Devrimci Halkýn Birliði
   Açılış_sayfanız_yapın  Sık_Kıllanılanlara_Ekle

   ANA SAYFA
   HABER - YAZI

D. Halkın Birliği
   Kapak
   Baş Yazı
   Haberler
   İnşamız
   Politika-Haber
   İşçi-Memur
   Kürdistan
   Gençlik Yıldızı
   Özgür Kadın
   Dış Politika
   Kültür-Sanat
   Onlardan Bize
   Temel Kavramlar
   Analiz-Polemik
   Devrimci Teori
   Özgür Kürsü
   Dünden Bugüne
   Mektuplar

xxxxx
   Arşiv-7.2005/4.2010
   DHB Galeri
   Sitede Ara
   Bağlantılar
   Ziyaretçi Defteri
   İletişim

xxxxx
   RADYO BİRLİK
   
VİDEO İZLE

D. Halkın Birliği

ADRESLER

Merkez Büro
AL-AK Basın Yayıncılık

Merkez Mahallesi
Çukur Çeşme Caddesi
No: 27 Kat: 3 Gaziosmanpaşa- İstanbul

Tel: 0212 5782269

Yurtdışı:
Avrupa Temsilcisi
Özgür Kızılay

Nancy FRANSA
Tel: 0033 674102905

Altenbraker str. 16
12053 Berlin Almanya

E-Posta İletişim:
halkinbirligi@yahoo.com





BELLEK


18 Mayıs ve Kaypakkaya'nın

DİRENİŞ YOLUNDA İLERİ!


DERSİM KATLİAMI KANAMAYA DEVAM EDİYOR

CHP Desim milletvekili Hüseyin Aygün’ün Dersim katliamının sorumlularından biriside CHP’dir demesiyle konu yeniden tartışma gündemine oturdu. Tarihiyle bir türlü yüzleşmeye yaklaşmayan TC devleti ve Onun düzen korucusu partileri bir yandan Kürt kırımına devam ederlerken, diğer yandan politik çıkarları gereği AKP hükümetinin yaptığı gibi ‘devlet gerekirse özür diler’ mealinde açıklamalarla katliamları gizlemeye ve başbakan Erdoğanın ciddiyettten uzak Dersim katliamına ilişkin açıklamalarla sorun yeniden tartışma gğndemindeön sıralara çıktı. AKP’nin başı başbakan bir yandan Dersim katliamının araştırılması için arşivlerin herkese açılmasını engellerken, öte yandan Dersim üzerinden hem halka ‘demokrat’ görüntüsü yaratmak ve hemde CHP’nin yumuşak karnına vuruşlar yapmaktan geri durmadı, durmuyor. CHP, Dersim Katliamı tartışmalarında sergilemiş olduğu gerici ve tarihi gerçeklerle yüzleşmekten kaçınan tutumu ile, Kemalizmi ve Onun devamcılarının yaptıkları katliamları savunmaktan geri kalmayarak, ‘ne kadar demokrat’ olduğunu ortaya koyuyordu.

Dahası CHP bu yaklaşımıyla aslında Dersim katliamının suç ortaklığına devam ediyor. AKP ve başbabkn Erdoğan tam iki yüzlü tutumuyla Dersim Katliamı üzerinden ne kadar demokrat ve tarihle yüzleşmehavasında olduğu yalanını pompalayarak, dünden bugüne uzanan askei politik landa pervasıca devam eden Kürt kırımı politikalarını gizlemey ve binlerce Kürdün havadan sudan gerekçelerle zindanlara kaptılmasını gizlemeye çalışıyor.Yani AKP ve

Erdoğan tam yavuz hırsız rolünü oynuyor.

