AKP-MHP Faşist iktidarı Halklara Yıkım Getirdi..!

Faşist  bir zorbalığın kollarında krizle sarsılıp savrulan ve kaptan köşkünde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın olduğu[3] Türk(iye) ekonomisi emekçiler için bir “cehennemi” andırıyor!
‘Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nde (MIT) İktisat Profesörü Daron Acemoğlu’nun “Şu anda ekonominin negatife girmesi engellenemez boyutta. Umarım sistemik krizi görmeyiz. Ama bazı şirketlerin batması, işsizliğin artmasının önünü kapatamayacağız,” yorumunu yaptığı konuda; Prof. Dr. Refet Gürkaynak da “İdare ediyoruz idare ediyoruz, şimdi idare edemeyeceğimiz noktaya geldik… Memleket yaşanılmaz hâle geldi. Memlekette durgunluğun olduğu aşikâr; canımızın acıyacağı kesin,” diye ekliyor![4] ING Bank’a göre, yurttaşların yüzde 82’si yeterli geliri olmadığı için para biriktiremeyip; yüzde 12’si de borçlarından dolayı tasarruf yapamıyorken;[5] “Cumhurbaşkanı ‘Kriz mıriz yok, hepsi manipülasyon’ diyor. O çok deneyimli ve bilgili bir liderdir. Veriler önemli değil… Verilere bakarak, Cumhurbaşkanı’nı sorgulamak size düşmez. Doğru, ekonomi yavaşlıyor, enflasyon artıyor, işsizlik ve işçi eylemleri de. Bir stagflasyon söz konusu. Yine de siz kriz mıriz demeyiniz, çünkü Cumhurbaşkanı, ‘Kriz mıriz yok, hepsi manipülasyon’ diyor. O çok bilgili bir liderdir,”[6] notunu düşen Ergin Yıldızoğlu’nun vurguları ne çok şey anlatıyor değil mi?
Müthiş bir eşitsizlik kıskacındaki coğrafyamızda vatandaşların bankalara borcu 511 milyar lira iken, 163 bin 180 gerçek ve tüzel kişinin mevduatı 1 trilyon 24 milyar 777 milyon lira oldu!
Ayrıca zamanında ödenmediği için takibe alınan krediler ise 10.3 milyar lira artarak 1 Mart 2019 itibarıyla 104 milyar liraya çıktı.[7] Zenginler, açlığa mahkûm ettikleri yoksulların yaşamlarından çalarak servetlerine servet katarken; yurtdışı bankalardaki döviz mevduatı 2018’in Haziran-Ekim dönemindeki 4 ayda (Haziran’da 25 milyar 895 milyon dolar seviyesinde iken) 17 milyar dolar artarak 42.8 milyar dolara ulaştı.[8] Bu tabloda ‘Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’, 2018’in Mart sonu itibarıyla bankacılık sektörünün ilk çeyrek kârının, 2017’nin aynı dönemine göre, yüzde 5.1 artarak 13 milyar 912 milyon lira olduğunu açıkladı.[9] Deniz Bank 2018’in ilk çeyreğinde 606 milyon TL net kâr elde etti.[10] Yapı Kredi Bankası 2018’in ilk çeyreğini 1.24 milyar TL’lik net kâr ile tamamladığını açıkladı.[11] Anadolu Sigorta 2017’deki net kârını yüzde 110 artırarak, 184.2 milyon liraya yükseltti.[12] Şişecam, 2018’in ilk altı ayında 1.6 milyar TL net kâr etti.[13] Bu arada ‘Forbes’ da Türkiye’nin, en zengin ilk 100 kişisini açıkladı. Listedeki isimlerin kişisel servetleri ise dudak uçuklatıyor. Açlık sınırının altında yaşam mücadelesi veren 7.5 milyon asgari ücretlinin 1.5 yıl çalışınca elde ettiği gelir, 25 kişinin kişisel servetine ancak ulaşıyor.
Listeye göre Türkiye’nin en zengin ilk 25 kişisinin toplam serveti 42.9 milyar dolara ulaştı. Günlük kur ile hesaplandığında bu servetin Türk Lirası cinsinden büyüklüğü ise 227.3 milyar TL. (Üstelik bu servet hisse senedi, mevduat, tahvil, bono gibi nakit benzeri varlıklardan oluşuyor, nakit olmayan ve beyan edilmeyen varlıklar ise hesaba dahil değil.)
‘Forbes 100’ listesinde ‘Rönesans Holding’ Başkanı Erman Ilıcak, Türkiye’nin yüzde 20’si açlık sınırının altında yaşarken 3.8 milyar dolarlık serveti ile ilk sırada yer aldı.[14] Ekonomik kriz servet sahiplerini etkilemezken; DİSK’in ‘2019 Asgari Ücret Gerçeği Raporu’na göre, Türkiye asgari ücretlilerin toplam çalışanlara oranında yüzde 43 ile Avrupa birincisi. Türkiye’yi yüzde 19 ile Slovenya takip ediyor. Buna göre Türkiye’de sadece emeği ile geçinen insanların yüzde 43’ü asgari ücret elde ediyor. 2019’da asgari ücret civarında gelir elde eden kişi sayısı ise yaklaşık 7.5 milyon. 2019 yılında ayda net 2020 TL ile geçinmek zorunda kalan 7.5 milyon kişinin yıllık net geliri 181.8 milyar TL.
