” Dilan Yeşilgöz’ün Babası Olmak…
Bu soruyu aklımda en çok canlandıran isimlerden biri Dilan Yeşilgöz’dür. Çünkü onun hikâyesi, sıradan bir siyasetçinin hikâyesi değildir. Geldiği yer, büyüdüğü çevre, ailesinin ideolojik geçmişi ve bugün temsil ettiği siyaset arasında derin, neredeyse uçurum diyebileceğimiz farklar var.
Dilan Yeşilgöz, Dersimli, Kürt, Alevi bir ailenin kızı. Babası, geçmişte sol sendikal hareketin içinde yer almış, sosyalist kimliğiyle tanınan bir insan. Hollanda’ya mülteci olarak gelen bir ailenin çocuğu. Yani yoksulluktan, dışlanmışlıktan, kimlik mücadelesinden geçmiş bir hayat hikâyesi var.
Ama bugün baktığımızda, o hikâyenin geldiği nokta bambaşka bir yerde duruyor. Dilan Yeşilgöz, Hollanda’da Özgürlük ve Demokrasi için Halk Partisi (VVD) gibi liberal–sağ bir partinin lideri. Göçmenlere karşı sert politikalar savunan, güvenlikçi söylemleri öne çıkaran, bazen kendi geçmişini bile reddeder gibi duran bir çizgide.
Ve işte tam da burada aklıma hep aynı sahne geliyor;
Bir baba ve bir kız, bir akşam evin mutfağında oturmuşlar. Masada çay, belki birkaç dilim ekmek… Biri eski bir sol sendikacı, diğeri ise Hollanda sağının yükselen yıldızı.
Ne konuşurlar acaba?
Baba, kızına “kızım bu politikalar mültecileri zor durumda bırakıyor” der mi?
Yoksa sessizce dinler, sadece “yeter ki mutlu ol” mu der?
Kız, babasının eski mücadele arkadaşlarını, inandığı değerleri hatırlayıp içinde bir çelişki hisseder mi?
Kim bilir… Belki de o baba, kızının ulaştığı noktayı gururla izliyordur. Belki “bizim mücadelemiz, çocuklarımızın güçlü olması içindi” diyordur. Ama belki de, içten içe “nerede kaybettik” diye düşünüyordur.
Dilan Yeşilgöz’ün hikayesi sadece bir başarı öyküsü değil, aynı zamanda bir toplumsal dönüşümün aynası.
Bir kuşağın idealleriyle, yeni kuşağın gerçekleri arasında sıkışmış bir hikâye.
Bir yanda devrimci bir baba, öte yanda sistemin en güçlü temsilcilerinden biri olan kızı…
Ve ben bazen düşünüyorum;
Belki de baba–kız konuşmalarında artık siyaset yoktur. Çünkü bazı farklar o kadar büyür ki, kelimeler bile köprü kurmaya yetmez. Geriye sadece sessizlik kalır.
Ve o sessizlik, bazen en derin tartışmadan daha gürültülüdür.
Turaç Tercan
Halkın Birliği Devrimci Halkın Birliği