AKP iktidarında bin 890 maden işçisi yaşamını yitirdi..!

İş Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG), 4 Aralık Dünya Madenciler Günü öncesi bir rapor yayımladı. Raporda AKP’nin iktidar olduğu günden bugüne madenlerde yaşanan iş cinayetlerinde en az bin 890 maden işçisinin hayatını kaybettiğini açıkladı.

Türkiye kapitalizminin neo-liberal politikalar ekseninde dünya kapitalizmine entegresi için 24 Ocak 1980’de alınan kararların işçi sınıfı muhalefeti nedeniyle 12 Eylül darbesi marifetiyle hayata geçirildiğini ifade eden İSİG Meclisi, “Güvencesiz çalıştırma biçimleri olan taşeronlaştırma, göçmen ve kaçak işçilik vb. de neo-liberal politikalarla beraber hayata geçirilmiş, sendikal harekete ağır baskılar uygulanmıştır. Her ne kadar Zonguldak Büyük Madenci Yürüyüşü ile belli kazanımlar sağlanıp bu süreç ötelense de işçiler örgütsüzleştirilmiş ve iş cinayetleri rejimi madenlerde de uygulanmaya başlamıştır. 1980 sonrasında Kozlu, Armutçuk, Yeni Çeltek ve Sorgun’da toplu iş cinayetleri meydana gelmiş ve yüzlerce işçi hayatını kaybetmiştir” dedi.

Raporda maden işçilerinin öncelikli sorunları ve talepleri şöyle sıralandı:

• İşyerlerinde İSİG önlemleri ya eksik ya da hiç alınmamaktadır. Bu nedenle maden sektöründe çalışan birçok işçi meslek hastalıklarına yakalanmakta, iş kazası geçirmekte ve iş cinayetlerinde hayatını kaybetmektedir. Soma bölgesinde, katliam ve üretim kapasitesinin teknolojik imkanların dayatması sonucunda mecburi İSİG iyileştirmelerine gidildi. Ancak Anadolu’nun birçok bölgesinde İSİG önlemlerinin izine rastlanmamakta, kara düzen işleyişi devam etmektedir. Türkiye’deki bütün madenlerde İSİG önlemleri alınmalıdır.

• Özel sektörde yeraltı çalışanı statüsünde olan maden işçilerinin en önemli taleplerinden birisi ise çalıştıkları süreç içerisinde 2014 sonrası getirilmiş olan çift asgari ücret uygulanmasına rağmen yaşlılık ödeneklerinin (emeklilik maaşlarının) düşük ücret üzerinden ödeniyor olmasıdır. TKİ’nin bünyesindeki sahalarda çalışan maden işçileri emeklilik maaşını yüksek ücretten almaktayken sektörün çoğunluğunu oluşturan özel sektör çalışanı yeraltı işçileri bu durumun dışında kalmaktadır. Bu durum emekli olmuş olan madencilerin çoğunun tekrar işe girmesine sebep olmakta; güvencesiz, düşük ücretli işlerde emeklilik yaşındaki insanların yaşamak için çalışmaya mahkum olması anlamına gelmektedir. Tüm maden işçileri için emeklilik maaşındaki bu durum düzeltilmelidir.

• Yine Soma bölgesi haricindeki madenlerde (İSİG önlemlerinin alınmaması, çift asgari ücret uygulaması) gibi Maden Kanunu ve İş Kanunu’ndaki maden işçilerine özgü kanunlar uygulanmamaktadır. Kanuna aykırı uygulamalar hiçbir idari, cezai veya hukuki denetime tabi olmadan hayata geçirilmektedir. Asıl işte taşeron çalıştırılması yaygınlaştırılmış durumdadır. Altın, nikel, gümüş, bakır, krom gibi işletmelerde sağlık kontrolleri ve İSİG eğitimleri prosedürel olarak yapılmış gibi gösterilmekte, madencilerin bedeninde çalışırken oluşan hasarlar ancak madenci hastalıktan çalışamaz hale gelince ancak tespit edilebilmektedir. Tüm madencilik sektöründe meslek hastalığı başvurusu, tespiti istisnalar dışında mümkün olmamaktadır. Meslek hastalıkları önleme, tespit ve tedavisine dönük acil adımlar atılmalıdır.

• Özel maden işletmelerinde sendikal örgütlenmenin oldukça sınırlı tutulması bir devlet politikasıdır. Dünyanın en ağır işini yapan maden işçileri sendikasız, kuralsız, ucuz çalışmaya mahkûm edilmektedir. Sendikal mecburiyet durumunda sarı sendikalar iş yerlerine patron yamağı olarak sokulmaktadır. Son beş yılda binin üzerinde yeni maden ruhsatı verildi. Doğa metalaştırılırken tarım toprakları ucuza istimlak edilip toprağın sahibi çiftçilerin ucuz iş gücüne dönüştürülmesi ülkenin dört yanında hızla sürdürülmektedir. Maden işçilerinin üzerindeki sendikal baskılar kaldırılmalı ve sendika seçme özgürlüğü engellenmemelidir.