88.Yılında Zoraki Türkleştirme ve İslamlaştırmanın Adı Dersim Katliamı ?

Katliamların normal karşılandığı bir coğrafyada yaşıyoruz. Tarihi katliamlarla dolu olan Osmanlı imparatorluğu ve onun devamcısı olmakla övünen Türk devleti, tek ulus tek bayrak , tek din , tek devlet yaratmak için onlarca katilima başvurmuş. Başta Ermeniler olmak üzere Kürtler, Aleviler, Sol ve Sosyalistler devlet tarafında kırım ve zulümden geçirilmiştir. Bu katliamlarından en önemlilerinde biride 4 Mayıs 1937 yılında uygulamaya koyulmuş olan Dersim katliamıdır.

Dersim Katliamı’nın nedenlerini anlamak için fazla uzağa gitmeye gerek yoktur. Bunun için T.C Devleti’nin kuruluş felsefesi olan tekçi ırka dayalı ulus devlet anlayışına bakmak yeterlidir. 4 Mayıs 1937-38’e birden gelinmedi. T.C. devletinin Türk İslam sentezi dışında kalan halklara yönelik uygulamış olduğu “siyaset belgesi” niteliğindeki 1925 “Şark Islahat Planı” gerçeği netçe açığa seriyor. Bu planın özü ve özetini dönemin Başbakanı İsmet İnönü şöyle formüle etmiştir: Vazifemiz, Türk vatanı içinde bulunanları mutlaka Türk yapmaktır. Türklüğe ve Türkçülüğe muhalefet edecek unsurları kesip atacağız. Vatana hizmet edeceklerde arayacağımız nitelikler her şeyden evvel o adamın Türk ve Türkçü olmasıdır.Bilindiği üzere Dersi öz savunmasını bir devlete karşı Dersim İsyanı olarak görüp-gösteren Kemalist Cumhuriyet Seyit Rıza, devlete isyan ettikleri gerekçesiyle apar topar göstermelik İstiklal mahkemelerinde yargılanan Seyit Rıza ve yoldaşları Usene Seyd, Fındıq Ağa, Hesen Ağa, Usene Sey Rızay, Ali Ağa, Hesene İvraime Qız 15 Kasım 1937 günü Elazığ Buğday Meydanı’nda idam edildiler.Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin 4 Mayıs 1937 yılında Bakanlar Kurulu kararıyla başlattığı Dersim Tertelesi’nde binlerce insan öldürüldü, binlercesi yerinden-yurtlarından, tarihinden, kültüründen, inancından koparılarak Türk ve Müslüman toplumun içinde “zorunlu iskan”a tabi tutuldu. Kızılbaş/Alevi, Kürt, Kırmanç/Zaza, Ermeni kız çocukları ise Türk ve İslamcı yapılmak üzere köklerinden koparılarak kimsesizliğe mahkum edildi.Bütün faşist ve gerici iktidarlar, halklara karşı uyguladıkları kanlı katliamcı politikalarına haklı ve meşru bir zemin yaratmak isterler. Bunun için amaçlarını evrensel değerlerin ve kavramların içine yedirerek, katliam ve kırımları meşru zemin yaratmaya çalışırlar.Fazla uzağa gitmeye gerek yok: yakın geçmişte Amerikan emperyalizmi Irak işgalinin gerçek nedenini gizlemek için, “Kimyasal silah var,” “Saddam diktatör,” “Biz Irak’a özgürlük götüreceğiz” yalanını etkili biçimde kullandı. Libya, Suriye, Afganistan vb. yerlerde de benzer söylemler zemininde işgaller yapıldı onbinlerce insan katledildi. Türkiye’de dönemin Başbakanı Bülent Ecevit 19 Aralık 2000’de gerçekleştirdiği F tipi zindanına geçiş katliamını haklı göstermek için katliamın adına,“ Hayata Dönüş” demişti. Cumhurbaşkanı R. T. Erdoğan’ın temsil ettiği iktidar ise uyguladığı kanlı katliam yüklü faşist halk düşmanı politikalara, “ileri demokrasi,” “Yeni Türkiye” demekten geri kalmamıştır.Yani T.C devleti 4 Mayıs 1937de başlayıp 1940’lara dek süren Dersim Katliamı’nı meşru göstermek için başvurduğu yalanlar da bunlardan farklı değildir. Yerine göre “feodalizmin tasfiyesi,” “İngilizlerin kışkırttığı Kürtlerin isyanı,” “ ilkel, rafizi, Kızılbaşların devlete karşı isyanı”nı bastırmak için yapılan harekat… Veya gayri medeni yaşayan bir toplumu “medeniyet”e kavuşturma gibi ulvi amaçlar… Kim medeni, kim değil, demokrasi nedir, ilkellik nedir vb tartışmaları, 105.yıllık Kemalist cumhuriyetin nemenem bir halk düşmanı cumhuriyet olduğunu ortaya koyuyor.Zira T.C. devletin Osmanlı’dan devralarak uygulaya geldiği Alevi Kızılbaşları kurşun ve kılıçla İslamlaştırma politikalarına, Türkleştirme politikaları da eklenince Dersimin kırımın nedenleri de daha net açığa çıkıyor. 88.yılında bir kez daha faşist Dersim katliamını lanetliyor ve yeni katliamların olmaması için katliamını gerçekleştiren T.C. devleti gerçeklerle yüzleşip, halklardan özür dilemelidir.Dersimi, Maraşı, Sivası , Roboskiyi ,Suruçu, Suru Unutma Unutturma..!