100.Yıl Oldu M. Suphi ve 14 yoldaşı Karadenizde Katledileli..!

Tüm dünyayı sarsan şanlı Ekim Devrimi’nin etkileri ülkemizde de hissedildi. Marksizm’in yayılmasına büyük bir atılım kazandırdı. Türkiyeli komünistler proletaryanın bağımsız siyasetini sürdürecek komünist partisinin kuruluşu için harekete geçtiler. Kararlı, yoğun çalışmaları sonucu Kemalistlerin izin vermemesi nedeniyle M. Suphi önderliğinde 10 Eylül 1920 yılında Bakü’de 15 örgütü temsilen 75 delegenin katılımıyla toplanan Kongre TKP’yi kurdu.

M. Suphi başkanlığında büyük bir coşku ile başlayan Kongre, bütün komünist grupları birleştirdi; partinin Tüzük ve Programını onaylayarak TKP’ vücuda getirildi.. Parti Başkanlığına Mustafa Suphi, Genel Sekreterliğe Ethem Nejat yoldaşlar getirildiler. Böylece proletarya kendi bağımsız örgütüne kavuşmuş oldu. TKP’nin kurulması ile komünist grup, çevre ve hücreler tek bir örgüt içinde birleştirildi. Komünist parti programı oluşturuldu. Ve böylece geniş yığınları kucaklama safhasına geçildi.

TKP, Mustafa Suphi önderliğinde Marksizm-Leninizm’i yol gösteren düşünce olarak benimsedi. Lenin’in önderliğindeki 3. Enternasyonale bağlı olarak çalıştı. İşçi sınıfı ve köylülerin, emperyalizmin, faşizmin ve gericiliğin boyunduruğundan kurtuluşunun ancak devrimle mümkün olabileceğini kararlılıkla savundu. Proletaryanın kurtuluşunun kendi sınıf egemenliği ve sosyalizmde olduğunu savundu. 3. Enternasyonal’deki diğer komünist partileriyle birlikte, emperyalizme ve her türden gericiliğe karşı kararlılıkla mücadele etti, TKP, ülkemiz proletaryası ve halkının emperyalizme ve gericiliğe karşı aktif mücadelesini, örgütlemeye çalıştı. Emperyalist işgale karşı ulusal kurtuluş mücadelesinde, proletaryanın önderliğini ve emekçilerin iktidarını gerçekleştirmeyi başlıca güncel hedef aldı. Türkiye halklarının ulusal kurtuluş mücadelesine aktif olarak katıldı.

Ancak bu mücadelenin önderliğini elinde bulunduran burjuvazinin temsilcisi Kemalistler TKP’nin gelişmesini önlemek ve dağılmasını sağlamak için, önce sahte bir komünist partisi kurdular, sonra da Türkiye’ye gelmek için yola çıkan TKP’nin önder kadrolarını 28-29 Ocak 1921’de Karadeniz’de haince pusuya düşürerek kahpece katlettiler.

M. Suphi ve yoldaşları Kemalist gericiliğe uzlaşıcı bir iyimserlik göstermelerinin bedelini yaşamlarıyla ödediler. Bedel yalnızca bu olmadı. Türkiye Komünist hareketi için uzun süre yeri doldurulamaz denli büyük bir kayıp, ödünün ağır bedeli diğer yanı oldu. Liberal burjuvazi gelişen proletarya ve partisinden emperyalistlerden ve büyük burjuvaziden korktuğundan daha çok korkar ve devrime karşı emperyalistlerle kol kola girmekten geri durmaz. Kemalist burjuvazi de bu niteliğine uygun davrandı. M. Suphi önderliğindeki komünistlere özgürlük tanımadı. Devrimin Rusya’sından para ve silah desteği almak için komünistleri özgürlük tanıyor görünümü vermeye çalışırken, M. Suphi ve yoldaşlarını katlederek, Anadolu’da komünist ve devrimci örgütlenmeleri dağıtarak gerçek politikasını uyguladı. Bu yolla aynı zamanında emperyalistlerin teveccühünü kazanmaya çalıştı, kazandı da.

