84 .Yıl Önce idam Edilen Seyit Rıza ve Yoldaşları Bir Çok kentte Anıldı…!

Hatırlanacağı üzerine 38 Dersim Katliamında, Dersimin zoraki Türkleştirme politikasına karşı gelip saldırılara karşı direnişin önderleri konumunda olan 1935’de TBMM’de çıkarılan Tunceli Kanunu’nun tahakkümcü uygulamalarına boyun eğmedikleri için tutuklanarak, sonucu önceden belli olan göstermelik yargılamadan sonra Elazığ Buğday Meydanı’nda asılarak idam edilen seyit Rıza ve yoldaşları Türkiye’nin değişik kentlerinde basın toplantılarıyla anıldı. Kürt ve alevi emekçilerine gözdağı vermek ve T.C Devletinin tüm emekçileri zoraki Türkleştirme ve kendi değerlerinden uzaklaştırarak teslim alma saldırısının bir uzantısı olarak uygulamaya sokulan dersimi ehlileştirip teslim alma saldırısının sonucu olarak idam edilen seyit Rıza ve yoldaşlarının mezarlarının hala nerede olduğu bilinmemektedir. Dersim direnişinin kanlı ezilmesinin bir göstergesi olan bundan 84.yıl önce idam edilen Seyit Rıza ve yoldaşlarını saygıyla anıyoruz.

Katliamcı TC devleti Seyit Rıza ve Dersim katliamından sonrada yeni katliamlara yaparak emekçileri halklarımızı korku imparatorluğunun içine hapsetmeye ve iktidarlarını sürdürmeye devam ettiler. Dünden bugüne T.C devletinin Kürt ve Sünni olmayan halklara yönelik faşist baskı, zulmü ve katliamları devam etti ve ediyorda.

Türk ve Kürt ulusu ve ulusal azınlıktan emekçiler birleşip ayağa kalkarak faşist katliamlardan hesap sormadan yeni katliamların önünü almak güç olacaktır. Nitekim 37 Dersim katliamının ardından 6-7 Eylülde Rumlara yönelik katliamla devam etmiş,1 Mayıs 1977 ,Maraş, Çorum, Sivas, Gazi, Cizre, Sur, Suruç, Diyarbakır, Ankara gar katliamlarıyla bu faşist katliamlar serisi devam etmektedir. Saray faşizmi Kürt direnişini ezmek için sürekli olarak Kürdistan’ın dağlarını bombalamakta, şehirlerde tutuklama operasyonlarıyla asimilasyon ve teslim alma saldırılarına devam etmektedir.

84.yılında seyit Rıza ve yoldaşları İstanbul, Mersin, Dersim, İzmir vb. bir çok kentte anıldı.

Seyit Rıza ve arkadaşları Kadıköy’de anıldı: Dersim’de tartışmasız bir katliam uygulanmıştır ..!

Dersim Dernekleri Federasyonu(DEDEF) ve Avrupa Demokratik Dersim Birlikleri Federasyonu (ADEF) İstanbul Kadıköy’de bir araya gelerek Seyit Rıza ve arkadaşlarını andı. Anmaya, Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD), Halkların Demokratik Partisi Milletvekilleri Zeynel Özen ve Musa Piroğlu ile Munzur Çevre Derneği de katıldı.

Anmada söz alan kurum yöneticileri, Seyit Rıza ve arkadaşlarının mezar yerlerinin açıklanmasını isteyerek; “Seyit Rıza Kerbela’da şah Hüseyin’dir. Madımak’ta Hasret’tir. Pir Sultan’dır. 84 yıldır seyidimizin huzuruna gidip mum yakamıyoruz. Bu bize derttir. Milyonları sokağa dökmeden hesap soramayız. Seyit Rıza’dan bu yana bu topraklarda katliamlar sürüyor” şeklinde konuştular.