Osmanlı mirasını devralan TC devleti sınırları içinde kalan ulusal ve ulusal azınlıkları Türkleştirmek için her yolu denedi. Zora ki asimilasyonda katliamlara uzanan Türkleştirme ve  üniter devleti ayakta tutma faşist ırkçı inkarcı politikalar Kürtlerce uzun dönemler isyanlarla karşılandı. 1920’lerden bu yana Kemalist Cumhuriyetin uygulamalarına baktığımızda Türk ulusu yaratma ve 16. Türk devletini ayakta tutma yaklaşımını merkeze koyduğunu görürüz. Her ne kadar  PKK önderi Abdullah Öcalan  Kemalizm’i ve M.Kemali övüp, onun mirasına sahip çıkarak Kürt sorununun çözüme kavuşacağı gerici yaklaşımlarının propagandasını yapsa da, M-Kemalin önderliğinde kurulan TC devleti Kürtlerin her dönem cellatı olmuştur. Bugün devletin inkar ve imha politikası esas olarak M-Kemal önderliğinde TC devletince 1923’lerde döşenmiş ve 1924 anayasasıyla somutlanmış ve bugünlere taşınmıştır.
Kemalist cumhuriyetinin tarihine baktığımızda Kürtler daima potansiyel suçlu olarak ilan edilmiş ve ehlileştirilip Türkleştirilmesi gereken  halkların başında gelmiştir. İşte, ağalığa, şeyhliğe, feodalizme vb. karşı olma adına Kürtlere yönelik kirli savaş politikalarının temeli,  Kürt ulusunun gerçekliğinin kabul edilmemesiyle bağlı olmuştur. Kemalist cumhuriyet kurtuluş savaşı süresince , Kürtlere ulusal demokratik haklar verileceğini söylemiş ne ki kurtuluş savaşının hemen ardından tüm bu verilen sözler unutulmuş ve Kürt ulusu, ulusal ve demokratik haklarını istediği ve bunun koparılıp alınması için mücadele ettiği için, her zaman askeri saldırılara maruz kalmış, darağaçları kurulmuş, mağaralarda zehirli gazlarla katledilmiştir. Bütün bunlar yetmemiş  olacak ki zora ki sürgünlere tabi tutulmuştur.  PKK’nin 15 Ağustos 1984 direnişinden önce Kürtler irili ufaklı 28. kez  isyana kalkışmışlardır, ama bunların hepsi de değişik nedenlerden dolayı , TC devletinni demir yumruk polikasıncaa ezilmiş ve bastırılmıştır. En son Dersim isyanında yaşanmıştır devlet katliamı.1936’da başlayıp 38’e kadar süren dersim isyanında devlet onbinlerce Kürdü hunharca katletmiş, önderlerini idam edip, geriye kalan direnişçi aileleri toplu olmamak kaydıyla zora ki batı illerine sürgüne  göndererek , Dersim İsyanını kan ve zulümle bastırmıştı.
Tarihde TC devletinin zulümkar,  Kürt ve alevi düşmanı yüzünü görmek bakımından Dersim İsyanı ve uygulamalar önemli bir yere sahiptir. Keza açılım tartışmaları bağlamında 10 Kasımda mecliste CHP adına söz alıp konuşan  Onur Öymen'in 'kafatasçı' söylemleri ile bugün Dersim İsyanı ve katliamı, yeniden gündemde. Bugün aynı zamanda Dersim İsyanı'nın önderlerinden Seyit Rıza, oğlu ve beş Dersim’linin Elazığ buğday meydanında  idam edilişlerinin 72. yılı.
Dersim direnişinin önderlerinden olan Seyit Rıza'nın mezarının nerede olduğu sorusunu ise devlet hala açıklamıyor. Seyit Rıza, idam edilmeden önce, bugün Öymen'in sözlerine de yanıt olacak şekilde şöyle sesleniyor; “Evladı Kerbelayık, bihatayık, ayıptır, zulümdür, günahtır!”
Bilindiği üzere, Dersim İsyanı'nın önderlerinden Seyit Rıza, 17 yaşındaki oğlu Resik Hüseyin, Uşene Seyid, Aliye Mırze Sili, Cıvrail Ağa, Hesen Ağa, Fındık Ağa ve Hesene İvraime Qıji 1937 yılında  idam edildiler. Seyit Rıza, oğlu ve 5 Dersim'li Elazığ'da göstermelik bir mahkemede yargılandı ve idama mahkum edildi. Seyit Rıza ve oğlu, yaşları nedeniyle yasalar gereği idam edilmemeleri gerekiyordu. Fakat Seyit Rıza'nın yaşı küçültüldü, oğlunun ise yaşı büyütüldü. 1937 yılında Elazığ Buğday Meydanı'nda Kürtlere gözdağı vermek ve bir daha Kürtlerin ayaklanması durumunda başlarına nelerin gelebileceğini göstermek için idam edildiler.
