Anasayfa / Devrimci Teori / BABALAR ile OĞULLAR ve DEVRİMCİ AHLAK..!
stalin-cocukalris

BABALAR ile OĞULLAR ve DEVRİMCİ AHLAK..!

Staline ve sosyalizme her fırsattan saldıranlara ve burjuvazinin kuytularında salon sosyalistliği yapanlara en iyi yanıtı devrimci ve sosyalist önderler veriyor. Erdoğan ve şürekası çocuklarını çürük raporu alıp askere göndermezken Stalin yoldaşın çocukları ve Mao’nun çocuğu, Lenin yoldaşın akrabaları yaşamların emekçilerin bağımsızlığı, eşitliği ve özgürlüğüne adamıştırlar. babalar asla kızlarını ve oğullarını emekçi halk çocuklarından ayrı tutmamışlar. İşte burjuva ahlak ile devrimci sosyalist ahlakın ayrım çizgisi tamda burada kendisini göstermektedir.
Onbaşı Yakov Çugaşvili; 2. Dünya Savaşı sırasında Simolensk Muharebesi’nde 1941 yılının 16 Temmuz günü, Almanlara esir düşer. Kendisi zor zamanların Sovyet Lideri Josef Stalin’in büyük oğludur. Ne var ki liderin oğlu olması, ona hiçbir ayrıcalık sağlamış değildi: Ne askerlikten muaf tutulmuş, ne ölüm tehlikesinin olmadığı Doğuda görevlendirilmiş, ne de kendisine üst rütbeler verilmiştir. Üstelik zorunlu askerlik göreviyle asker olmuş değildir, gönüllü olarak savaşa katılmıştır. Ve denildiği gibi Nazilerle çarpışırken esir düşmüştür.
Bu ‘kıymetli’ esiri Hitler, Nazi propagandasında etkili bir araç olarak kullanmak ister. Önce, Yakov’dan basın ve radyo aracılığıyla Sovyetler birliği karşıtı propaganda yapması ve babası Stalin hakkında aşağılayıcı sözler sarf etmesi istenir. Bütün bunlar karşılığında serbest serbest bırakılacak, ayrıca kendisine para ve mal mülk verilecektir. Yakov, kendisinden istenenleri de kendisine verilmek istenenleri de nefretle ve ağır küfürlerle reddeder.
Bu emeline ulaşamayan Hitler, bir kez de Yakov karşılığında bazı esir Alman generallerini kurtarmayı dener. Stalin’in karşılığı şu olur: “Bir onbaşı ancak bir onbaşıyla takas edilebilir.”
Hitler, son olarak Stalingrad Muharebesi’nde Kızılordu’ya esir düşen ünlü Alman Mareşali Frederic Paulus ile Yakov’u takas etmeyi önerir. Sovyet liderinin bu öneriye verdiği karşılık çarpıcıdır: “Elinizde sadece oğlum Yakov değil, on binlerce oğlum var. Ya onları da bırakırsınız, ya da oğlum Yakov onlarla aynı yazgıyı paylaşır.”
Sonunda Yakov, bir Nazi toplama kampına kapatıldı. Bu kampta Onbaşı Yakov zorlamalara boyun eğmedi, aşağılamalara direnerek onurunu korudu, emirlere riayet etmedi. Bir gün kampın çevresinde dolaşırken, nöbetçi kulübesinde görevli Alman asker, ondan içeri girmesini istedi. Ama Yakov bunu reddedetti. Nöbetçi ateş edeceğini söyleyince, Yakov, “Vur!” diye bağırdı; nöbetçi tereddüt etmeden onu kafasından vurarak öldürdü.
Şunu da belirtmedenn geçmeyelim ki Stalin*in Küçük oğlu Vasili Stalin de hava subayı olarak batı cephesinde savaştı ve 5 Mart 1943’te bir sorti sırasında yaralandı. Vasili savaş boyunca komutanları tarafından 12 kez general rütbesine uygun görüldü, ancak terfi etmesi her defasında babası tarafından reddedildi.
****
İkinci bir örnek; Çin Halk Cumhuriyet’inin kurucusu ve Lideri Mao Zedung ilgilidir. Mao’nun oğlu, enternasyonalist dayanışma anlayışıyla Çin Halk Gönüllülerine katılarak ve Kore savaşında yer almıştır. Bir çarpışma sırasında isabet eden bir Amerikan bombası sonucu yaşamını kaybetmiştir. Bu acı haberi alan Mao, oğlunun birlik komutanına: “Bunu özel bir durum olarak değerlendirmeyin; zira o binlerce gönüllüden biriydi.” diyecektir.
Bir başka örnek daha verelim: Ekim Devrimi’nin lideri Lenin’in kardeşleri ve yeğenleri; devrimden sonraki tüm yaşamları boyunca her türlü ayrıcalıktan uzak, sessiz sedasız ama var güçleriyle çalışarak asker olanları da kendini bilimsel çalışmalara adamış olanları da sosyalist anavatana hizmet etmişlerdir.
Ve kötü bir örnek; oğlu Almanlar’a esir düşen Kuruşçev, Stalin’in önünde diz çökerek oğlunu kurtarması için ne gerekiyorsa yapmasını istemiş ve salya sümük ona yalvarmış ve tabii red cevabı almıştır.
***
Sosyalizmin büyük önderleri ve sıradan birer savaşçı olan komünist neferler; türlü zorlukların ve kavganın devrimci potasında yoğrularak bizlere tertemiz ve görkemli bir devrimci ahlak örneği sunmuşlardır. Bu ahlakta iktidara geldikten sonra kendisinin, yakınlarının ve yandaşlarının; hırsız müteahhit ve madencilerin büyük bir hızla ve Karun kadar zenginleşmeleri görülmez; bu ahlakta evlerde, ayakkabı kutularında, çok sayıda para kasasında sıfırlanması gereken milyonlarca dolar ve lira yoktur. Bu ahlakta “Çalıyorlar ama çalışıyorlar.” propagandası yer almaz. Ve bizim insanlarımız arasında ‘Rüşvet, hırsızlık sayılmaz,’ diye fetva veren ‘ilahiyatçı’ya rastlanmaz.
Bize düşen sorumluluk ve görev ise; mücadele içinde ateş çemberlerinden geçerek sınanmış devrimci liderlerin ve milyonlarca devrimci neferin hayatlarıyla ve kanlarıyla yazdıkları devrimci ahlak mirasının her katresine sahip çıkmak; çürümüş çıkarcı, bencil, paragöz ve korkak burjuva ahlakını şiddetle reddederek, devraldığımız mirası kavga içinde zenginleştirerek geleceğin komünist ahlakını yaratmaktır. Yarını, bugünden kuracağız ve bu bizim tarihimiz olacak. Böylece insanlık, binlerce yıldır süregelen ve sınıf sömürüsüne dayanan bu tarih öncesinin bu son barbarlık çağını geride bırakacaktır.
Yusuf Erdem

HALKIN BİRLİĞİ

sivas-yakanlarida-aklayanlaridayakalanarida

2 TEMMUZ SİVAS KATLİAMINI BİRKEZ DAHA LANETLİYOR VEKARANLIĞA MEŞALE OLAN ŞEHİTLERİ ANIYORUZ …!

Bilindiği üzere Sivas’ta faşist dinci gericilerin “şeriat isteriz” şiarlarıyla başlatıp, 33 ilerici-devrimci-demokrat aydın ve sanatçının …