“DERSİM’DE TARTIŞMASIZ BİR SOYKIRIM UYGULANMIŞTIR”

Anmada yapılan basın açıklamasını DEDEF Genel Başkanı Özcan Tacar okudu. Tacar, idam edilişlerinin 84. yılında Seyit Rıza ve yoldaşlarını unutmadıklarını ve unutturmayacaklarını vurgulayarak şunları dile getirdi:

“1937/38 Dersim Soykırımında, DERSİM toplumunun geleneksel önderleri 1935’de TBMM’de çıkarılan Tunceli Kanunu’nun tahakkümcü uygulamalarına direndikleri için tutuklanarak, önceden belli olan sözde yargılamadan sonra Elazığ Buğday Meydanı’nda asılarak idam edildiler. Yine aynı tarihlerde kurşunlanan, süngülenen, bombalanan, uçurumlardan atılan, yakılan, zehirlenen, idam edilen, mezar hakları bile çiğnenen, sürgün edilen on binlerce mazlum insanımızın acılı hatıralarını yüreğimizin en derinliğinde hissediyoruz. Bu katliam, Dersimlilerin belleğinde, tesellisi olmayan ve kabul edilemez bir yara olarak günümüzde dahi kanamaya devam etmektedir. Dersim kimliğinin ve kültürünün temel taşıyıcısı konumundaki -başta Seyit Rıza olmak üzere-halk önderlerini hileyle katledildikten sonra başsız ve çaresiz kalan Dersim Halkına karşı eşine az rastlanılır bir sürgün, kırım, müsadere ve saldırganlıkla, tartışmasız bir soykırım uygulamıştır.”

“FARKLI OLMA HAKKINI DÜŞMAN OLARAK KODLAYIP YOK EDEN IRKÇI İDEOLOJİ VAR

Toplumu tek tipleştirici devlet iradesinin, 1937’den başlayarak Dersim’in farklı kimliğini yok etmeye ve bunu başarabilmek için de yerel önderliklerin imhasına yöneldiğini ifade eden Tacar; “4 Mayıs Hükümet kararıyla Dersimde köy boşaltmaları ve sürgünler başlatılmış, direnenler yakılıp bombalanmış, çocuklar, bilhassa da kız çocuklar ailelerden kopartılarak başta subay olmak üzere Türk ve Sünni ailelere pay edilmişlerdir. Mağaralara sığınan kadın ve çocukların zehirli gazlarla katledilmesinin yanı sıra, köylerinden toplanan masum insanlar ayırımsız kurşuna dizilmiş veya uçurumlardan atılmışlardır. Bu uygulamalarla, sadece Dersim’e karşı değil aynı zamanda tüm insanlığa karşı suç işlemiştir. Bugün başta bizlere ve bütün demokratik kamuoyuna; insanlığa karşı işlenmiş bu suçun teşhir edilmesi ve bütün insanlık huzurunda lanetlenmesini sağlamak sorumluluğu düşmektedir. Dersim’de gerçekleştirilen soykırımın başlıca sorumlusu, farklı olma hakkını düşman olarak kodlayıp yok eden ırkçı ideolojidir. Onun günümüzdeki devamı ise, aynı uygulamayı 84 yıl sonra bile sürdüren mevcut siyasal iktidardır” şeklinde konuştu.

“DERSİM 80 YILDIR, YARALARINI SARMAYA ÇALIŞIYOR”

AKP iktidarının, o günlerden aldığı mirası, baraj ve HES’ler, madenler, köy boşaltmaları, arazi tahsisi ve inanç yerlerinin tahribatı ile devam ettirdiğini söyleyen Tacar sözlerine şu şekilde devam etti:

“1937/ 1938, Dersim halkına yönelik baskı ve asimilasyon politikalarının toptan bir imha haline dönüşme tarihidir. 15 Kasım 1937 tarihinde Dersim’in önde gelenleri, Seyitleri idam edildi. İdam edilenlerin mezar yerleri belli değil. Dersim 80 yıldır, yaralarını sarmaya, inkar edilmişliğini aşmaya, eşit yurttaşlık hakkını kazanmaya ve tabii atalarının mezar yerlerini bulmaya çalışıyor. Tarihi hatırlamanın ve katledilenlerin anıları önünde saygıyla eğilmenin, ülkemizde ilerde benzeri kitlesel katliamların engellenmesi; insan haklarına saygılı, barışı sağlamış demokratik bir toplumun kurulabilmesi için çok önemli olduğuna inanıyoruz.”

“TALEPLERİMİZİN GERÇEKLEŞMESİ İÇİN HERKESİ MÜCADELEYE ÇAĞIRIYORUZ”

Tacar, DEDEF ve ADEF olarak taleplerini bir kez daha sıralayacaklarını belirterek; “*Arşivler Açılsın, “Dersim” ismi iade edilsin.

