Af Örgütü Gezi 7’lisini düşünce mahkumu ilan etti..!

Uluslararası Af Örgütü, cezaevinde bulunan yedi Gezi tutuklusu Osman Kavala, Mücella Yapıcı, Çiğdem Mater, Hakan Altınay, Mine Özerden, Can Atalay ve Tayfun Kahraman’ı düşünce mahkumu ilan etti.

İlan kararı bugün Galata’daki Postane Binasında gerçekleştirilen basın toplantısına açıklandı. Toplantıya Kampanya Direktörü Tarık Beyhan, Vekil Direktör Ruhat Sena Akşener ve Yönetim Kurulu Başkanı Kerem Dikmen katıldı.

Toplantıya bir video mesaj gönderen Uluslararası Af Örgütü Genel Sekreteri Agnès Callamard, tutuklamaları ‘şoke edici adaletsizlik’ olarak nitelendirdi ve “Türkiye’de yargı sisteminin muhalefeti susturmak için bir baskı aracına dönüştüğünü gösteriyor” dedi.

Gezi tutuklularının cezaevinde geçirdiği her gün içinse Callamard “Adalet kavramına ve insan haklarına karşı, Türkiye devletinin korumayı taahhüt ettiği ancak defalarca ve pervasızca ihlal ettiği ilkelere karşı yapılmış bir hakarettir” ifadesini kullandı ve şöyle konuştu:

“Bu yedi kişinin düşünce mahkumu ilan edilmesi, keyfi tutukluluk ve siyasi güdümlü yargılamalarla başlayıp şov niteliğinde bir dava ve mahkumiyet kararlarıyla biten adaletsizlik güncesinin teşhis edilmesidir. Yedi kişinin maruz kaldığı adaletsizlik, Türkiye’de insan haklarına yönelik aşırı sert baskılar kapsamında çok sayıda kişinin yaşadığı adaletsizliğin bir örneğidir”

Callamard sözlerini “Gezi Davası tutukluları düşünce mahkumudur, derhal ve koşulsuz olarak serbest bırakılmalılar” diyerek bitirdi.

AKŞENER: TÜRKİYE’NİN GELDİĞİ NOKTAYI GÖSTERİYOR

Daha sonra söz alan Ruhat Sena Akşener Gezi 7’lisinin düşünce mahkumu ilan edilmesinin siyasi saikle cezaevinde tutuldukları anlamına geldiğini söyledi.

Bu kararımızla “Adil yargılanma koşulları yerine getirilmeden, kanıtlara dayanmadan siyasi bir karar alındığını böylece yeniledik” dedi.

“Kararımız Türkiye’de ifade özgürlüğünün geldiği nokta açısından son derece önemli” dedi.

Gezi tutuklarının serbest bırakılması için bir kampanya yapacaklarını söyleyen Akşener, “Talebimiz Gezi 7’lisinin bir an önce serbest bırakılmaları” diye konuştu.

CANSU YAPICI: BİR KOMPLONUN İÇİNDELER

Basın toplantısına katılan Mücella Yapıcı’nın kızı Cansu Yapıcı da “Annem ve arkadaşlarımız bilinçsizce ve gerçek bir yargılama süreci olmadan cezaevine konuldular” dedi.

“Onlar çıkana kadar, onlarla sarılana kadar bazı noktaları hatırlatmakta fayda görüyoruz” diyen Cansu Yapıcı şöyle konuştu:

“Daha önce bu suçlamalarla yargılandıkları davalardan beraat ettiler. İlk davada kararı veren mahkeme bir ‘örgüt olmadığına’ hükmetti ve karar kesinleşti. İlk mahkemenin bulamadığı suçu daha sonra ağır ceza mahkemeleri aradı. Ondan da beraat ettiler. Silivri’de sevinç çığlıkları attığımız bir gündü.

Cezayı veren hakimlerden bir tanesi bağımsız yargı ilkelerine aykırı olarak AKP belediyesinde 7 yıl avukatlık yapmış birisiydi. AKP’den milletvekili aday adayı olmuştu.

Tek bir delil sunulmadı mahkemeye. Suç unsuru yoktu. Arkadaşlarımız ve annem tek bir delil gösterilmeden tutuklandılar. Bunların hepsine baktığımızda bir komplonun içinde olduklarını göreceksiniz.”

25 Nisan’daki Gezi Davasında İstanbul 13.Ağır Ceza Mahkemesi Osman Kavala’ya hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüsten ağırlaştırılmış müebbet, Mücella Yapıcı, Çiğdem Mater, Hakan Altınay, Mine Özerden, Can Atalay, Tayfun Kahraman, Yiğit Ali Ekmekçi’ye ise bu suça yardımdan 18 yıl hapis cezası verdi. Heyette bulunan üye hakim Murat Bircan’ın AKP’den Samsun milletvekili aday adayı olduğu ortaya çıktı.