M. Suphi ve 14 yoldaşının Kemalist diktatörlük tarafından katledilmesi, TKP’nin gelişmesinde bir dönüm noktasını oluşturur. Bir süre dağınık kaldıktan sonra Şefik Hüsnü önderliğinde adım adım sistemleşen sağ oportünist bir çizgi izledi. Kemalistlerle uzlaşarak Kürt ulusal hareketini karsş tavır aldı; feodalizme karşı olma görüntüsü altında Kemalist rejimin Kürt katliamlarını destekledi, Kemalist rejimde demokratik devrimi yapmalarını bekledi.1952 tutuklamalarıyla ve alınan darbelerle TKP tasfiye edildi. Yurtdışına kaçıp bir mülteciler grubu kuran Yakup Demir kliği, Kruşçevci modern revizyonistlerin yardımıyla TKP tabelasını asarak sözde TKP’ni kurdu. 1950’lerden sonraki TKP Sovyet Sosyal emperyalizminin ada beşinci kolu olarak çalıştı ve süreç için legalleşerek dağıldı. Eski TKP’nin çizgisini savunduğunu iddia eden birçok TKP doğdu ama bu örgütlerin M. Suphi TKP’si ile her hangi bir bağları söz konu değildir.

Demirlerin, Bilenlerin, Kutluların modern revizyonist, uşak ruhlu TKP’nin ve onun mirasçısı olarak ortaya çıkan değişik sosyal şoven kesimlerin M.SUPHİ TKP’siyle en ufak bir ilgileri ve bağları yoktur.

Dahası ülkemizde 50 yıllık oportünist-revizyonist-reformist, çemberi ilk olarak 1972’de İbrahim Kaypakkaya önderliğinde, M. Suphi TKP’nin mirası üzerine kurulan TKP/M-L Hareketi yardı. Bugün bu mirası komünistler sürdürmektedir. O günden beri Türkiye proletaryasının öncü politik örgütünün temel görevi; Komünist Partisini yeniden kurma görevi bütün acilliğiyle önümüzde durmaktadır.

Proletaryanın komünist partisini oluşturma görevi esas olarak, proletarya hareketi ile bilimsel sosyalizmin birleşmesinde ifadesini buluyor. Elbette bu süreç içinde birçok devrimci görevin iç içe yerine getirilmesini de koşulluyor. Komünist hareketin sınıfla birliğini sağlama süreci aynı zamanda, M-L programın oluşturulması ve programda ki çarpıtılmışlıkların giderilmesi, kadrolaşma ve oturmuş örgütler yaratarak öncüleri saflarda birleştirme görevleriyle tamamlanması sürecidir.

Bugün mevcut halde M. Suphi TKP’sinin izinde yürüyen komünist hareket açısından durum şöyledir: Komünist hareket tasfiye edilmiş ve bunun yeniden örgütlenip ayakları üzerine oturtularak kadrolaşma ve sınıfa bağlanma görevleriyle devrimin öncü kurmayı komünist partisini kurma yolunda inatla ve ısrarla yürüyerek komünist partisini inşa etmeyi başaracaktır.

1921 yılının Ocak ayında Büyük Millet Meclisi’nden çağrılı olarak Ankara’ya doğru yola çıkan Suphi ve arkadaşlarına, Meclis ve Doğu Cephesi Komutanlığı, koruma vermedi. Kars ve Erzurum’da linç girişimlerine uğramalarına lakayıt kaldı ve hatta teşvik etti. l921 yılı Ocak ayında, 28’i 29’a bağlayan gece 14 yoldaşı ile birlikte Trabzon’dan Sovyetler’e geri gönderilmek için bindirildikleri teknede, Kayıkçılar Kahyası Yahya’nın adamları tarafından öldürüldüler.

Mustafa Suphi ve 14’ler ölümsüzdür.!