*Dersim halkından özür dilensin.

*Sürgünler, kayıplar ve evlatlık alınan çocukların listesi açıklansın.

*Seyit Rıza ve arkadaşlarının mezar yerleri açıklansın.

*Dillerimize ve Kızılbaş Alevi inancımıza özgürlük tanınsın.

*Munzur’daki Baraj projeleri iptal edilsin.

*Eşit yurttaşlık hakkımız tanınsın.

Herkesi taleplerimizin gerçekleşmesi için mücadele etmeye çağırıyoruz” dedi.

Anma paylaşılan lokmaların ardından son buldu.

Seyit Rıza ve arkadaşları İzmir’de anıldı: Diz çökmediniz, diz çökmeyeceğiz!

İdam edilişinin 84. yılında Seyit Rıza ve yoldaşları Demokratik Alevi Dernekleri İzmir Şubesi ve İzmir Dersim Kültür ve Dayanışma Derneği öncülüğünde Karşıyaka İskelesi’nde anıldı. Anmada mumlar yakılarak niyaz ve lokmalar dağıtıldı. Siyasi parti, yöre dernekleri ve Alevi kurum temsilcilerinin yanı sıra çok sayıda yurttaşın katıldığı anmada kitle adına açıklamayı Demokratik Alevi Dernekleri İzmir Eş Başkanı Nebahat Çelik okudu.

Attıkları “Devlet Dersim tertelesi ile yüzleşsin”, “Dersim onurdur, onuruna sahip çık”, “Tertele Dersim Xo Vîra Meke” sloganları ile soykırıma dair tepkilerini dile getiren kitle, taleplerini ise taşıdıkları “Devletin Dersim katliamı arşivleri açılsın” dövizi ile gösterdi.

Çelik, katliam ile yüzleşilmesi, Seyit Rıza ve yoldaşlarının cenazelerinin teslim edilerek nakline engel olunmaması, cezaevine atılan Dersimliler ve kayıp çocukların akıbetinin açıklanması, toplumsal kimliklerinin tanınarak asimilasyona ve şiddete son verilmesi çağrısında bulundu.

“DERSİM, TEK TİPLEŞTİRME KIYIMLARININ SON HALKASIDIR”

Hazırlıkları yıllara yayılan soykırımın, Dersim’de isyan var yalanıyla gerekçelendirilerek meşrulaştırılmak istendiğine dikkat çeken Çelik, “Gerçekte ise Dersim’de isyan yoktu, Dersim’e saldırı vardı. Dersimlinin yaptığı şey ise her canlının yapacağı gibi yaşamını ve yaşam alanını koruma çabasından ibaretti. İttihat ve Terakki Cemiyeti tek tip iktidar alanı yaratmaya odaklı politikalarını hayata geçirmiş. Başta Hristiyan halklar olmak üzere, bu toprakların kadim halkları yok edilmiş, sıra Müslüman Kürt kardeşe ve Alevi halklara gelmiştir. Dersim, tek tipleştirmeye koşullu bir kıyımlar zincirinin son halkası olmuştur” diye konuştu.

“ÜLKENİN HARCI, ALEVİLER VE ÖTEKİLEŞTİRİLENLERİN KANI İLE KARILDI”

Çelik, Dersim’in kültürel dokusunun tahrip edilerek insansızlaştırıldığını ve tarihsel-toplumsal geçekliğinin yok edildiğini belirterek, “Buna karşın sürekli olarak Alevilerin ve bağlamında Dersimlinin Cumhuriyetin-laikliğin bekçisi ve bu sistemin harcı olduğu propaganda edilmiştir. Tek tipçi politikalara kurban edilen gerek Dersimliler ve Aleviler, gerekse tüm ötekileştirilenler, bu topraklarda rızalı ve ikrarlı bir birliğe her zaman hazır olmuşlardır. Alevilerin bu ülkenin harcı-çimentosu olduğunu söyleyenler, bu ülkenin harcını Aleviler ve bütün ötekileştirilenlerin kanıyla karmış, dahası bu politikaları sürdürmüşlerdir. Seksen dört milyon yurttaşın ülkesinde, her bir toplumsal gerçekliğin haklarına saygı ve anayasal güvence bir haktır, teslim edilmelidir. Rızalı ve demokratik bir birlik başkaca mümkün olamayacaktır” ifadelerini kullandı.