Peki tarih de TC devletinin Kürt katliamı olarak yerini alan 1937-38'de Dersim'de neler oldu? Hukukçu-yazar Hüseyin Aygün'ün, ‘Dersim 1938 ve Zorunlu İskân’ adlı kitabında 71 yıl sonra elde ettiği yüzlerce belge, “Dersim ‘38 Sürgünleri” üzerine bugüne kadar yapılmış en kapsamlı araştırma niteliğini taşıyor. Dersim 1938 trajedisini tüm çıplaklığı ile sunuyor. Doç. Dr Mesut Yeğen, kitaba yazdığı önsözde şunları anlatıyor;
“Dersim’in önce Osmanlılaştırılması, ardından da Türkleştirilmesi yolundaki teşebbüsün yüzyıllık hikâyesini Osmanlının ve Cumhuriyetin Dersim raporları üzerinden veren Hüseyin Aygün’ün bu çalışması, bu hikâyenin son halkasını teşkil eden 1938 İsyanının ardından takip edilen devlet siyasetinin resmi dökümünü yapan kimi belgeleri de ilk kez bilgimize sunuyor. İlk husus şu: 1937-38 Dersim İsyanı, Cumhuriyet dönemi Kürt ayaklanmaları içerisinde sivillere yönelik eziyetin ve kıyımın en şiddetlisine sahne olmuş gibidir. İsyan açıkça kışkırtılmış, ardından da isyancılarla beraber aileleri ve hatta isyana iştirak etmeyenler eziyete ve kıyıma maruz kalmıştır. Binlerce isyancı ve sivil vatandaş öldürülmüş, kalan on binlercesi sürgün edilmiştir. Dersim İsyanı esnasında gerçekleşen kıyımın hacmini en açık biçimde bir resmi belge gösteriyor. (Reşat Hallı, 1972), Dersim İsyanı esnasında 17 günde yapılan tarama harekatında ölü ve diri 7954 kişinin ele geçirildiğini ve 1019 silahın toplandığını rapor etmektedir. Topu topu birkaç on bin kişinin yaşadığı bir havaliden 7954 kişinin ölü ve diri ele geçirilmiş olması kadar, ele geçirilen kişilerle yakalanan silahların sayısı arasındaki bariz örtüşmezlik, isyan esnasında vuku bulan eziyetin derecesi hakkında yeterince şey söylüyor olsa gerek.”
Dersim’i TC devletinin  gözünde ‘çıban başı’ yapan, Dersim’lilerin özerk yaşamak istemeleri, devlete vergi ve asker vermeye yanaşmamalarıydı. Ama Cumhuriyet kadroları işi kökten halletmeye kararlıydılar. 1925 Şeyh Said, 1926-1930 Ağrı isyanlarının bastırılmasından sonra sıra Dersim’e gelmişti. Mülkiye Müfettişi Hamdi Bey, Şubat 1926’da hükümete sunduğu raporda, “Dersim, Cumhuriyet hükümeti için bir çıbanbaşıdır. Bu çıban üzerinde kesin bir ameliyet yapmak ve elim ihtimalleri önlemek, memleket selameti için mutlaka lazımdır” demişti. 1931’de Birinci Umumi Müfettişi İbrahim Tali (Öngören) yöntemi açıkladı: “A. Bütün Dersimin hariçle münasebetini kat ederek (keserek) bu yüzden taarruzlarına ve ticaretlerine mani olmak, aç kalacak halkı zamanla kendiliğinden ilticaya icbar etmek (zorlamak) ve şu suretle Dersimi fenalardan tahliye. B. Her tarafı esaslı surette kapadıktan sonra ihata çemberini tedricen darlaştırmak ve fenalıklardan dolayı yakalananları derhal Dersimden çıkarak Garba atmak ve serpiştirmek.”
Dersim 1923 sonrasında vilayet yapılmış ama 1926’da lağvedilerek kazaları Erzincan ve Elazığ vilayetleri arasında bölüştürülmüştür. 14 Haziran 1934'te Türkiye'yi etnisite esasına göre üç bölgeye ayıran 2510 sayılı İskan Kanunu ile 25 Aralık 1935'te çıkarılan 2884 sayılı Tunceli’nin Yönetimi Hakkında Kanun iğrenç bir diktatörlük ve terör rejiminin zulüm ve vahşetin kanunları olmuştur. Dersim’in adı Tunceli (‘Tunç Eli’) olarak değiştirildi. Ardından Birinci Umumi Müfettişlik bölgesi kapsamında bulunan Elazığ, Tunceli, Erzincan ve Bingöl’ü içeren Elazığ merkezli Dördüncü Genel Valilik kuruldu. Bu genel valiliğin başına General Abdullah Alpdoğan atandı.
Alpdoğan, 1936‘da Dersim’in Amutka, Pulur, Karaoğlan, Sin, Haydaran, Danzig ve Burnak gibi stratejik merkezlerinde askeri kışlalar ve karakollar inşa ettirmeye başlar. Bu merkezlerden biri de eskiden Mazgirt’e bağlı olan Mamikan (Mameki) köyüdür. Bu köy adı Tunceli olarak değiştirilen Dersim’in yönetim merkezi olarak seçilir. Demenan aşireti ile bazı Nazımiye aşiretleri kendi bölgelerinde yapımı başlatılan karakollara baskınlar düzenlemeye başlarlar. Çatışma böyle başlar (1936).