Yani 25 kişinin toplam serveti 227.3 milyar TL iken; 7.5 milyon asgari ücretlinin yıllık net geliri: 181.8 milyar TL oluyor![15] Böylelikle yoksulların ülke nüfusuna oranı 2002’de yüzde 18 iken, 2019’da yüzde 37.5’e ulaşıyor![16] ‘Bloomberg’ün enflasyon ve işsizlik oranlarını toplayarak oluşturduğu ‘Sefalet Endeksi’nde Türkiye 62 ülke arasında dördüncü sırada yer aldı. Enflasyon oranı yüzde 8 milyonu aşan Venezüella açık ara birinci olurken, onu sırayla Arjantin, Güney Afrika, Türkiye ve Yunanistan izledi.[17] İşsizliğin ve enflasyon çift haneye demirleyip; sefaletin boyutları her geçen gün artarken; Mahfi Eğilmez’in analizine göre Türkiye, sefalet endeksinde kırılgan beşli içinde ikinci sırada yer alıyor.[18] Ayrıca Türkiye İstatistik Kurumu’nun ‘Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması’, gelir eşitsizliğinde Meksika ve Şili’den sonra üçüncü sırada yer alan Türkiye’de geçinebilmenin, her geçen gün zorlaştığını ortaya koydu. Nüfusun yüzde 36.6’sına denk gelen 29 milyon yurttaşın evlerinde de sızdıran çatı, nemli duvar ve çürümüş pencere çerçevesi sorunu yaşandı. 2016’da taksit ödemeleri veya borçla yaşamak zorunda olanlar 54 milyon kişi iken, 2017’de bu sayı bir milyon kişi artarak 55 milyona yükseldi.[19] Çalışanların yüzde 83’ü (12 milyon kişi), 1.404 TL ile 2 bin 808 TL arası bir maaş ile geçinirken;[20] ‘Birleşik Metal İş Sendikası Sınıf Araştırmaları Merkezi’nin verilerine göre, açlık sınırı 15 yılda 4.23 kat arttı.[21] Tüm bunlara ek olarak: İşsizlik oranı yüzde 13.5 seviyesine yükseldi, genç nüfusta ise (15-24 yaş) 5.3 puanlık artış ile yüzde 24.5’e ulaştı. Sosyal güvenceden yoksun yurttaş sayısı 10.5 milyona yükselirken, 18 yaş ve üstü toplam 56.3 milyon nüfusun 8.2 milyonunun geliri asgari ücretin üçte birinden az. İşte bu yoksulluk tablosu gözden kaçırılmak isteniyor.[22] Türkiye, gerek AB gerekse OECD ülkeleri ile karşılaştırıldığında yüksek oranlı işsizlik oranlarına sahip bir ülke. Türkiye, Kasım 2018 itibariyle ile Yunanistan ve İspanya’dan sonra en yüksek işsizlik oranına sahip durumda.[23] Yoksulluk + işsizlik borç batağını derinleştirirken; kredi kartlarıyla borçlanan yurttaş sayısı 32 milyona, takipteki borcun tamamı ise 72.5 milyar TL’ye yükseldi.[24] Batık krediler, Ocak 2018 itibariyle 73.6 milyar TL ile dramatik boyutlara ulaştı. Ödenemeyen ticari ve bireysel krediler nedeniyle konuttan fabrikaya, otelden düğün salonuna, kümesten bağ bahçeye kadar binlerce gayrimenkul bankaların eline geçti. 19 bankada 13 bine yakın gayrimenkul var. [25] Böylesine vahim bir kompozisyonda 3 yılda Saray’ın günlük harcaması yüzde 50, seyahat bütçesi yüzde 40, mutfak harcaması yüzde 49, temizlik harcaması yüzde 69, ziyafet bütçesi yüzde 18 yükseldi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Saray’a taşındığı 2015’den itibaren Cumhurbaşkanlığı’nın bütçesinden yapılan harcama kalemlerinin büyük oranda arttığı görüldü. Cumhurbaşkanlığı’nın 2015 ve 2017 yılı raporları karşılaştırıldığında; 3 yılda Saray’ın günlük harcamalarında önemli bir artış yaşandı.
Günlük harcama yüzde 50 arttı: Cumhurbaşkanlığı’na 2015 için 397 milyon TL bütçe ayrıldı. Bununla yetinmeyen Cumhurbaşkanlığı 2015 sonunda 471 milyon 929 bin 937 lira harcama yaptı. Böylece Saray, 2015’de bir günde ortalama yaklaşık 1.2 milyon lira para harcadı. 2017 Sayıştay raporu ise Cumhurbaşkanlığı’nın günde ortalama 1.8 milyon harcama yapıldığını ortaya koymuştu. Bu da Saray’ın 1 günlük harcamasının 3 yıl içinde yüzde 50 arttığını gösterdi.
Personel harcaması yüzde 62 arttı: 2015’de Cumhurbaşkanlığı personeli için sosyal güvenlik kurumlarına devlet primi giderleri ile birlikte 72 milyon 583 bin 364 TL harcandı. Bu rakam 2017 yılında 117 milyon 840 bin 381 TL’ye çıktı. Yani Cumhurbaşkanlığı personeli için 3 yılda yapılan ödeme yaklaşık yüzde 62 arttı. Tüketim harcaması yüzde 23 arttı…[26]