“YÜZLEŞME VE ADALET TALEBİMİZİ YİNELİYORUZ”

Seyit Rıza, oğlu ve beş arkadaşının cenazelerinin teslim edilerek Dersim’e nakline engel olunmaması çağrısında bulunan Çelik, “84. yılında, Seyit Rıza ve tüm yitirdiklerimizin huzurunda bir kez daha dardayız. Diyoruz ki sizler cümle Hakk diyenlerin yüreğinde mekan tuttunuz. Diz çökmediniz, diz çökmeyeceğiz! Halklarımız bu topraklarda rızalı-ikrarlı, demokratik bir buluşmayı ve yarınları mutlaka inşa edecektir. Dünyada ki örneklerinden hareketle yüzleşme ve adalet talebimizi bir kez daha yineliyoruz” şeklinde konuştu.

Anma, lokmaların paylaşılması ile son buldu.

Seyit Rıza ve yoldaşları, idam edilişlerinin 84. yılında Mersin’de anıldı

38 Dersim Tertelesi’nde, Dersim toplumunun önderleri 1935’de TBMM’de çıkarılan Tunceli Kanunu’nun tahakkümcü uygulamalarına direndikleri için tutuklanarak, sonucu önceden belli olan sözde yargılamadan sonra Elazığ Buğday Meydanı’nda asılarak idam edildiler.

Mersin Dersimliler Derneği ve Demokratik Alevi Dernekleri Mersin Şubesi, Seyit Rıza ve yoldaşlarını idam edilişlerinin 84. yıl dönümlerinde Mersin’de andı. Saygı duruşuyla başlayan anmada konuşan Mersin Dersimliler Derneği Başkanı Hasan Tanrıkut, Dersim Katliamı’na ilişkin arşivlerin açılmasını ve Seyit Rıza ve arkadaşlarının mezarlarının yerinin açıklanmasını istediklerini söyledi.

“MASUM İNSANLAR AYIRIMSIZ KURŞUNA DİZİLMİŞ VEYA UÇURUMLARDAN ATILMIŞLARDIR”

Yine aynı tarihlerde kurşunlanan, süngülenen, bombalanan, uçurumlardan atılan, yakılan, zehirlenen, idam edilen, mezar hakları bile çiğnenen, sürgün edilen on binlerce mazlum insanın acılı hatıralarını yüreklerinde hissettiklerini belirterek sözlerine başlayan Tanrıkut; “Bu katliam, Dersimlilerin belleğinde, tesellisi olmayan ve kabul edilemez bir yara olarak günümüzde de kanamaya devam etmektedir. Dersim kimliğinin ve kültürünün temel taşıyıcısı konumundaki -başta Seyit Rıza olmak üzere- halk önderlerini hileyle katledildikten sonra başsız ve çaresiz kalan Dersim Halkına karşı eşine az rastlanılır bir sürgün, kırım, müsadere ve saldırganlıkla, tartışmasız bir soykırım uygulamıştır. Toplumu tek tipleştirici devlet iradesi, 1937’den başlayarak Dersim’in farklı kimliğini yok etmeye ve bunu başarabilmek için de yerel önderliklerin imhasına yönelmiştir. 4 Mayıs Hükümet kararıyla Dersimde köy boşaltmaları ve sürgünler başlatılmış, direnenler yakılıp bombalanmış, çocuklar, bilhassa da kız çocuklar ailelerden kopartılarak başta subay olmak üzere Türk ve Sünni ailelere pay edilmişlerdir. Mağaralara sığınan kadın ve çocukların zehirli gazlarla katledilmesinin yanı sıra, köylerinden toplanan masum insanlar ayırımsız kurşuna dizilmiş veya uçurumlardan atılmışlardır” şeklinde konuştu.