Seyit Rıza, askeri vali Alpdoğan’dan tekrar tekrar Tunceli Kanunu’nun iptalini (olağanüstü rejimin lağvını) ve Dersim’in ulusal haklarının tanınmasını talep eder. Alpdoğan’ın buna yanıtı, işgalci orduları Dersim’e sürmek olur. Diyarbakır’dan kalkan uçaklar Dersim’e bomba yağdırır.
20 Eylül’de İsmet İnönü Atatürk tarafından görevinden alınmış ve başbakanlığa Celal Bayar getirilmişti. Devletin yok etme saldırısı devam ediyor, Dersim’liler direniyordu. Dönemin CHP hükümeti Dersim'i “terbiye” etmekte kararlıydı. Bunun gereği olarak Diyarbakır’dan kalkan üç uçak filosu bölgeye bombalar yağdırmıştır. Bu uçaklardan birini Mustafa Kemal’in manevi kızı ve Türkiye’nin ‘ilk kadın pilotu’ Sabiha Gökçen kullanmıştır. Çatışmalar her tarafa yayılır. Kışın gelmesiyle zorunlu olarak kesilen çatışmalar, 1937‘de tekrar başlar.
Bölgeye dair izlenim ve önerilerini 1935’te hazırladığı ‘Şark Raporu’nda belirtmiş olan Başbakan İsmet İnönü 18 Haziran 1937’de Genelkurmay Başkanı Fevzi Çakmak’ın da katıldığı Bakanlar Kurulu toplantısında Dersim için ‘Islahat Programı’nı açıkladı. Programa göre, “Dersim’e yol, köprü, okul, kışla yapılacak, askerlik ve vergi işleri düzene konulacak, ağalık, derebeylik, şeyhlik kökünden kaldırılacak, zorbaların malları devlete geçecek, halka toprak, ziraat aletleri ve tohumluk verilecekti. Dersim’i 'haydut yatağı' durumuna getirenler, Batı illerine nakledilecek, orada iskân edilip, namuslu, eğitilmiş vatandaşlar haline getirileceklerdi. Dersim tamamen boşaltılacak ve burada Bakanlar Kurulu’nun izni olmadan kimse oturmayacak ve yerleşmeyecekti. Böylece, resmi tarih tezine göre ‘Horasan’dan gelme öz Sünni Türk olan ama sonradan Kızılbaş Kürtlere dönüşen Dersimliler’, asıl çehrelerine, benliklerine kavuşacaktı. İnönü’nün açıkladığı önlemler arasında “Dersim'in Türk yuvası haline getirilmesi’ de vardı.
Direniş uzayınca devlet artık 'terbiye' etmekten vazgeçti. Bu kez ise “tenkil” edecekti. Yani artık topluca ortadan kaldırılacaktı. Bakanlar Kurulu, “Tunceli halkından ve yasak bölgelerin içinden ve dışından 5-7 bin kişinin Batı illerine nakil ve iskânı” kararını almıştı. İçişleri Bakanı Şükrü Kaya tarafından bizzat seçilen 3.470 kişiden oluşan 347 aile Tekirdağ, Edirne, Kırklareli, Balıkesir, Manisa ve İzmir gibi Batı illerine serpiştirilerek yerleştirilirler.
Dersim İsyanı, 1938 Eylül'ünde bir soykırımla ve toplu sürgünlerle bastırıldı. Artık başında askeri işgal valileri olan olağanüstü bir rejimle yönetilmeye başlandı. Bütün Dersim, Türkiye Cumhuriyeti hükümeti tarafından 10 yıl için “Yasak Bölge“ ilan edildi. Mustafa Kemal, hastalığı dolayısıyla Celal Bayar tarafından okunan 1 Kasım 1938’deki Meclis’i açış konuşmasında Tunceli’de ‘haydutluk ve eşkıyalık olaylarının bitirilerek ulusal egemenliğin sağlanmasından duyduğu kıvancı’ dile getirmiş, İsmet İnönü ‘Dersim müşkilesinden kurtulduk’ demiştir.
Tunceli Kanunu, Genel Valilik, Yasak Bölge uygulamalarının Kürt direnişlerinin  kırımla ezilmesinin kesinleştiği 1948/49‘lar da artık sona erdiği düşünülürse de, Kürt düşmanlığı işgal, inkar ve imha politikaları başka biçimler altında, olağanüstü rejim biçiminde dünden bugüne Kürdistan da devam etti ve etmektedir. Burjuva düzen partilerinin hemen tümü de Kürtlerin kırım ve zulümden geçirilmesinden aynı kulvarda buluşuyorlar. Dün dersimde  uygulamaya konan kirli savaş bugün Kürdistan’ın her yerinde sürmektedir. Dün Dersim katliamının altında CHP imzası varken, bugün Kürt zulmünden ve  kırımından AKP, MHP, CHP, DP ve Genelkurmayın imzası vardır. Dahası işçilerin, emekçilerin ve Kürtlerin düşmanı faşist TC devleti işbaşında kaldıkça ve burjuva düzen partileri devlet bekçiliğine devam ettikçe, Dersim katliamı ve diğer katliamlar kanayan yara olmaya devam edecektir.