ERDOĞAN DA DÜŞÜNCE SUÇLUSUYDU

“Düşünce mahkumu” bugün tüm dünyada görüşleri nedeniyle tutuklanan veya hüküm giyen kişiler için yaygın olarak kullanılan bir ifade.

Bu ifade ilk kez İngiltere’den avukat Peter Benenson tarafından, 1961’de yayımlanan ve daha sonra kurucusu olacağı Uluslararası Af Örgütü’nün tohumlarının atıldığı “Unutulmuş Mahkumlar” başlıklı bir makalede kullanıldı.

Uluslararası Af Örgütü şu an dünyada 150 civarında düşünce mahkumu için kampanya yürütüyor. Geçmişte “düşünce mahkumu” olan Türkiye’den birçok isim var. Günümüz Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan da listede.

Erdoğan, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanıyken Ziya Gökalp’in ‘İlahi Ordu’ şiirini okuduğu için “halkı kin ve düşmanlığa tahrik ettiği” gerekçesiyle 10 ay hapis cezasına çarptırılmıştı.

Erdoğan, 26 Mart 1999’da girdiği cezaevinde 4 ay 10 gün kaldıktan sonra 24 Temmuz 1999’da tahliye edilmişti.

Türkiye’den “düşünce mahkumu” olan bazı siyasilerin isimleri şöyle:

Celal Bayar, Aziz Nesin, Mümtaz Soysal, Sevgi Soysal, Behice Boran, İsmail Beşikçi, Eşber Yağmurdereli, Akın Birdal, Leyla Zana, Hatip Dicle, Orhan Doğan, Selim Sadak, Doğu Perinçek, Recep Tayyip Erdoğan

GEZİ TUTUKLULARI HAKKINDA

Osman Kavala, tüm yaşamını sanat aracılığıyla kültür ve diyaloğu desteklemeye adamış bir iş insanıdır. Anadolu Kültür’ün yanı sıra ülkenin dört bir yanında çok sayıda ilde sanat merkezleri kuran ve sanatsal ifadeyi geliştirmeye yönelik projeler yürüten Kavala, bu yolla daha önce sanat alanına kolayca erişemeyen kişiler için fırsatlar yarattı.

Mücella Yapıcı bir mimar. Gezi Parkı protestoları sırasında Mimarlar Odası İstanbul Şubesi’nin Genel Sekreteri olan Yapıcı, “toplantı ve gösteri yürüyüşleri kanununa muhalefet” suçlamasıyla yargılanan 26 kişiden ve Taksim Dayanışması’nda yer aldıkları için “[yasadışı] örgüt kurmak ve yönetmek” ve “toplantı ve gösteri yürüyüşleri kanununa muhalefet” ile suçlanan beş kişiden biriydi. 26 kişinin tamamı 2015’te beraat etti. Yeniden görülen Gezi Davası, Mücella Yapıcı’nın 2013’teki kitlesel protestolarla bağlantılı olarak karşı karşıya kaldığı üçüncü yargılamaydı.

Tayfun Kahraman, şehir plancısı ve Taksim Dayanışması üyesidir. Kahraman, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde Şehircilik Proje Koordinatörü olarak çalışıyor.

Can Atalay, 2013’teki Gezi Parkı protestoları sırasında Taksim Dayanışması’nın ve Mimarlar Odası İstanbul Şubesi’nin avukatıydı. Atalay, aynı zamanda, 2014’te 301 madencinin patlama sonucu hayatını kaybetmesinin ardından açılan Soma Davası ve 2018’de 24 kişinin öldüğü olayın ardından açılan Çorlu Tren Kazası Davası gibi önemli cezasızlık davalarında yakınlarını kaybeden aileleri temsil ediyor.

Mine Özerden, Taksim Meydanı’ndaki kentsel dönüşüm projesine karşı 2011’de kurulan bir diğer sivil toplum çatı örgütü olan Taksim Platformu’nun üyesidir. Belgesel film yönetmeni Özerden, reklamcılık sektöründe ve sivil toplum örgütlerinde çalışmıştır.

Çiğdem Mater, film yapımcısıdır. Daha önce Boston Globe, Le Nouvel Observateur, the LA Times, RFI ve Sky News gibi çeşitli uluslararası basın örgütlerinde muhabir, çevirmen ve yapımcı olarak çalıştı. 2010’dan bu yana çok sayıda yerel ve uluslararası film ve belgeselin yapımcılığını üstlendi. Mater’in yapımcısı olduğu “Kurak Günler” adlı filmin galası bu yıl Cannes Film Festivali’nde yapıldı ancak kendisi cezaevinde olduğu için gösterime katılamadı. Galada bir koltuk Mater onuruna boş bırakıldı.

Hakan Altınay, Boğaziçi Avrupa Siyaset Okulu’nun Direktörü ve Global Civics Academy’nin Başkanıdır. Financial Times, International Herald Tribune ve New York Times gazetelerinde yazıları yayımlandı. Altınay, Açık Toplum Vakfı Türkiye’nin kurucu direktörüydü.

(HA. Bianet.)