“DERSİM, 84 YILDIR ATALARININ MEZAR YERLERİNİ BULMAYA ÇALIŞIYOR”

Bu uygulamalarla, sadece Dersim’e, Alevi toplumuna karşı değil aynı zamanda tüm insanlığa karşı suç işlendiğini vurgulayan Tanrıkut sözlerine şu şekilde devam etti:

“Bugün başta bizlere ve bütün demokratik kamuoyuna düşen görev insanlığa karşı işlenmiş bu suçun teşhir edilmesi ve bütün insanlık huzurunda lanetlenmesini sağlamak sorumluluğu düşmektedir. Dersim’de gerçekleştirilen soykırımın başlıca sorumlusu, farklı olma hakkını düşman olarak kodlayıp yok eden ırkçı ideolojidir. Onun günümüzdeki devamı ise, aynı uygulamayı 84 yıl sonra bile sürdüren mevcut siyasal iktidardır. Bugün AKP o günlerden aldığı mirası, baraj ve HES’ler, madenler, köy boşaltmalar, arazi tahsisi ve inanç yerlerinin tahribatı ile devam ettirmektedir. 1937/ 1938, Dersim halkına yönelik baskı ve asimilasyon politikalarının toptan bir imha haline dönüşme tarihidir. 15 Kasım 1937 tarihinde Dersim’in önde gelenleri, Seyitleri idam edildi. İdam edilenlerin mezar yerleri belli değil. Dersim 84 yıldır, yaralarını sarmaya, inkar edilmişliğini aşmaya, eşit yurttaşlık hakkını kazanmaya ve tabii atalarının mezar yerlerini bulmaya çalışıyor.”

“HER İNANÇ VE ULUSTAN HALKLARIMIZI BİRLİKTE ORTAK MÜCADELEYE ÇAĞIRIYORUZ”

Tarihi hatırlamanın ve katledilenlerin anıları önünde saygıyla eğilmenin, ülkemizde ilerde benzeri kitlesel katliamların engellenmesi; insan haklarına saygılı, barışı sağlamış demokratik bir toplumun kurulabilmesi için çok önemli olduğunu ifade eden Tanrıkut son olarak; “Mersin Dersimliler Derneği ve Demokratik Alevi Derneği olarak Daha önce de birçok kez dile getirdiğimiz taleplerimizi bir kez daha ifade ederek bu taleplerinizin karşılanabilmesi için DERSİM toplumu ve bütün Aleviler başta olmak üzere, her inanç ve ulustan halklarımızı birlikte ortak mücadeleye çağırıyoruz.

*Eşit yurttaşlık hakkımız tanınsın.

*Arşivler Açılsın, “Dersim” ismi iade edilsin.

*Dersim halkından ve Alevilerden özür dilensin.

*Sürgünler, kayıplar ve evlatlık alınan çocukların listesi açıklansın.

*Seyit Rıza ve arkadaşlarının mezar yerleri açıklansın.

*Dillerimize ve Kızılbaş Alevi inancımıza özgürlük tanınsın.

*Munzur’daki Baraj projeleri iptal edilsin” dedi.

Dersim’de yasağa rağmen Seyit Rıza anması..!

Dersim Emek ve Demokrasi Platformu’nun 84 yıl önce idam edilen Seyit Rıza ve arkadaşlarını anmak için yapmak istediği eylem Valilik kararı ile yasaklandı. Yasağa rağmen Seyit Rıza Meydanı’nda toplanılarak Seyit Rıza ve arkadaşlarını anıldı.

HDP milletvekillerinin katılımı ile yapılan açıklama polis ablukasında gerçekleştirildi. Açıklama yapan HDP Parti Sözcüsü Ebru Günay, Seyit Rıza ve arkadaşlarının anmasına gösterilen tahammülsüzlüğün kabul edilemez olduğunu belirterek “Seyit Rıza nasıl baş eğmediyse, Seyit Rıza’nın torunları da baş eğmeyecek” dedi.

84 yıldır Seyit Rıza ve arkadaşlarının mezar yerlerinin açıklanmadığına dikkat çeken Ebru Günay şunları ifade etti:

“Bizler, emekten, demokrasiden, özgürlükten yana olan güçler olarak, bu ısrarımızı mezar yerleri açıklanıncaya, devlet soykırımla yüzleşinceye, inancı ve dili kabul edilinceye kadar mücadeleye devam edeceğiz.”

Açıklamanın ardından oturma eylemiyle devam eden anma; sanatçılar Erdoğan Emir, Metin Kahraman ve Musa Baki’nin Dersim Tertelesi’nde katledilenler, Seyit Rıza ve arkadaşları için seslendirilen klamlarla son buldu.