Yorum
Henüz yorum yazılmamış.
Yorum yaz
Yorum göndermek için lütfen üye girişi yapın.
Oylama
Sadece üyeler oylayabilir.

Lütfen Üye olun ya da Üye girişi yapın.

Henüz bir oylama yapılmamış.
Oku-Okut




Dayanışalım

En Yeni Köşe Yazıları
BİR DEVRİMCİ HER ALA... [2303]
DÜNYANIN MADDİLİĞİ V... [4992]
SANAT: HAYAT, İNSAN ... [5086]
DİK DURAN AYKIRI İNS... [11719]
TÜRK REALİTESİ Mİ? [4920]
ESTAMOS HASTA LA MAD... [4795]
KUZEY AFRİKADAN ORTA... [4487]
Popüler Köşe Yazıları
DİK DURAN AYKIRI İNS... [11719]
SANAT: HAYAT, İNSAN ... [5086]
DÜNYANIN MADDİLİĞİ V... [4992]
TÜRK REALİTESİ Mİ? [4920]
ESTAMOS HASTA LA MAD... [4795]
KUZEY AFRİKADAN ORTA... [4487]
BİR DEVRİMCİ HER ALA... [2303]
Şiirler
dhb
» Yeryüzü Aşkın Yüz...
son videolar
video

video